27 Ekim 2013 Pazar

Hastalik suresince ogrenilenler

1) Olum korkutuymus. Olumden korkmam sanirdim, insan hic olumun kendisinden korkmuyormus, geride birakacaklarina, yasayamayacaklarina, yapamadiklarina yaniyormus.

2) Aile insanin hayatinda tek hakiki gercekmis, ne kadar kizarsan, arkadaslarini daha yakin hissettigini dusunsen de anliyorsunki, en cok ailen yanindaymis, icleri yanarmis senin acinla. Aile bir baskaymis.

3) Dostluklar cok onemliymis. Bazen birkac ayda kurulurmus, en kotu zamaninda gecelere sabahlara kadar yaninda olurlarmis, ama seni yalniz birakmazlarmis. Dostluk pek cok degerliymis.

4) Bazi dost bildigin insanlar dost degilmis, o da sorun degilmis, ne kadar ekmek o kadar kofte yapmaliymis.

5) Hayat dusunuldugunden kisaymis, yapilcak cok sey varmis, ben cok kiymetliymis, zaman cok kiymetliymis.

6) Bilmedigimiz pek cok hastalik varmis.

7) O hastaliklar dusunuldugu kadar uzak degilmis.

8) Hastaneye girmemeliymis insan, girince cikmasi zormus, ama girmezsen iyilesmesi de zormus haliylen.

9) 3-4 gunluk ilac yuklemesiyle cok su tuketmedigin takdirde bobrekler iflas ediyormus, oldukca hassas organlarmis, geri donusu cok da kolay olmayabilirmis, dikkat!

10) Yatilacak hastane iyi secilmeliymis. Eger firsat varsa, tek odada kalinmaliymis,

11) Hastaneden kapilan enfeksiyonlar da hayat karartici olabiliyormus.

12) Hastane, ilaclarin yan etkisi oyle birkac gune gecmiyor, haftalar, aylar suruyormus.

13) Normal haller, kosabilmek, yuruyebilmek, ise gitmek guzel ozel seylermis.

14) Anne gelince insan cok daha cabuk iyilesiyormus :)

15) Normal rutinlerden sikayet ederken, rutine donmek icin can atiliyormus.

16) 13 sayisi bana pek de yaramiyormus, belki ugursuzmus.

E de yeter, cok sey ogrenmisim.

26 Ekim 2013 Cumartesi

Durumlar haller

Hastalik konusmak, yazmak, hissetmekten sikildim. Ruh hali hala oldukca garip, calismamak garip is. Tam tamina 2005 Aralik ayindan beri calismaya hic ara vermemisim, en fazla 20 gunluk Turkiye tatillerinde bile ha onu ha bunu ziyarete gidelimle gecen gunler var, ama boylesine tembel hicbirsey yapmadan gecmis gunlerin anisi lise yillarina taniyor, lise 1-2 falan. Ilginc, ihityacim olan bir dinlenmeymis ama biraz da sikici aliskin olmadigimdan, bir de yalnizlik var, su New York'ta olup da yalnizliktan yakinmadigim gun olmadi :) Annem burda simdi, oh super ama hani yine soyle herkes curcuna, dostlar yok, yine bir bizbizelik. Annesizlikten cok daha super ama yine biraz yalniz.

Ne yazsam bilemedim, agzim acilsa yine hastaliktan baska birsey cikmayacak, e baska yaptigim bisi de yok, hani bilgi verebilirim olanlarla ilgili aman offf onu da yapasim yok. Izlenen filmler ve diziler var, e o da ic acici degil.

Ise gitmek istiyorum, gittim de Persembe birkac saat Cuma biraz, vebali gibi git dediler bana, baskalarina birsey bulastiririm diye. Hic hos bir his degildi, doktor sorun bitti git dedi ama bir resmi mektup yazmasi gerekiyormus, ciktim geldim eve vebali vebali. Her sorunlu kadin gibi kuafore gittim, kizilimsi saclarim var, fena da degil. Anneyle gezmek var o da super, ama 2-3 saatte deli gibi yorulmak hala sinir bozucu.

Bu zor bir donemdi, benim icin, ailem icin, sevdiklerim icin. Bilmedigim guzel arkadasliklarim olmus, hastanede beni yalniz birakmamalarindan anladigim. Kultur farki cok goruluyor boyle durumlarda, hani biz Turkler, deli gibi arar sorariz, oyle kisisel alan vermek derdimiz yoktur, arkadasimiz kotu durumdadir ne halde olsa gideriz. Amerika'da durum farkli, gitsek rahatsiz olur, zaman vermek, istiyorsan sen cagirirsin belki, ya da ne bileyim bambaska. Talep etmek yalnis, hayal kirikligina ugramak da. Ama e birkac arkadasla ugradim yine de :) Daha cok cok gelmek istiyoruz deyip, tam 4 haftadir gorusemedigim ve yakin oldugumu dusundugum arkadaslara. Ne bileyim Turklerden iyi dost oluyor ya, bir de Fransizlar en eazindan birkac benim bildigim :) Boyle durumlar olunca diyorum Turk biriyle evlenmek gerek.

Baska. Ha bi de Halloween bu hafta, bir de soguk, Ekim nasil gecti anlamadim. Ama su 2013 bi bitsin, hani 13'u ugursuz da bulmazdim hic ama ulan nedir bu haller.

Bugun turku dinleyesim var: Bu hosmus :)

Daha yazasim var ama ne yazsam bilmem, susayim bari. En yakin dostlarla bile konusamiyorum, ise gitmiyorum, valla nerde eski geveze ben, hatta facebook aktivitem bile yok, icimden gelmiyor, boyle kapanasim var, icime hani, benden ice donuk bisi olmaz ya belki normal halimden kapanirim, belki de acilirim bir sure sonra ne biliim. Ice kapanik deyince aklima sumuklu bocek geliyo, ole kabimiz olsa girsek hemen :)

12 Ekim 2013 Cumartesi

Yasiyoruz cok sukur der gibi...



Yine hastalik konumuz haliyle. Menenjit denilen sey beyinde olusan enfeksiyon. 2 cesiti oluyor: virus ya da bakteriden kaynaklanan. Bekteriyel oldugunda cok daha tehlikeli, olumcul ve bulasici. Viral olani da tehlikeli, ancak bakteriyel kadar bulasici ve olumcul degil. 3 cesit bakteri neden oluyor, tedavisi icin antibiotik kullaniliyor. Viral olani icin tedavi biraz daha zor, cunku her viruse karsi etkili bir ilac yok. Birkac kullanilan antiviral ilaclar var, bir viruse has olmasina ragmen digerlerine etki edebilen virusun cogalmasi sirasinda. Cok kolayca kapilabilecek bakteri ve virusler, anca sadece zayif olundugunda beyni gidiyor, cogu insan ustesinden gelebilmesine ragmen cok zayif bagisiklik sisteminde beyin ve omurilikte iltihap olusturuyor. Bu durumda ise zaman cok onemli, 72 saat icinde doktora gitmek gerekiyor, aksine kalici hasar ihtimali yukseliyor. Tabi her virus, bakterininin kendine has ozelligi var. Kapmasi bu kadar kolay olmasina ragmen, tesbiti biraz zor bir hastalik. Grip benzeri isaretler gosteriyor, yuksek ates, yorgunluk, uyku hali, bazen bogaz sisligi, boyun tutulmasi ve benzeri...Duydugumuz menenjit vakalari genelde cocuklukta goruluyor, cunku konusup anlasilacak bir durum degil onlar icin ve sure uzadikca biraktigi zarar artiyor maalesefki...

Benim durumda hala bilmiyorlar neden oldugunu, grip asisi, dudak ucuguna neden olan herpes, sinekten gecen west nile virusu doktorlar tarafindan dusunulen olasiklar. Bizim okuyarak buldugumuz coxsackie virusu de baska bir olasilik. Bilmemek garip biraz, ya yine olursa korkusu birakmiyor insani. Olmaz heralde diyor insan bir taraftan ama kimbilir. Artik cevap veremedigim her telefon panige nedne oluyor, tuvalete banyoya, uyumaya her halde yanimda oluyor, cunku cevap vermezsem annem, abim, dostlarim panik oluyor. Komik biraz, ama hepimiz atlatacagiz tabi bu durumu. Ben bazen korkuyorum, Iraz'a mesaj atiyorum, yarin bana soru sor nerdeyim, kac yasindayim, kimim :) Bu da komik, ama bunlari karistirmistim, garipsem anlasilsin. Ben kucukken annem oksursem beni doktora gotururdu. Hasta dogmusum ben, olecekmisim, doktorlar umudu kes demisler, kesmemis annem hic, ben de yasamisim iste, hic emekleri bosa cikarmam, keh keh. Korkardi annem birsey olacak diye, ben de annem gibi olcak, boynu tutulsa doktora gidecegim, ole dedi doktorlar, kisa zaman icinde demis olabilirler ama riske atmayacagim heralde.

Biraz karmasigim, soktatim hala. Ne hissediyorum bilemiyorum, hersey fani modunda miyim, bakis acim degisti mi, nasil degisti cozemedim pek. Tek bildigim arkadaslar sorun anlattiginda, ne olacak amaaan salla modundayim. Surekli bahsetmek istemiyorum ama yani hayatini kaybetmekten, felc kalmaktan daha kotu ne olabilirki ya, sen saglikli ol sevdiklerin saglikli olsun, oh bi de yanindalarsa daha ne olsun be anacim!!!

Velhasili yasiyoruz cok sukur der gibi haller....

8 Ekim 2013 Salı

Ne yakinsin bir o kadar da uzak...

Olumden bahsediyorum bu defa. Ne ask, ne o, ne bu. Hic bu kadar yakindan hissetmemistim kendisini. Tum detaylari tarihleri hatirlamak istiyorum, hatirlayim ki hayatin hic can sikmayacak kadar kisa oldugunu unutmayayim, sevdiklerime unutturmayayim...

23 Eylul 2013, Pazartesi: 10 gun once cikilmis Bati tatili, 7 gun once olunmus grip asisi sonrasi hissedilen yorgunluk. Guzel bir haftasonu gecirilmis, mutluyum, ise gitmisim, Nathalialar gelecek bu gece, cok yorgunum, saat 8'de uyuyorum, gece 11'de geliyorlar, kapiyi aciyorum, birkac saat muhabbet, suurum yerinde, sonra tekrar uyuyorum

24 Eylul 2013, Sali: Dusa giriyorum ise gidecegim diye, titriyorum, dusecegim korkuyorum, tek derdim yataga ulasabilme, icerde Nathalia'lar ama caktirmadan acili yataga ulasiyorum, tum gun yatiyorum, ise gidemiyorum, su icemiyorum, tuvalete gidiyorum arada. Telde mesajlara cevap verebilmisim az da olsa, suurum cok acik degil, annem uzulmesin diye konusmuyorum, o kadar farkinda miyim durumun emin de degilim. Kizlar geliyorlar, saat kac bilmiyorum, konusmam da sorun var, hastayim diye dusunuyorum, tekrar yatiyorum.

25 Eylul 2013, Carsamba: Kizlar gidiyor evde, onlari iyi olduguma ikna ediyorum, arkadasin kocasi paracetamol veriyor, soyleyeceklerimi kolay toparlayamiyorum ama hastaliktan saniyorum. Saat 12 sulari annem cok ariyor skype'tan, artik dayanamaz diyorum ceva veriyorum. Mesajlara, telefonlara cevap veremiyorum, okuyorum ama cevap verecek halim yok. Annem kamerada, iyiyim diyorum dilim dondugunce, zaman kavramin yok, sonra hatirladigim annemin agladigi, "Kizim hastaneye gitmen lazim" dedigi. Burda grip olunca hastanede birsey yapmiyorlar diye dusundum, dedim mi bilemiyorum. Annem aglamasin istiyorum ama sonradan ogrendigim hic tepki vermedigim anneme. "Git dus al" diyor, gittim banyoya hatirliyorum ama sacim islak degilmis geldigimde belki sacimi yikamamisimdir emin degilim. "Cay koy" diyor annem, ocagi aciyorum, ama caydanlik koymak falan yok, ocagi acik biraktigimin farkindayim, ama gelip yatiyorum, takatim yok artik bisi yapacak. "iraz'i ara diyor" agliyor bagriyor, annem aglamasin istiyorum, son bir enerji Iraz'i aramaya calisiyorum. Bulamiyorum telini, annem daha cok agliyor, kizim grip degilsin bulamiyorsun, hastaneye git olurum diyor. Iraz'i ariyorum, annemin soylediklerini yapiyorum ya "Iyi degilim gel diyorum". Anlamiyorum ne dedigimi, aksama ariyacagim diyor. Yoruluyorum artik, skype'i kapaitorum, uyuyorum.  Sonra kalkiyorum, ocagi sonduruyorum, arkadaslar aramis, abim aramis, annem ariyor surekli. Tekrar aciyorum anneme, ona en hassasim o benden haber alamazsa kotu oluru hala dusunuyorum. Abimin telini ac bak seni ariyor surekli diyor, her dedigini 10 kez diyor, beynimin sistigini hissediyorum, konusacak halim yok.  Bir sure sonra kapimi guvenlik gorevlileri caliyor, abin merak etmis diyorlar, sasiriyorum, tamam ariyacagim diyorum, hastayim ama iyiyim, gidiyorlar. Ne kadar bilemiyorum, zaman kavramim yok. Abim ariyor surekli sanirim, bir ara goruyorum acmaliyim diyorum, koltuga geciyorum. Anlatiyorum, hastayim, ilac aldim, ama dilim donmuyor. Sonrada gordugum abime, Iraz'a ve Victoria'ya mesaj atmisim ve de Caroline, tum gun Caroline yaziyor bana iyi misin diye. Abim sorular soruyor, ilac aldin hic sorun degil diyor, sanirim uyusturu oldugunu dusunuyor, guluyorum, hep boyle bir mutlu bir sarhos havasindayim. "Ambulans geliyor kapiyi ac" diyor, guluyorum "Ama ben korkarim diyorum", kapatmak istiyorum. Kapattirmiyor, kapi caliyor, telefonu banyoya koyuyorum. Giyin bizimle gel diyorlar, sorular soruyorlar, kendimce manali cevaplar veriyorum, hic anlamiyorlar, dilim de donmuyor, boyle bos bos bakiyorlar, ne diyorsun diyip duruyorlar. Kiziyorum icten. Gelcek misin bizle diyorlar? Yok diyorum once. Sonra bir daha soruyorlar, "Peki geliyim diyorum". Biseyler giyiyorum ustume, ne bilmiyorum, bir turlu olmuyor, bakmam lazim belki sweatshirtu etek olarak giymeye calismisimdir.

Sonra iniyoruz asagi, yuruyorum, kolumdan tutuyorlar ama hafif, biniyorum, kapi kapaniyor, oturuyorum ambulanca, birkac soru soruyorlar, cevap veriyorum, usuyorum. Hastanede beni oturtuyorlar bir yere, herkes bana bakiyorum, benim aklimda burda ne isim var, eve gidip yatsam geciyor. Herkes hala bana bakiyorum, cok rahatsizim. Iceri giriyorum, ilk ne oluyor emin degilim. Soru soruyorlar surekli, nerdesin, kimsin, neren aciyor. Hep "vacation" diyorum, 911'cilere de oleydim, anlamsiz kullaniyorum ama ne, ne vacationu diyorlar. Niye anlamiyorlar beni diye sinirleniyorum yine. "You are confused" diyorlar, senin ne dedigin belli degil, biz seni anlamiyoruz diyorlar. Tek derdim ordan cikabilmek, sedyeye yatiriyorlar, baska biri geliip soruyorlar, bu hastane kismi cok kopuk cok hayal meyal. Caroline ve Laura'yi goruyorum, cok seviniyorum, gelip beni kurtaracaklar diye, ama kurtarmiyorlar, hala ordayim, omurilik sivisi almak istiyorlar, tamam diyorum. Uyutamamislar uzun sure beni, hemen sarhos olan ben, anasteziye dayanikli cikmisim, sokuyorlar igneyi, o nasil can yanmasi aman allahim. 3 kez ayni sey oluyor. Gozlerimden ates cikiyor, beni anlamiyorlar, bana kotu davraniyorlar, bi de canimi yakiyorlar. Doktorlar gelip gelip, Caroline ve Laurayla konusuyorlar, abim telde bi anda, o beni kurtarir diyorum, bir daha deneyecegiz alamadik diyorlar siviyi. "Hayir canim yaniyor, istemiyorum" diyorum. Hasta da degilimki zaten, ne isim var benim burda... Abimden izin istiyorlar telde, o benimle konusmak istiyor, "Abi bunlar bilmiyorlar ne yaptiklarini, canim yaniyor, cikar beni" gibi biseyler zirvaliyorum. Caroline konusuyor abimle, baktim vazgecmiyor doktorlar, eve diyim gitsinler istiyorum. Bu defa tamamen uyutacaklar beni. Carolinelar gidiyor, ziyaretciler bosaltsin sesleri duyuyorum, gelmezler diyorum, yine geliyorlar, onlari her gordugumde mutlu oluyorum. Kendimce espri yapiyorum, guluyorlar cok, ama hala cikarmiyorlar. Irvin var, sekreter orda, cikiyim diyorum her 5 dakika, yok bu gece burdasin diyor, yok biraz daha burdasin diyor. Ben sormaktan yilmiyorum, o cevap vermekten. Carolinelar gidiyor, gece 2 olmus, beni bayiltip siviyi aliyorlar, ben de gidemeyecegime ikna olmusum. Camli bir odaya yatiriyorlar beni, Iraz aramis cok merak etmis, ona tum sessiz harflerden bi mesaj atiyorum. Ole tum anlamsiz mesajlarim, h ile baslamisim heralde hastanedeyim merak etme iyiyim diyorum, herkese hala tek dedigim o, merak etmeyin iyiyim. Iyi miyim hala daha emin degilim.

Bu arada Bellevue Emergency Room, korkunc bir yer, o gece farkinda degilim ama tum mahkumlar orda, erkekler, biri ciglik atiyor "You are gorgeous" diye, korkuyorum cok. Yatiyorum asagi, insanlara bakmazsam beni gormezler saniyorum. Cok korkuyorum orda ve yalniz olmaktan.

26 Eylul 2013, Persembe: Gece 2:30da yatmisim, sabah 7de Irazin msjiyla uyaniyorum. Ariyorum, hastanedeyim gel diyorum. Dilim donuyor anliyor beni. Amber mesaj atiyor, Aysun gelmis, seviniyorum cok. Bekliyorum bir sure, once Iraz geliyor, sonra Aysun. Dilim donuyor, anliyorlar beni. Hyper olmusum, guluyorum, espri yapiyorum, benim en kolay zayiflik kapatma yolum, insanlari guldurmek. Cabaliyorum, onlar guldukce kendimi gucsuz hissetmiyorum. Hemsire geliyor, 15 tuple kan almaya, korkuyorum tabi, ama yapacak bisi yok. Doktorlar geliyor, 4-5 kisilik bir grup. "Beni tanidin mi?" diyor biri, hic tanimiyorum, dun aksam ilk geldiginde konusmustuk diyor, hala hicbir memory yok aklimda. "Bundan sonra unutmam ama seni" diyorum, hicbir sey yokmus gibi davranmak kolay, gulup gecmek kolay geliyor. Sorular soruyorlr, "Bu ne", kravat, rengi de guzelmis, sevdim diyorum", "kimlik", "kalem". Sunu yap, bunu yap, kollarini uzat. Aysun'a Iraz'a demisler, normalde de bu kadar guler mi diye? Diyorlar normal hali bu. Iyi hissediyorum, dedigim anlasiliyor, cikarim umidi icimde. Diyorlar "menengit olmussun sen". Dun ilgilenen doktorlardan biri diyorki, ucuk cikardigini soyle, muhtemelen herpes virusu neden oldu, bunu diyorum, hepsi kafa salliyorlar, teshis tamam. Sok oluyorum, ne menengiti, menenjit deli eden bisi degil mi? Bizim apartmanin delisi Apo, annemin kuzeni Huseyin Dayi. Ama onlarin hicbiri normal insanlar degil ki, kafalarinda, konusmalarinda sorun var. Cok korkuyorum, agliyorum. Doktorlar disardan bana bakiyorlar.  Doktorlar gidiyor, sonra tekrar yasli bir adamla geliyorlar, adam gidici, yuruyemiyor. Evet haklisiniz, teshiste diyor digerlerine.

Sonra CT cekmeye gidiyorlar, hatirlamiyorum, kisa suruyor sanirim. Geldigimde abimi goruyorum, kalkmaya calisiyorum, agliyor ilk kez sesi gidiyor "Abim noldu diyor" Ben de ilk kez duygulanip aglamakli oluyorum ama toparliyoruz, Caroline, Laura, Iraz, Aysun orda hepsi. Sonra Volkan geliyor, sonra Nathalia-Marco. Hala olaylar nasil, saat kac bilmiyorum. Odaya cikcaksin diyorlar, onu bekliyoruz, detaylar kayip biraz.

Ilk kaldigim odada kafama elektrotlar baglaniyor, tum gece beyin fonksiyonlarimi inceliyorlar. Dacia ve Racheal geliyor o gun. Ikiniyor gibi yapinca beyin fonsksiyonlarim degisiyor, egleniyoruz epey. Hepimiz soktayiz aslinda, hele ben ve abim. Ne bileyim cok uzak oldugunu dusundugun bir sey bunca yaklasinca, garip oluyor insan.

27 Eylul 2013, Cuma:  Kafamdaki seyleri cikariyorlar, onlari yapistiriciyla yapistiyor kafama, cikinca da kaliyor hepsi saclarimda. Diyorlar, hastaneden ciksan da serum takilcak, ilac verilcek, o gun merkez damara takicaklar artik serumu ilaclari. Normalde el ya da koldan giren damar, ki can yakiyor, 3 gunde bir degistirilmeli, bu ise 3 hafta tutalabiliyor, artik uzun maadeli ilac planlair yapiliyor, urkuyorum, ama cok soru sormuyor insan, cok tevrubesiz oluyor. Lab faresi gibi hissediyor kendini, cok korkutucu. Hemsire geliyor, bu arada hergun alinan onca kadan, verilen ilaclardan bahsetmiyorum bile. Neyse hemsire, ameliyat maskeis takiyor, duzenek kusuyor, konussun istiyorum, anlatssin, aklim yerimde, hortumlar, kabusss. Hic cevap vermiyor, sadece buraya bakma diye bagiriyor donunce, araya zaten, su mavi lablarda kullanilan absorbent padlerden koymus, tavana bisiler fiskiriyor, kan sesi duyuyorum, fiss diye, hortumu sokarken, oluyorum, soru soruyorum basladi mi? Bitti mi? Kiziyor, belki de kafasi dagilmasin istiyor. Abim orda yok, yemek almaya gitmis, o varken aglamasi daha zor, Aysun var yanimda, agliyorum birakiyorum kendimi. Hic hissetmedigimce gucsuz ve caresiz , bir de korkmus, bir de bunca kanla hasir nesir. Hep aklimda cikacagim gun :( Doktorlar geliyor, hersey normal, hersye super. Ben de hep cikacagim saniyorum. Tutcaz diyorlar haftasonu. Peki Pazartesi cikarim.

28 Eylul 2013, Cumartesi: Odam degisiyor bir onceki gece, yalniz kaliyorum, abime kalmasin diyorlar, ama kaliyor. O olmasa heralde mahvolmustum. Yaninda seni senin kadar, hatta daha cok dusunen biri olmasi cok rahatlatan birseymis. Insan anliyorki, arkadas dost guzel cok guzel seyler, ama aile, anne, abi benim sartlarimda, canim yaniyor, canlari daha cok yaniyor, hayatimi kurtardilar, umit destek, hersey oldular benim icin. Dostlari da yabana atamam ama, onlar da dunyaya degerler.

Neyse bundan sonraki gunler bunalim, hastane ortami, hemsireler, kan alan, ilac verenler, cogu kabus insanlar. Ilk gun yalnizim odada. Arkadaslar geliyor, kan aliniyor, doktorlar geliyor. Ilacin biri gidiyor, oburu geliyor. Menengit icin anti-viral, lime disease endisesi yuzunden antibiotic, bayilmamam icin anti seizure, arti serum, arti agri kesiciler. Mark Victoria, Volkan Dogan, Iraz Ram geliyor. Sevilmek, ziyaret edilmek super duygular, cicek geliyor, abim mercimek corbasi tasiyor hep seviyorum diye. Ama aksaminda kafami tasiyamiyorum artik yorgunluktan. Tam uyuyacagim, abim zavallim, sandalyelar arasinda. Yana bir kadin geliyor, yasli cinli. Etrafa bir bok kokusu, biz abimle diyoruz bu tofu mu acaba? Bok olduguna inanasi gelmiyor insanin, abim kalkiyor gitcek sorcak, koku yayiliyor, Allah'im bu tofu degil bildigin bok, ben bolesini hic koklamadiydim, bi daha da koklamam umarim. Yorgunluktan eser yok, kalkiyorum ayaga. Bu ne burda mu yatcam diyorum? Yan odadaymis, transfer etmisler, ilkkez bole olmus, yalnislikla, hadi len dedik biz. Ama normalde de ordege yapiyormus, altini temizliyorlarmis, dedik degistirin, ben o odaya gitmem bi daha. Odam degisiyor, yalnizim bir odada abim de kalabiliyor, yasasin. Abim kalinca kendimi guvende hissediyorum, abim gidince, uyuyamiyorum, korkuyorum, panikliyorum. Olmasa naparmisim, iyiki var!!! Hep olsun!!! :)

29 Eylul 2013, Pazar: Basima bir agri girdi, yazmak bunca geri donmek olaylara zor. Sabaha karsi bir kasin geliyor odaya, dombili biraz, Polonyoli, orta yasli. Benim durumlar ayni, doktor, ilac, kan verme, Ptesi cikarim umudu icimde. Kadina ogleden sonra haber geliyor, karninda koca bir sis, bakteri enfeksiyonu, rahminde kanser ve ileri asamasi dediler, kadin agliyor bir basina, abime dedim ben gidiyorum, aramizda bir perde. Aldim serumumu, gittim sarildim teyzeye, aglama iyi olacaksin, ben de agliyorum, cok uzulduk. Teyze biraz sustu, belki deildir dedi hemsire, bilemedim bilerek mi yapiyorlar? Doktor kesin gidicisin diyor, hemsire geli, belki degildir, garipti. Sonra abim gitmek zorunda o gece, kadin var ya odada, hassiktir. Abim cikiyor, ben direk damar! Agliyorum hungur hungur, kadin enfeksiyonlu, sarildim, ayni odada kaliyoruz, ayni tuvaleti kullaniyoruz, olcem, ben bu hastaneden cikamayacagim diyorum. Pis, kotu, hastalar cok kotu. Giduyorum hemsire masasinda doktor bekliyorum, agliyorum bir yandan bir yandan Meryeme yaziyorum, olcem diyorum Meryem. Her zamanki gibi en zor animda yetisiyor. Doktor geliyor, yok bulasici deil diyor. Bne biliyordum oyle diyecegini, herseye oyle diyorlar. Ben hala ordan cikacamayacagimi dusunuyorum, huzursuz kotu uyuyorum.

30 Eylul 2013, Pazartesi: Yok arkadas, yer hastane olunca, konu da hastalik, bir gun gecmiyorki sakin. Doktor geliyor sabah, Ceratinin seviyen ikiye katina cikmis, seni birakamayiz, bobreklerin iflas ediyor diyor. Allahimmmmm!!!! Cikamiyorum iste!!! Tum sabah agliyorum, hastane koselerinde olup kalmak aklimda artik, genctim ben nasil dustum buraya, demek boyle oluyormus diyorum. Kaldim burda. Bitmiyor, biri bitiyor bir basliyor. Diyorum tuvaletten pis, kadin enfeksiyonlu, gidemiyorum tuvalete. Gitceksin diyorlar, onca serum, serumun icinde iseme ilaci, abimin icirdigi litre litre su, elimde clorox, hayatimda bu kadar isedigimi bilmem. Kadinin kanlarini temizliyorum, tuvalete giriyorum. Oyyy abim surekli temizliyor benim icin bir yandan da, off offf.

1 Ekim 2013, Sali: 1 Ekim cikarim yeni ay yeni hayat demistim olmadi. E madem kalcam, alismam lazim dedim, kalktim dus aliyim dedim. Abim yok, biseyler almaya gitmis, dusu temizledim biraz, hayatta girdigim en pis dus, yikandikca kirleniyorum, catlayacam. Bir onceki dusta cok kotu olmustum, tansiyonum yerlerde, ha bayildim bayilcam ama bayilmayi engelleyici ilac aliyorum bayilmiyorum. Korkuyorum o gunden beri, hatta hastalik suresince dus almalar biraz macerali gectiginden, neyse bu defa kazasiz geciyor. Abim gelmis, goremeyince cok korkmus, ayak sesli koridorda bir o tarafa kosuyor bir bu tarafa abi diye bagiriyorum, abimmmis :))) Rahatliyor beni gorunce. E yerlesigim belliki, belki haftaya cikarim, dus almak gerek. Abim cikarmaya niyetli bugun, ben de daha cok hayal kirikligina ugramamakta, gun gectikce kotuluyorum ben, ilac ve moral bozukluguyla. Doktorlar geliyor. Internal medicine: grip asisindandir diyor. Infectious disease uzmani geliyor, herpes olamaz, grip asisi olmaz, beyninde sorun birakir bunlari diyor, bu ilaclari alman yersiz sen iyisin diyor, o gun ilaclar kesiliyor. O adami gorsem opecem. Ertesi gun de cikiyorum. Gerisini sonra yazarim basim patladi :((( Aloha!

2 Eylül 2013 Pazartesi

Power of weak!

One of the greatest videos I have seen: Must seen national geographic video

Makes me believe the power of weak if they gather!!!

I luv this animal!! African buffalo! Looks like nerdy cow how cute!!!

These gazelles are great too! My type of animals ;)


Great website with beautiful pictures : http://www.ludilochner.com/archive/attachment/african-buffalo-syncerus-caffer-satara-kruger-national-park-south-africa-europe-animal-s1-tif/



27 Ağustos 2013 Salı

Insanin evrimi

O gun Elif Safak okurken gormustum, bir insan depresyon sonrasi hic eskisi gibi olmaz, kullerinden dogar bambaska insan olur diye. Ben bu blogu ilk actigimda kotu bir iliskim vardi, habire ayrilir, ayrilmaz ister, kafamla kalbim arasinda kalirdim. Yillar gecti annemin mantigiyla kendi arasinda kalan kiz buyudu, yine kotu iliskiler yasasi, guzel iliskiler yasadi, kotu ayriliklar yasadi. Insan evrim geciriyor hani ya, epey de degisiyor, dertlerin tarzi degisiyor, dertlerin etkisi, izleri herbirsey degisiyor, ama yavas be anacigim. Soyle bir bakiyorum, cevremdeki pek cok insan benimle birlikte, oyle cok mutlu olmak diye birsey yok, elindekiyle mutlu olmak var. Ya da ne bileyim pekcok sey degismese bile insanin hayatinda, hayata tutumu degisiyor insanin, tek gercek kendini mutlu edebilmek...Ve bunun icin kendini tanimak gerekiyor, bilmek, sonra deli gibi cabalamak gerekiyor. Hayat hep bir caba, hep bir evrim, mutlu olmaya calismak, kimi zaman basarmak, kimi zaman basaramamak ama hep en az hasarla ustesinden gelebilmek, hep birseyleri beklemek, beklerken hayatin da tadina varabilmek. Hayat guzel, insanlar guzel, hayat bazen kotu, insanlar da ama hayat boyle oldugunca kotu halleriyle guzel. Cok mutlu olmayi beklememek gerek, mutlu olacak seyler bulmak gerek, bir de az mutlulukla yetinmek. E avuc ici kadar mutluluk yeter... :)

PS. nedenseacaba yapmisim blogumu, eskiden hep boyle sorular sorardim. Simdi sorularim bile evrim gecirdi, ne olacak acaba. Sanirim birkac yila bunu da birakip hayati oldugunca, daha guzel yasabilecegim :)

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Vulnerability

Talking to a friend, I said from now on I want to be logical with a hint of hope, because I have done hope with a bit of hint of logic for years and I have failed in terms of usual life success measurements we know. I am 31, single, not hopeful to be married or have kids in my targeted age. It is scary, I did not know it would come so quickly, I want to stop worrying because I am happy with what I have, only if I would not worry about imagining myself alone when I am 45. I don't know why it happens this way but its worrisome after fun years in 20s, suddenly you become 30, and you find yourself kinda alone while everybody is getting married and having kids. It becomes like a competition and you are behind if you have no hope, no bf by this age. It is quite weird!

I luv Brene Brown's TED talk, one of my favorites. She says "we want to make uncertain certain". I do. But many good things she says.

“Owning our story can be hard but not nearly as difficult as spending our lives running from it. Embracing our vulnerabilities is risky but not nearly as dangerous as giving up on love and belonging and joy—the experiences that make us the most vulnerable. Only when we are brave enough to explore the darkness will we discover the infinite power of our light.”

“You are imperfect, you are wired for struggle, but you are worthy of love and belonging.” 

"Love is not something we give or get; it is something that we nurture and grow, a connection that can only be cultivated between two people when it exists within each one of them – we can only love others as much as we love ourselves."

“We cannot selectively numb emotions, when we numb the painful emotions, we also numb the positive emotions.” 

“Vulnerability is the birthplace of love, belonging, joy, courage, empathy, and creativity. It is the source of hope, empathy, accountability, and authenticity. If we want greater clarity in our purpose or deeper and more meaningful spiritual lives, vulnerability is the path.” 


23 Ağustos 2013 Cuma

Facebook!

The Economist sever oldum, super seyler cikiyor.

Facete cok vakit harcadigimi dusundugum sirada. Bundan sonra yapmiyorum!!! Face gunde bir kez 1 saat, girmek istedigimde, gazete, mecmua, journal okuyacagim, kararim budur. Hayatimi kotu yonde etkiledigini dusunuyorum, kesinlikle!


Bakiniz:

Facebook is bad for you! Get a life!


Kesinlikle dogru:

The researchers recruited 82 Facebookers for their study. These volunteers, in their late teens or early 20s, agreed to have their Facebook activity observed for two weeks and to report, five times a day, on their state of mind and their direct social contacts (phone calls and meetings in person with other people). These reports were prompted by text messages, sent between 10am and midnight, asking them to complete a short questionnaire.

Those who used Facebook a lot were more likely to report a decline in satisfaction than those who visited the site infrequently. In contrast, there was a positive association between the amount of direct social contact a volunteer had and how positive he felt. In other words, the more volunteers socialised in the real world, the more positive they reported feeling the next time they filled in the questionnaire.

Su anda uyku ve yemek yemek disinda en cok yaptigim sey facebook, hayat kalitemin artmasi icin darbe yapiyorum ve facebook ban!!!

20 Ağustos 2013 Salı

Neuroscience

I was never into neuroscience, till recently I have started working on neurotoxicity. It is an incredible field, like so many other topics but somehow a little bit more excitement and interest in it. It could be because I am new to the subject and there are a lot to learn.

Apart from that, I always luved physiological experiments, relating human behaviors to hormones and neurotransmitters. It could be because I want no quilt on my side and always wanna blame the hormones or my brain :) Similar to what I wrote yesterday, here is another research.

Here is the neurologist who gives the information. How fun he looks :) Like in one of the cartoons where a red long hair guy try to hunt a bird, I totally dont remember the name of the cartoon but I have the image in my mind.



Anyways, so adult rats are used in this research. They apply light to observe day and night difference in neurotransmitters in the brain. And in the darker they showed lower dopamine, like people in the winter time. Their anxiety and confidence depend on neurotransmitters. So behaivoral changes were observed based on neurotransmitter switches. Quite interesting!

19 Ağustos 2013 Pazartesi

All time favorite TED talks!

TED talks are one of my favorite thing to listen when I have spare time, and I want to do something useful. I believe they can very very informative and can change one's perspective. One recent one I luved to listen was about how oxytocin can increase trust, generosity, and empathy, and how high testosterone can inhibit it (no wonder men are selfish, smh), and how 5% of the people dont have this and we call them bastard the speaker says :)

Paul Zak Trust, morality and oxytocin

The listed talks are some of my all time favorites, if you have time, please listen!

Favorite TED talks:

Listened and luved

7. Amy Cuddy: Your Body Language Shapes Who You Are

10. Mary Roach: 10 Things You Didn’t Know About Orgasm
15. Shawn Achor: The Happy Secret to Better Work
16. Brené Brown: The Power of Vulnerability
17. Meg Jay: Why 30 is Not the New 20
19. Dan Gilbert: The Surprising Science of Happiness
22. Paul Zak: Trust, Morality… and Oxytocin?

Will listen the rest after listening to my favorites couple more times :))


Long time no see

Selam blogcum,

Naber?! Ne cok zaman gectiiii??!? Bu arada New Port News-Virginia-Philly'e gidildi, dostlar goruldu, yeni dostluklar edinildi, gobekler atildi, abi ziyarete geldi, gezildi, tozuldu, cok calisildi, muzikale gidildi, jaz dinelnildi, yorunuldu, abiler gitti, dinlenildi, kilo alindi, az calisildi, haftada 4 cardio yapildi ilk kez 1 saat elipticalla birlikte, alisveris yapildi, dostlar goruldu, surf bile yapildi vayki vay. Bunlarin yanisira, bilet alindi, 2 hafta sonra Seattle-Portland-SF yolcusu kalmasin! Hocaya soraydim iyiydi! Cok olmus ama. Uc bes resim:

Favorite musical for now!
230 5th roof top

Dizzy Coca Cola Jazz Club Columbus Circle

Richmond, VA




28 Temmuz 2013 Pazar

New York alisirim sana

Bir yere tasinip alismasi zaman alici. Tasinmak duygusal olarak biraz yipratici, hani ayni bolgede-sehirde olsa bile. Garipce bir baglilik esyalara, aliskanlik yasadigin yere. Sonra hop sil bastan. Bizim sectigimiz hayat boyle biraz, henuz bi oturmusluk duzenlilik yok, 2 sene sonra yine tasinmak var ufukta. Heyecan verici, bir o kadar da rahatsiz edici. Neyse asil vermek istedigim pozitif elektirikti :) Boyle tasinma, alisma derken gecen birkac ay sonunda, yine mutluluk... Florida'ya alismam da birkac yil surmustu, New York biraz daha uzun oldu, e yas ilerledi, sehir zor yer. Ama sanirim basariyorum, gun gelir sever miyim bilmem ama hoslaniyorum :)) Iliskimizi zamana biraktim, e hayat guzel, karsidan karsiya gecip ise varmasi guzel 3-4 saat yol yerine, is guzel, dostluk guzel, yapcak cok sey var guzel,  la vita bella valla!!


21 Temmuz 2013 Pazar

Turk dostlugu baska midir?

Su gezi ideolojisi benzer olan cok insani biraraya getirdi. Hani kitle buyuk, cok cesitli ama cok ortak nokta var, ilginctir, cok da aykirilik. Hala bir Kurt konusu gelince masayabaslar ayriliklar. Herkes savunuyor bariscil oldugunu, haliyle ben de tum anlamiyla. Hicbir canlinin olmesine tahammulum yok, oh iyi olmus diyemiyorum, diyen zihniyeti anlamiyorum, olen terorsit dahi olsa ne kotu, yanmaz mi insanin cani? Hem terorist dedigin nedir ki? Cok goreceli bir kavram, ben sana gore teror yapiyorumdur, sen de bana, mesela haklar olunca, ozgurluk olunca, yapan devlet dahi olsa adi terorizm degil de nedir? Ama gariptir bizim ulke, bole uclarin ulkesi belki de bahsetmisimdir. Ataturkcusu cok Ataturkcu, Kurdu Kurt, Turku Turk, Galatasaraylisi koyu Glatasarayli, hani kirmizi sari akiyor, Fenerlinin pipisi sari lacivert, garip yerdir bizim memleket. Boyle cok acik goruslu insan vardir tanistigim, doktorasini yapmis, 5-10 arasi Amerika'da yasamis, hala derki PKK'li oldu iyi oldu, der ki devlet nasil Kurt'lerle anlasma yapar, vay efendim Ataturk. Of be ya! Simdi dusunuyorum bu AKP'liler nasil olurda uzulmezler o olen cocuk yasta insanlara, nasil icleri sizlamaz, sigar mi insanliga olanlar? Sonra geliyor aklima, uzulmezler, icleri sigmaz, onlarin insanligina da sigar, senelerdir Alevi, Kurt, tencere tava hep ayni hava.
Nasil baslamistim, hah gezi benzer insanlari biraraya getirdi tum aykiriklara ragmen. Uzun seneler sonra Turk ortamina girdim, cok da sevdim, espriler ayni, boyle konusyorsun, zirvaliyorsun, egleniyorsun birlikte, super guzel bir his. Cok dostlarim oldugunu dusunurum ben, ama en babalari Turk'tur, Turk'un Turk'ten baska dostu vardir ama Turk'un dostlugu da baskadir. Icten guzel insanlardir, sonra duygusallardir, saglam sorun cikar sonrasinda bu sebeplerden, ya ask olur ara bozulur, ya dedikodu, ya da beklentiler karsilanmaz, ama bazen pek guzel olur bunlarin hicbiri olmaz ve cok koca guzel dostluklar olur :) Ben seviyor siz Turkleri velhasili :p


Tasinma!

Yasasin!!! Yeni bir evdeyim artik :) Icimde bir sevinc, bir mutluluk. Yolda 3 ile 4 saat arasi vakit harcamayacagim, saka gibi geliyor di mi ama iki farkli eyalette seyahat gunde 2 kez of of. Bitti cile. Cok mantikliydi ilk basta Jersey'de yasamak, ise yakindi (!) 40 dk yakin buranin standartlarinda, ev buyuktu, ucuzdu ve yalniz yasanabilirdi. Gel gorki arkadas edinilmisti, disari cikmayi cok seviyorlardi ve 2 sene 3 ay boyunca otobus saatlerine gore eve geliniyor, yollarda 2 saate yakin harcaniyor, eve gelip suslenme sansi olmadigindan, cantada keklik kiyafetler tasinilip gocebe hayati yasaniyordu. E bitti bunlarin hepsi, inanmasi ne zor. Cok ozlemekteydim ben Florida ellerini, en cok dostlarimi, sonra da hayat tarzini, belki biraz daha severim seni ey New York. Hani Ankara kiziyim ben, Istanbul urkutur beni, NYC urkutmuyor ama iyk bitse de gitsek modundayim, Florida'da gecen ilk 2 senem de boyleydi, birgun ayrilirken uzulursem cok sasarim ama kesin olacak, ben su hayatta sasmaya alistim zaten :) Tasinmadan bahsetmeyecegim, nasil bir kabus oldugunda ya da ne kadar rezalet bir sekilde insanlari yordugumdan :( Buyuk der, ode parani tut adamani, hani bu surec de yasasdigim stresi ne ile olcerim bilemiyorum ama epeycee kabustu. Neyse yasasin yeni guzel, yuksek kaliteli hayat!! Yolun karsina gecinilip gidilecek is, yurume mesafesinde gidilcek barlar, kose basindaki gym, zayiflanilacak hedef, tum focus calisilacak is, 3-4 saat kar ettigim gunler, evde yemek ve keyif yapmak...Yuppi yapcak cok sey var :)

7 Temmuz 2013 Pazar

Elif Safak'tan secmeler

Twitlerini pek begendim. Secmeler:


"Her şey güzel olacak. Belki bugün değil ama elbet bir gün." (Winged Creatures) (Elif Şafak)

''Kadınlar iki sebepten dolayı değişirler: 1. Çok şey öğrenmişlerdir. 2. Çok fazla incinmişlerdir.'' (Anonim)

"Sonra hayat bize öyle birini gönderir ki önceden kaybettiğimiz her şey için mutlu oluruz." (The Visitor) (umarim oledir:( )

"Bir kadının 'memnun oldum' dediği tek yer, tanışma faslıdır." (N. Whitehead)

''Bir insana yapılacak en büyük kötülük ona umut verip sonra hiçbir şey olmamış gibi gitmektir.'' (Friends) :((

Allah kuluna 3 şekilde cevap verir; 'Evet' der, istediğini verir; 'Hayır' der, daha iyisini verir; 'Bekle' der ve en iyisini verir. (Anonim) (iyimserligin dibi :)

"Acı seni daha güçlü yapar. Korku seni daha cesur yapar. Kırık bir kalp ise, seni daha akıllı yapar."

"Başımıza ne geliyorsa 'o öyle biri değil, o yapmaz' dediklerimizden geliyor." (Anonim) (kesinlikle)

"Her zaman umut vardır. Belki sende yok, belki burada yok ama bir yerde birilerinde var." (The Walking Dead)

''Modern aşk istemem, üzüntüden başka ne ki? İlkel aşk isterim, aşkın en ilkel halini.''

"Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil." (Fuzuli)

''Şimdi sen; uzattığın elini tutmayan ele mi dargınsın, yoksa tutmayacak bir ele uzattığın için kendine mi kızgınsın?'' (Hz.Mevlana)

"Bir adam ayrıldığı kızın arkasından 'zaten hiç sevmedim' diyorsa; cümlenin başındaki adam kelimesi için özür dilerim."

"Bir kadını ortadan ikiye böl; yarısı annedir, yarısı çocuk." (Cemal Süreya)

"Bir babanın "Benim biricik kızım." demeside var bütün aşk kelimelerinin ağzına tükürür." (Anonim)

"Üzülme! İstediğin bir şey olmuyorsa, ya daha iyisi olacağı için; ya da gerçekten de olmaması gerektiği için olmuyordur." (Hz.Mevlana)

"En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır."

Ustune bir Sila dinleyelim.

Florida-NY

Dun bir mangal partisine gittim, 2-3 katli havuzlu bir ev. Florida'dan aliskinim aslinda, cok da olagan durum ama yer NY olunca, bole kaliyor insan. Cok daha imkansiz, ya da sasirtici, etkileyici bir hal aliyor buyuk evler. 1500 dolar kira oduyoruz, kutu kadar evlere. Aslinda cok kotu degil, tek sorun yalniz olmak, yoksa 2 kisi daha normal sartlarda ev bulunabilir.

Metro north Hudson line view
Bahsettigim ev Westchester'daydi. Ilk kez gittim, cok da sevdim :) Metro north Hudson line gayet guzeldi manzarasi.

Sonrasinda Ossining istasyonunda indim, orada bir harika. Manzara superdi, evler cok hos ve buyuktu. Florida'dan aliskin oldugumuz koca guzel ev, bir mucize gibi geliyor insana.

Hayatimda ilklerden biridir buyuk evim olsun ozentisine kapilmam. Bir de benim gibi doktora yapan, hala bekar insanlarla takilmadigim nadir gunlerdendi dun. Cidden derin bir baski hissettim kendimce, kimse yapmadan. Herkes evli, cocukli, sehirden uzak yasiyor. Bense hala sehire tasincagim icin heyecanliyim.


Osinning
Ne bileyim. Yas 31. Belki de hissetmeliyim su baskiyi ama e secimler hep bir yana surukluyor insani. Valla hic de buyuk ev tutkum olmadi ama NY tasindiktan sonra, daha insani evler sever oldum, kucucuk oda, bir araya sikismislik.

Neyse velhasili, dun takildigim insanlarla cok takilmamam gerek yokda isin sonu depresyon mazallah. O degil hani su an su sartlarda olmam kesinlikle bir secim ama insanin kaasi ne cabuk karisiyor. Arada bir boyle degisik ortamlara girip, ne istedigini sorugulamasi iyi belki de, 2 gune normal halime donerim :))

2 Temmuz 2013 Salı

There's More To Life Than Being Happy

I luved this article which came out recently. "What Happy People Do Differently". A lot of great points that I really liked, some highlights from the article :

Most people accept that true happiness is more than a jumble of intensely positive feelings—it's probably better described as a sense of "peace" or "contentedness." Regardless of how it's defined, happiness is partly emotional—and therefore tethered to the truth that each individual's feelings have a natural set point, like a thermostat, which genetic baggage and personality play a role in establishing. Yes, positive events give you a boost, but before long you swing back toward your natural set point.
.....
Regardless of your emotional set point, your everyday habits and choices—from the way you operate in a friendship to how you reflect on your life decisions—can push the needle on your well-being. 

The Real Rewards Of Risk: When anxiety is an optimal state

Truly happy people seem to have an intuitive grasp of the fact that sustained happiness is not just about doing things that you like. It also requires growth and adventuring beyond the boundaries of your comfort zone. Happy people, are, simply put, curious.

A Blind Eye To Life's Vicissitudes: The benefit of seeing the forest but not the trees

This is not to say that we should take a laissez-faire attitude to all our responsibilities; paying attention to detail is helpful. But too much focus on minutiae can be exhausting and paralyzing. The happiest among us (cheerfully) accept that striving for perfection—and a perfectly smooth interaction with everyone at all times—is a loser's bet.

The Unjealous Friend: We're buoyed by others' good fortune

What's precious and scarce are those people who can truly share in others' joy and gains without envy. So while it might be kind to send flowers to your friend when she's in the hospital for surgery, you'll both derive more satisfaction out of the bouquet you send her when she finishes medical school or gets engaged.

A Time For Every Feeling: The upside of negative emotions

The ability to shift mental states as circumstances demand turns out to be a fundamental aspect of well-being. he ability to tolerate the discomfort that comes from switching mind-sets depending on whom we're with and what we're doing allows us to get optimal results in every situation.

The Well-Being Balancing Act: Pleasure and purpose work together

Nobody would pretend that finding purpose is easy or that it can be done in a simple exercise, but thinking about which activities you found most rewarding and meaningful in the past week, what you're good at and often recognized for, what experiences you'd be unwilling to give up, and which ones you crave more time for can help. Also, notice whether your answers reflect something you feel that you ought to say as opposed to what you truly love. 
Lying to yourself is one of the biggest barriers to creating purpose. The happiest people have a knack for being honest about what does and does not energize them—and in addition to building in time for sensory pleasures each day, they are able to integrate the activities they most care about into a life of purpose and satisfaction. 

There's More To Life Than Being Happy

 "happiness is nothing more than good health and a bad memory."  Albert Schweitzer







30 Haziran 2013 Pazar

Bir avuc deniz

Anammm tum gun yemek yap, camasir yika, son 2 haftadir utu yapiyorum. Hani giyince super oluyor da bu pazarlari kabus yahuu, al, ver, pisir, yika, utuleee. Ev hanimi mod on, pofff!

Survivor izliyordum bitti, ama en azindan Hilmi Cem kazandi, hem guzel, hem super dans ediyor, hem super basarili. Dogukanla tanismistik, bole biraz ukalamsi ama aslinda degil ama Hilmi kadar yurdum insani da deil. Ne bileyim iyi oldu.

O bitti, bir avuc deniz izledim. Berrak Tuzunatacla Engin Altan Duzyatan. Adamin adi komik, kendi tas, Berrak desen insan mi  o ya? Rolunu de begendim, boyle ozgur ruhlu, cilgin, ama biraz fazlasindan isi yok, intihar tesebbusleri falan fazla abartili ama tam filmlik iste. Adam da duzen, nizam, intizam, olmasi gerektigi gibi davranan, ana kuzusu. Alla alla demek cok varmis bunlardan, filmini bile yaptiklarina gore. Sevgilisini aldatiyor Berrak'la (Deniz filmdeki adi), o gecenin sabahi evlenme teklif ediyor, hani bir sekilde kurtarcak kendini. Sonra her Deniz'e bulustugunda, nisanlisi bir sorun mu var dediginde, hayir seni cok seviyorum diyor. Neyse sonrasinda Deniz'le yasanan iliski, yikilan nisanlilik, cocugun annesinin Deniz'i istememesi, sorunlar, derken sonu hic beklenmedik bir sekilde anne Deniz'i balkondan atiyor, yetmedi olmedi diye asagi inip nefes almasini engelliyor. Sweet jesus, valla kendimi sansli hissettim bir an ben. Amaninnn!!! Tabi filmin sonunu yazdim, okuyan izlemesin :p Yih yih yih!

Karisik duygular icerisindeyim. Degisik bir filmdi, annelerin hastalik derecesinde cocuk tutkusunu ele alasim var. Obur yandan, icinden bir parca, koruyasin kollayasin var, neyi ne kadar yalnis yaptiginin farkinda olmuyor sanirsam insan. Saat de gec oldu, ne arastirma ne istatistik icin var, ne kadar gonlumden gecse de. Birde bu konu ben de hassas bir norktadir hala:)























Umutlu kapatalim, bir avuc deniz! Akisina birakmali insan hayata kendini, cunku dusundugumuz kadar yok kontrolumuz! Bi de neymis hersey guzel olacakmis! Bir avuc kum, bir avuc deniz :)













24 Haziran 2013 Pazartesi

Project management!

I have attended a super workshop tonite. It was on The Business of Science for Scientists by Randall Ribaudo and Larry Petocovic from SciPhD. Super helpful, nice and helpful workshop. I am excited to do their online classes and read more about what they do. Basically, the workshop was about how scientist lack their business side, how we lower our potential, how we can improve and be better to see the big picture and move based on our objective rather than doing research without any business perspective. The point was mostly how much we focus on technical/scientific skills, but little on social intelligence and emotional intelligence. It is totally true. I personally do not or can not use my other skills as much as I would like to. It was a great workshop in the sense of reminding us how well educated we are and we are ready to take any type of challenge, we do not give ourselves enough credit. Another importance was project management, it reminded me to determine a objective and work on to get to that goal.

Why project management is important? Well because it is not all about hard-working, its about efficiency, achieving the goal we determine and etc. Another nice website about project management. I think we are very passionate, hardworking people but we definitely are weak at seeing the big picture, efficiency of the projects, and not well prepared to sell ourselves.




Brainstorming was another discussed topic I loved. You pick a topic, in 45 seconds you write whatever comes to your mind. Then, you plot a graph impact versus effort. Of course the low effort, high impact has the best shot. They were giving those examples as how companies are run.

First time I have heard about SWOT analysis (alternatively SWOT Matrix) is a structured planing method used to evaluate the Strengths, Weaknesses, Opportunities, and Threats involved in a project or in a business venture. A SWOT analysis can be carried out for a product, place, industry or person.




  • Strengths: characteristics of the business or project that give it an advantage over others
  • Weaknesses: are characteristics that place the team at a disadvantage relative to others
  • Opportunities: elements that the project could exploit to its advantage
  • Threats: elements in the environment that could cause trouble for the business or project




So the main point was, how we can improve in the business side as scientist and how we can differ from our competitors. They definitely recommend some project management knowledge, to be able to put in practice and to show that during the interviews. They  had great support and opinions about scientist taking any jobs they possibly want. It was an amazing workshop!

23 Haziran 2013 Pazar

Lay lay lom dumtaka tis

Boyle bir baslik attim da hic de ole bir ruh halinde degilim. Sizi kandiriyim okutayim diye yaptim :p Yih yih, saka ya la! Ne bileyim fake it till you become it'den dolayi yaptim. Off ayrilik zor is arkadas, bir hafta super guzelim, bir sonraki hafta icimde yine tikenli kaktusler. Ah ulen Riza, ayrilik olmayaydin noluuurdu?!!? Temmuzda super iyi olacagim, umitliyim, tasinmak var, yaz var, 2 ay gecmislik var, olur elbet degil?

Boyle anlasilmis olabilecegi uzere bir sacmalayasim vaaaar, bir abuk konusasim var sorma gitsin blog okuyucusu, okuyan yoksa da blogun ta kendisi. Survivor izliyorum trden, guzel cocuklar, Murat-Hilmi favorim, Hilmi daha cok. Bir de Yalan Dunya o da favorim, Gulse Birsel'in hastasiyim, gorsem yolda ole bir konusma cabasinda bulunurum valla ama nirden gorcem.

Yine ayriliktan dem vursam mi? Vurmayim.

Survivor odulu yuzunden Niagaraya gitmeye karar verdim, 9 saat dedigin nedir ki?

Ayy bayiksin Pazar, bayik, kicimi koltuktan kaldirmadim tum gun yemek disinda, puuuuu!!!





19 Haziran 2013 Çarşamba

Hic yalniz degiliz!

Olmus tam tamina 9 sene, yalniz yasayali, kisa sureli ev arkadaslari disinda. Aileden uzak, bambaska bir ulkede, bambaska bir dil, din, kultur, insanlar bambaska. Eeee epeyce sorun yasamak, yalniz hissetmek. Ilk geldigimde daha 23 yasindaydim, kucuk cocuk dencek yasta, ingilizce cat pat anliyorlarken, tutusturdular elime bir lab kitabi, genel kimya dersi vermem icin. Haydaa! Ben daha water diyorum garson anlamiyorum, adama nasil ders anlatacagim. Ilk ders kabustu, aslinda 1 sene boyunca butun dersler oldukca zordu. 3 gurup var haftada, 3 de ayni seyi yapiyor, Pazatesi gununu asarsam diger gunler kolay geciyor tecrubeden, ama bilmedigim birsey sorarlarsa offf off, bir de bilip anlatamamak var amanin :) Boyle gecti, hatta ratinglerim de hic fena degil ratemyprofessor.com'da. E cocuksun, aileden kopmussun, bir de su istiyorum anlamiyorlar yahuuu. Kola deil, sarap degil diyorum olmuyor. Votirrr, vatir, vasserrr!!! Olmuyor da olmuyor, abartmiyorum 5-6 sene mi aldi su derken derdi mi anlatabilmek!
wasser

Garip hikayeler geliyor aklima. Evde 2-3 kertenkele, gozunu sevdigimin Floridasi. Apartman gorevlilerini ariyorum, evde bisey var, kucuk, boyle yuruyor, yok bocek degil ne anacim bu kertenkelenin adi, diyorum "the smallest dinosour". Valla kostu geldiler anladilar herhal. Lizard bu arada bilmeyen ben gibi :)



Neyse boyle biraz uzuntu, keder, alisamamak, yalniz evde kalmalar,yatak altinda bicakla yatmalar, duyanda sokcam birine sancak, korkudan bisey de yapamam, daha bocek olduremiyorum, eve bocek giriyor ariyorum arkadaslari. E Turk cok Florida'da, gerci heryerde cok da orda yer kucuk, samimiyet artiyor.


Birkac sene aliskanlik sonrasi ohhh, cennet! Hayatimin en guzel gunlerini yasiyorum. Bir aile kuruyoruz kendimize dostlarda, oy o ne guzellik, ne yalniz hissetmek ne bisey. Hayatimin en guzel dostluklarini kurdum orda. 2 tanesini hicbirseye degismem hem de hic, onlarcasini ise dunyalara degismem :))

Geldik New York'a, offf sil bastan, yine yalnizlik, yine bunalim. Ama bugun baktim soyle bir, yine yalniz degilim, gul gibi her ihtiyacim oldugunda yanimda duran, dunyalar guzeli insanlar var etrafimda. Seviyorum insanlari, en cok iyilerini, dostlarimi. Onlarsiz dunya batsin be ya!!!
Bugun bana destegine dem vururken "I will support the shit of you, when you need it" dedi. Superdi!!! I love the the shit out of them all! :-*

“Friendship is unnecessary, like philosophy, like art.... It has no survival value; rather it is one of those things which give value to survival.” 
― C.S. Lewis,


17 Haziran 2013 Pazartesi

Oteki

Ya olanlar cok sinir bozucu, yada guzel daha once de dedigim gibi. Insanin insan gibi muamele gormemesi aci, polisin tavri cok feci, hukumet desen insanin kafasini duvarlara vurasi geliyor aciklamalarla. Ben zamanla apolitik oldum, politik olunca cok siniri bozuluyor kardesim insanin. Bir de laf anlatamadigim, boyle oha yuh dedigim ve degistiremedigim insanlar tanidim, biraktim politik soylemlerle tartismalari. Asimile de oldum tabi zamanla, kolayin kactim isin. E vatan sevgisi kalmadi, pek de yoktu zaten. Simdi gururluyum ben bunca insanin sokaklarda savasmasindan, hele ki politik olmayanlarin. Hani sasiriyorlar ya otekilestirilmek konusunda, belki bir akillarina gelir bunca yil Alevilere, Kurtlere olanlar ha? Ben hep oteki gibi hissettimki kendi ulkemde. Ilkokul, orta, lise hep ayni martaba, niye siz oruc tutmuyorsunuz, annen baban banyo yapmiyormus oyle mi? Ne bileyim ben goruyorum yapiyolar hep. Hani baban falan? Oha sorani duydum, olmaz di mi diye bakan gozlerle? Ben valla hep yabanci hissettim kendimi, sonra geldim buraya yerlestim, ulan hala yabanci hissediyorum ama en azindan hakkatten yabanciyim.

Ama demek istedigim herkes cezasini ceksin, hah iyi oldu degil tabiki de! Hic boyle seyler olmasin, kimse kimseye oteki gibi bakmasin, ya da aa ilginc o da baska desin, saygi duysun, sevsin. Olur mu? Himmm olmaz sanirsam, ama olsa ne guzel olurdu :) Bundan sonra insanlarin oteki olmayadigi guzel bir gelecege!!!


Kardeslik!

Guzel seydir kardeslik! Hicbir yerde bulunmaz, atsan atilmaz satsan satilmaz, bazen en cok kardese kizar insan, ama hep bir bag vardir, en cok onu sever, en cok onsuz yapamaz. Gariptir kardeslik. En acili cocukluk gunleri birlikte yasanmistir, kimsenin bilmedigi kadar bilir seni. Bagdir gecmise, hep umut olur varligi gelecegi, cok gariptir kardeslik.

Konusurken arkadaslarla dedilerki, buyuk kardes kucuksuz yasamayi biliyor, ama kucuk hic bilmiyor buyuksuz olmayi. Ne dogrudur! Ben abime hep kizar, bozulurum cok ilgileniyor benle diye! Ama bir sorun oldugunda ilk aradigim o oluyor. Ne yaparim onsuz bilemem, ve umarim hic de bilmem!!!

Bir de dostluklar var boyle kardes gibi oldugun, hani cocuk degilsin ama buyumek bitmiyorki. Yine birlikte buyumeler, birlikte uzuntu, mutlulukluk. Dostluktan dogan kardeslik gibisi de yoktur. Bilirim yoktur.

Hatta ve hatta Kardes Turkuler vardir, onlarin bile hastayisimdir.

Velhasili, kardeslik guzel seydir :)

16 Haziran 2013 Pazar

Guzel ve yalniz insanim...

Sabahtan aksama twitter, facebook, ne calisabiliyor insan, ne ne yaptigini anliyor. Disari cikip eglenince kendimi suclu hissediyorum. New York'taki yuruyuslere gittim, pek birsey olmuyor ne olcak ki? Biber gazi yok, tanzikli su yok, destek veremiyoruz  offf offf :-/

Artik biraz endiselenmeye basladim. Hani super tepkiler, hayraniyim tum olanlarin. Icimdeki vatan, insan sevgisini canlandirdi, pek hissetmedigim duygular uyandirdi icimde. Ama organize yok, hukumet gittikce sertlesiyor, amaclar super, velakin gozaltindaki insanlar artiyor, iskencenin haddi hesabi yok. Acaba biraz daha sistematik tum delillerle, mahkemelere basvurulsa avrupa'da vasaire daha organize, daha hukuki (bizim ulkede olmayacagi kesin). Bilmiyorum susmamak gerek o kesin, tek derdim insanlarin boyle telef olmamalari. Ama belkide durulursa sonuclari cok daha agir olacak. Kestirmesi zor, hem de cok!

Super mizahi seyler cikiyor ortaya, onca aciya onca surunmelere ragmen. 2 haftaya yakindir bole bir mutluluk, bi huzun, damlalar gozunde kaliyor insanin, orada olamamak ic parcaliyor. Birkac sevdigim paylasim, hepsini toparlayamacagim kesin:


Super bir yazi
Tencere tava hep ayni hava
Nev York'tan birkac ses

Guzelim cocuklarimiz nasil kiyarsiniz onlara???? :((((



Pazarlar zor...



Pazar gunleri zor. Ilk kez camasir arti utu yaptim ilginctir, kendimi bole olgun ve is kadini gibi hissediyorum, bir utu nelere kadirmis, vaybe! Ama gunun zorlugu ne utuden ne camasirdan. Ayrilik zor is kardesim. Hele yas ilerledikce daha zor, daha dogru secimler yaptigini dusunuyorsun, daha buyuk hayaller kuruyorsun birlikte, sonra ne bileyim daha bilincli seviyorsun, iste bu diyorsun, ne istedigimi biliyorum diyorsun. Sonra cat diye yikiliyor bu hayaller. Genelde zaman alir iliskilerin bitmesi ya, tukenmislik vardir, denedik olmadi vardir. Onlar yoksa daha zor oluyor atlatmasi, daha havada kaliyor, daha anlamsiz, daha asilmasi zor oluyor. 3 gun once seni seviyorumlar, super gelecek planlari oluyor. 3 gun sonra, bi hissizlik, uzaklik, bir yabancilik. Cok korkunc bir sey. Epey guven sarsici, ama biraz siradisi bir ayrilik cesidi sanirim, umarim oyledir en azindan.

Isin garibi insan alisiyor herseye. Hani bir insanin yokluguna alismasi imkansiz degil, heleki sonradan girmis hayatina, hic olmasa aklinda bitme ihtimalinin varligi oluyor. Ama sevmenin bir parcasi onun yoklugu halini reddetmek, tum ihtimallere karsi inadina sevmek umut etmek. Velhasili baska care olmayinca, tum cabalar yokluga alismaya harcaniyor. E pazarlari da evde kalinca, biraz daha zor oluyor, cok ani, cok paylasilmislik oluyor. Neyse yarin Pazartesiiii, is guzel sey, Pazartesi'ni sevmesi de bir garip. Ey ayrilik acisi sen nelere kadirsin :)
Bu sarkiyi da pek seviyorum cok olayla alakasi olmasa da etkileyici cok!


11 Haziran 2013 Salı

Yogurt increase fertility (possibly)

The newly published article shows yogurt-fed mice showing healthier features compared to control group. The original article mentions:

Radiant skin and hair are universally recognized as indications of good health. However, this ‘glow of health’ display remains poorly understood. We found that feeding of probiotic bacteria to aged mice induced integumentary changes mimicking peak health and reproductive fitness characteristic of much younger animals. Eating probiotic yogurt triggered epithelial follicular anagen-phase shift with sebocytogenesis resulting in thick lustrous fur due to a bacteria-triggered interleukin-10-dependent mechanism. Aged male animals eating probiotics exhibited increased subcuticular folliculogenesis, when compared with matched controls, yielding luxuriant fur only in probiotic-fed subjects. Female animals displayed probiotic-induced hyperacidity coinciding with shinier hair, a feature that also aligns with fertility in human females. Together these data provide insights into mammalian evolution and novel strategies for integumentary health.

The assays are mainly focused on hair shine, hair follicle thickness and skin histology. Yogurt-fed mice showed thicker hair follicle, shinier hair, therefor healthier mice. Acidic vaginal pH correlates with peak fertility, and yogurt-fed female mice have significantly lower (acidic) vaginal pH values. Even tough future testing is necessary, very interesting results.

Just an overview of the known benefits of yogurt:

  1. Reduce blood pressure
  2. Helps gut functions
  3. Lowers vaginal infection risks
The name is Turkish, the origins are unknown. Must eaten!!!