“Kürdüm, Lazım, Çerkezim, Ermeniyimi, Aleviyim... Desem de, ben çalışkanım ilkin, büyüyünce işsiz kalsam da. Büyüklerimi görmek, küçüklerimi dövmektir işim. İlk işim yurdumu ve milletimi ‘Üzüm'den çok sevmektir kesinlikle. Ülküm, takla atmak, yere düşmek ve ne olursa olsun taş ile yakalanmamaktır. Ey büyük Kürd, Laz, Çerkez, Ermeni, Alevi... Kaçtığın yoldan, gösterdiğin hedefe oturmadan yürüyeceğime ayran içerim. Varlığım Kürd, Laz, Çerkez, Ermeni, Alevi. Varlığına ceza olsun. "Ne mutlu Kürdüm, Lazım, Çerkezim, Ermeniyim, Aleviyim... Diyene, sonrada dayak yiyene.”
Mazlum Der'den aglanacak halimize tebessum yaratan derleme...
12 Temmuz 2009 Pazar
8 Temmuz 2009 Çarşamba
Ilim, bilim, doktora, perisanlik...:)
Nereye gidersem gideyim bakiyorum bu bilim adamlari bir deli, bir enteresan, komik, eglenceli.. Sise diyorsun, sana ilk siseyi kim bulmus, nasil gelistirmis anlatiyor bazisi. Bazisi sebeklige vurmus, bazisi da ilginclige. Ama seviyorum ben bu bilim insanlarini...
Bugun ikinci kez hucre kulturlu deneyler yapmaya basladim, daha once bir deneyimim olmustu ama bu defaki daha ciddi. Enfeksiyonlu hucrelerle calistigimiz icin tulumlar, maskeler, gozluklar, galoslar giyindik once; cok eglendim ben, heyecanlandim degisik bir sey yapiyorum diye. Cok deney yapmadim aslinda postdoc guvenemedi bana pek, ama o da hakli tabi. 5 saat boyunca o odada deney yaptik, araliksiz olunca yorucu oldu ama umarim degecek. Umut etmeye korkarak bekliyorum sonuclari.
Kariyarik yaptim dun, cok basariliydi hatta ilk basarili karniyarigim diyebilirim:) Nasil bunaliyorsam evde boyle uzun uzun yapmadigim kalmiyor.
Gazete haberlerini okuyorum, yine olen insanlar, yine sorunlar, uzucu. Cinde yasananlar uzucu, Pakistan'dakiler uzucu, Arabistan'da olanlar uzucu, Turkiye'dekiler de tabi. Keske insanlarin haksiz olumlerini, yasadiklari haksizliklari durdurabilsek, yani keske hepimzi durdurmaya calissak. Gerci bunlari yapanlarda biz insanlariz ya, yapmayanlar yapanlari durdurabilsek. Cok mu salakca hepimiz kardes olalim, olmayalim oldurmeyelim mutlu mesut yasayip gidelim demek? Hayir guzellik yarismalarindaki dilekler gibi oluyor bu "dunya barisi" ama bu kadar mi imkansiz, toplu kanin akmadigi bir gun gecsin dunya yuzunde. Cok utopik bir hayal sanirim.
Radikalde bir yazi okudum, aslind adun Hurriyet yazisiyla baslamis. Kim evlenecek bu turbanli kizlarla diye. Bana sanki su gunlerde herkes turbanlilarla evlenmek istiyrmus gibi geliyor. Hatta Turkiye'ye gittigimde izledigim su evlilik programlariyla ve bu programlarda erkeklerin turbanli kadin, bayanlarin evi olan erkek istekleri ayri bir sasirtmisti beni. Neyse birazda objecktif bakamiyorum belki de olaya.
Baska baska, hala kucuk ve bunaltici buluyorum bu sehri. Ya ben insan seviyorum yaa, boyle sosyal olmadan cok yasayamam ben, ciglik atarim valla:) Neyse geriye kaldi 16 bu gunden sonra, gec gunler bit gunler. Gecerken cok sey ogret gunler, hissettirmeden gec gunler, bunaltmadan gec. Insan en cok hata ve acilardan ogrenirmis ya oyle ogrenmiyim ama... hehehe... yani siparisle oluyorsa...
Bugun ikinci kez hucre kulturlu deneyler yapmaya basladim, daha once bir deneyimim olmustu ama bu defaki daha ciddi. Enfeksiyonlu hucrelerle calistigimiz icin tulumlar, maskeler, gozluklar, galoslar giyindik once; cok eglendim ben, heyecanlandim degisik bir sey yapiyorum diye. Cok deney yapmadim aslinda postdoc guvenemedi bana pek, ama o da hakli tabi. 5 saat boyunca o odada deney yaptik, araliksiz olunca yorucu oldu ama umarim degecek. Umut etmeye korkarak bekliyorum sonuclari.
Kariyarik yaptim dun, cok basariliydi hatta ilk basarili karniyarigim diyebilirim:) Nasil bunaliyorsam evde boyle uzun uzun yapmadigim kalmiyor.
Gazete haberlerini okuyorum, yine olen insanlar, yine sorunlar, uzucu. Cinde yasananlar uzucu, Pakistan'dakiler uzucu, Arabistan'da olanlar uzucu, Turkiye'dekiler de tabi. Keske insanlarin haksiz olumlerini, yasadiklari haksizliklari durdurabilsek, yani keske hepimzi durdurmaya calissak. Gerci bunlari yapanlarda biz insanlariz ya, yapmayanlar yapanlari durdurabilsek. Cok mu salakca hepimiz kardes olalim, olmayalim oldurmeyelim mutlu mesut yasayip gidelim demek? Hayir guzellik yarismalarindaki dilekler gibi oluyor bu "dunya barisi" ama bu kadar mi imkansiz, toplu kanin akmadigi bir gun gecsin dunya yuzunde. Cok utopik bir hayal sanirim.
Radikalde bir yazi okudum, aslind adun Hurriyet yazisiyla baslamis. Kim evlenecek bu turbanli kizlarla diye. Bana sanki su gunlerde herkes turbanlilarla evlenmek istiyrmus gibi geliyor. Hatta Turkiye'ye gittigimde izledigim su evlilik programlariyla ve bu programlarda erkeklerin turbanli kadin, bayanlarin evi olan erkek istekleri ayri bir sasirtmisti beni. Neyse birazda objecktif bakamiyorum belki de olaya.
Baska baska, hala kucuk ve bunaltici buluyorum bu sehri. Ya ben insan seviyorum yaa, boyle sosyal olmadan cok yasayamam ben, ciglik atarim valla:) Neyse geriye kaldi 16 bu gunden sonra, gec gunler bit gunler. Gecerken cok sey ogret gunler, hissettirmeden gec gunler, bunaltmadan gec. Insan en cok hata ve acilardan ogrenirmis ya oyle ogrenmiyim ama... hehehe... yani siparisle oluyorsa...
6 Temmuz 2009 Pazartesi
Yorgunluk-kafa dinlemek
Cok insanla konusamiyorum bu aralar, ondan gayet kendimden bahsediyorum. Fiziksel olarak yorgun, zihinsel olarak kirk tilki dolasiyor olsa bile kafami dinliyorum. Burada insanlardan daha izole, partisiz gunler geciriyorum; hic sikayetim yok aslinda. Yorucu oluyor insanlarla ugrasmak, arada gerekiyor boyle kabuguna cekilip, ara vermeler...Ama bir taraftan arkadaslarimi ozlemiyorum desem yalan. Sanki cok uzun zamandir burdaymisim gibi, halbuki henuz 1 hafta bile olmadi. Niye bana bu kadar uzun geliyor garip? Donunce aklimda yapacak bircok planim var ama eminim donusun 2. gununun sonunda hepsini unuturum.
Fiziksel yorgunlugum ise ters yola sapip 1 saatlik yolu tam tamina 1 saat 50 dk'da gelmis olmamdan. Aksam cikip hic yuruyesim yok, ama insanlara bagimli olasim sorasimda, heralde giderim taban kuvvet.
Dun bir yere alisverise gittik, sebze meyveler superdi. Kucuk patlican, halley ve, alpella buskuvi buldum, cok sevindim. Halley sevdicege gidecek o pek seviyor diye. Florida'daki bazi pahalli meyveler cok ucuzdu, ama bazi seylerde oldukca pahalli. Degisik bir tecrube burda olmak. Haftasonu Philadephia'ya gidecegiz bir grupla, degisiklik guzel olacak cunku bir sehir anca bu kadar sikici olabilirdi. Ama labdaki insanlar eglenceli, cilgin ve ahenkliler. Herkes bir baska yerden... Alismaya basliyorum galiba.
Yarindan sonra buldugum inhibitorleri deneyecegim losemi enfeksiyonlu hucrelerde, bir taraftan yavasta olsa baska deneyler yapiyorum. Ya acaba guzel sonuclar alir miyim? Doktoranin 5. yilinda boyle oluyor sanirim, umutla degil de sadece istekle, acaba olur mu diye baslaniyor deneye. Cikmayan binlerce deneyin ustune umut etmek cok kolay degil. Ama kesinlikle umutsuz da olmuyor insan, yoksa bilimci olamazmisiz. Ya cikarsa diye girisiyoruz olaya iste. Az konusmali, az partili, cok dusunmeli, fazla huzurlu, fazla bilgisayarla hasir nesir, cok yurumeli, pek sosyal olmayan gunlere devam. Gun sayiyorum kalmaktan sikayetci olmasam da, sanki bu benim hayatim degilmis gibi.
Fiziksel yorgunlugum ise ters yola sapip 1 saatlik yolu tam tamina 1 saat 50 dk'da gelmis olmamdan. Aksam cikip hic yuruyesim yok, ama insanlara bagimli olasim sorasimda, heralde giderim taban kuvvet.
Dun bir yere alisverise gittik, sebze meyveler superdi. Kucuk patlican, halley ve, alpella buskuvi buldum, cok sevindim. Halley sevdicege gidecek o pek seviyor diye. Florida'daki bazi pahalli meyveler cok ucuzdu, ama bazi seylerde oldukca pahalli. Degisik bir tecrube burda olmak. Haftasonu Philadephia'ya gidecegiz bir grupla, degisiklik guzel olacak cunku bir sehir anca bu kadar sikici olabilirdi. Ama labdaki insanlar eglenceli, cilgin ve ahenkliler. Herkes bir baska yerden... Alismaya basliyorum galiba.
Yarindan sonra buldugum inhibitorleri deneyecegim losemi enfeksiyonlu hucrelerde, bir taraftan yavasta olsa baska deneyler yapiyorum. Ya acaba guzel sonuclar alir miyim? Doktoranin 5. yilinda boyle oluyor sanirim, umutla degil de sadece istekle, acaba olur mu diye baslaniyor deneye. Cikmayan binlerce deneyin ustune umut etmek cok kolay degil. Ama kesinlikle umutsuz da olmuyor insan, yoksa bilimci olamazmisiz. Ya cikarsa diye girisiyoruz olaya iste. Az konusmali, az partili, cok dusunmeli, fazla huzurlu, fazla bilgisayarla hasir nesir, cok yurumeli, pek sosyal olmayan gunlere devam. Gun sayiyorum kalmaktan sikayetci olmasam da, sanki bu benim hayatim degilmis gibi.
2 Temmuz 2009 Perşembe
Gelismeler!
Cok uzun sure olmamasina ragmen kendi blogumu bulamadim:) Garip di mi? Yazisirken pek dikkat etmiyorum aslinda imla kurallarina am biraz daha ozen gostermeye calisiyorum blogda. 2 gundur Maryland'deyim. Gozumuzde oldukca buyuyen Ulusal Saglik Enstitusu'nde basladim 1 aylik calismama. Cok kalabalik labi bizim lablardan farki, oldukca eski bir yer. Aletleri oyle robotlu falan olmasa da oldukca iyi, gerci kristalografi makinesi robotluymus ama egitimini almadigim icin kullanamayacagim. Cinli, hintli cok, calisan Amerikalilar lab teknisyeni (burda manager, mudur diyorlar adina ama yaptigi labin duzenini saglamak), Rus, Cek, Polonyali... her ulkeden insan var gibi.
Ilk gece kaldigim yer 90 yasinda bir yasli teyze yaniydi, evi sineklerle dolu, mutfak kum tas, pas tutmus, banyoda karincalar cirit atiyordu. Iskence gibiydi resmen, neyse dunden itibaren bir postdoc'un evinde kaliyorum, ailesi gitmis, kendisi de yarin yola cikacak. Ama evi baska biriyle paylasmak zorunda kalacagim. Ilk kez ev arkadasim olcak, hem de erkek. Ilginc, ama ilk gece kaldigim yerden sonra bu evle bulmusa dondum, duzen, temiz carsaflar, temiz banyo-tuvalet, hatta alisveris yaptik, ev gibi iste, muthis mutlu oldum:) Ha tabi hergun 45 dk yuruyus mesafesinde olmasi dezavantaji ama napalim, olacak o kadar. Yani yururum ama icimden bir his bol bol kaybolacagim diyor, neyse belki selulitlerim gider, zayiflarim...:)
Sevgiliyle telde hatta yanyanayken bile anlasamazken, bu aralar iyiyiz, tabi daha 2 gun oldu, gerci sanki haftalardir boylemisim gibi bir his icimde. 23 gun kaldi sanirim, gun saymak kotu tabi, neyse cabuk geciyor zaman.
Arkadaslarimi ozledim sanki ucun sure gormemisim gibi, bazi seyle rgunluk rutine binmis biz de. Neyse guzel olacak, biraz partilere ara vermek, arabanin rahatligindan uzaklasip yurumek, baska yerde yasamak, sevgiliyi ozlemek, ozlenmek... Umarim mutlu gecer, cok ogrenerek ayrilirim.
Benim kisisel hallerim yanisira...Bugun 2 Temmuz, tam 16 yil once bugun yakilan Madimak Oteli biraz icimi acitmak da, suclularin ceza gormemeleri, devletin duyarsizligi, insanlarin kendinden farkli olana tahammulsuzlugu, hatta oyle bir tahammulsuzluk ki bu canli canli yakarak can almayi ici acmadan yapan bir kitleyi dusunmek yakiyor en cok canimi. Bir tek radikalde gordum haberlerini, hurriyet, milliyet bahsetmemisti bile. Yazik cok yazik.
Daha cok cok yazasim var ama simdilik bu kadar, bakalim bir daha ne zamana yazarim, gerci sikinti oluyor uzun beklemeler belki hemen yazarim. Kucucuk fare gordum olu, labin disinda, cizgi filmlerdeki kadar sevimliydi...Hadi ben gittim...
Ilk gece kaldigim yer 90 yasinda bir yasli teyze yaniydi, evi sineklerle dolu, mutfak kum tas, pas tutmus, banyoda karincalar cirit atiyordu. Iskence gibiydi resmen, neyse dunden itibaren bir postdoc'un evinde kaliyorum, ailesi gitmis, kendisi de yarin yola cikacak. Ama evi baska biriyle paylasmak zorunda kalacagim. Ilk kez ev arkadasim olcak, hem de erkek. Ilginc, ama ilk gece kaldigim yerden sonra bu evle bulmusa dondum, duzen, temiz carsaflar, temiz banyo-tuvalet, hatta alisveris yaptik, ev gibi iste, muthis mutlu oldum:) Ha tabi hergun 45 dk yuruyus mesafesinde olmasi dezavantaji ama napalim, olacak o kadar. Yani yururum ama icimden bir his bol bol kaybolacagim diyor, neyse belki selulitlerim gider, zayiflarim...:)
Sevgiliyle telde hatta yanyanayken bile anlasamazken, bu aralar iyiyiz, tabi daha 2 gun oldu, gerci sanki haftalardir boylemisim gibi bir his icimde. 23 gun kaldi sanirim, gun saymak kotu tabi, neyse cabuk geciyor zaman.
Arkadaslarimi ozledim sanki ucun sure gormemisim gibi, bazi seyle rgunluk rutine binmis biz de. Neyse guzel olacak, biraz partilere ara vermek, arabanin rahatligindan uzaklasip yurumek, baska yerde yasamak, sevgiliyi ozlemek, ozlenmek... Umarim mutlu gecer, cok ogrenerek ayrilirim.
Benim kisisel hallerim yanisira...Bugun 2 Temmuz, tam 16 yil once bugun yakilan Madimak Oteli biraz icimi acitmak da, suclularin ceza gormemeleri, devletin duyarsizligi, insanlarin kendinden farkli olana tahammulsuzlugu, hatta oyle bir tahammulsuzluk ki bu canli canli yakarak can almayi ici acmadan yapan bir kitleyi dusunmek yakiyor en cok canimi. Bir tek radikalde gordum haberlerini, hurriyet, milliyet bahsetmemisti bile. Yazik cok yazik.
Daha cok cok yazasim var ama simdilik bu kadar, bakalim bir daha ne zamana yazarim, gerci sikinti oluyor uzun beklemeler belki hemen yazarim. Kucucuk fare gordum olu, labin disinda, cizgi filmlerdeki kadar sevimliydi...Hadi ben gittim...
16 Haziran 2009 Salı
Tas atan cocuklar ve ilginc bir arastirma!!!
Diyarbakir valisini kutluyorum burdan, senelere mahkum olmak icin yargilanan kucuk cocuklar ve Huseyin Uzmez gibi cezasini cekmeyen, hatta ona hakaret edenlerin mahkemede surundugu bir adaletsizlikte cocuklari para cezasina tabi tutuyor sayin vali. O cocuklar cocuklar... O cocuklar masum ve sucsuzlar, adaletin isledigi, suclunun yargilanabildigi, yarginin bagimsiz oldugu bir Turkiye temennisiz bitiremeyecgim yaziyi. Umarim gun gelir gazete yazilarini, mahkeme kararlarini tuylerimiz diken diken olmadan okuyabiliriz.
Baska bir arastirma dikkatimi cekti: “Seçkinler ve Sosyal Mesafe” araştırması
Araştırma, temmuz-aralık 2008 tarihleri arasında İstanbul, Ankara ve İzmir’den 18-25, 25-45 ve 45 yaş üstü yaş dilimlerinde 21’i kadın toplam kırk kişi ile görüşülerek yapılmış. Araştırmanın yapıldığı dönem, cumhurbaşkanlığı krizi, 367 kararı, 27 nisan muhtırası, AKP’nin 22 temmuz seçim zaferi, DTP’nin Meclis’e girmesi, sınırötesi operasyon kararının alınması, Hrant Dink cinayeti, Malatya Zirve Yayınevi Katliamı gibi siyasi yönden çalkantılı, toplumun kutuplaştığı bir süreci işaret ediyor.
Değişime ve toplumun dinamizmine kapalı hayat algısı, seçkinlerde var olan “Biz ve Onlar” ayrımının ana kaynağı. Bu bakışın temel nedeni prestijli okullarda eğitim görmüş olmaktan ziyade, 12 Eylül rejiminin milli eğitimi hoşgörüsüzlük ve ötekileştirme üzerine kuran ırkçı, milliyetçi zihniyetinin içselleştirilmesi olduğu belirtiliyor. Görüşmeciler, kendi hayat tarzlarına uygun ve yakın coğrafyalarda yaşayan azınlıklara romantik ama yüzeysel bir yakınlık beslerken, gayrimüslimlerin “görünmezliği” ve uğradıkları ayırımcılıkla yüzleşilmiyor. Çünkü azınlıklar azalan rekabet gücü ile bu kesim üzerinde endişe yaratmıyor. Kürtler ise, seçkinlerin nezdinde, hem yaşam tarzı, hem de sosyal çevre olarak, azınlıklara göre, çok daha yabancı. Kimlikler konusunda ikircikli, çelişkili duygular besleyen katılımcılar, Kürt sorununu komplo teorileriyle açıklamaya yatkın. Katılımcıların önemli bir bölümünde “askerî çözümün çözümsüzlüğü” konusunda görüş birliği var. Yaşam tarzına müdahale ve muhafazakârlaşma konusunda yaşanan büyük korku ise AKP ile ilişkilendiriliyor. Militan laiklik anlayışına sahip kesimler, AKP ve tabanının yükselişini devrimlerin başarısızlığı olarak görme eğiliminde; bu ise grupta özgüven kaybına neden oluyor.
Baska bir arastirma dikkatimi cekti: “Seçkinler ve Sosyal Mesafe” araştırması
Araştırma, temmuz-aralık 2008 tarihleri arasında İstanbul, Ankara ve İzmir’den 18-25, 25-45 ve 45 yaş üstü yaş dilimlerinde 21’i kadın toplam kırk kişi ile görüşülerek yapılmış. Araştırmanın yapıldığı dönem, cumhurbaşkanlığı krizi, 367 kararı, 27 nisan muhtırası, AKP’nin 22 temmuz seçim zaferi, DTP’nin Meclis’e girmesi, sınırötesi operasyon kararının alınması, Hrant Dink cinayeti, Malatya Zirve Yayınevi Katliamı gibi siyasi yönden çalkantılı, toplumun kutuplaştığı bir süreci işaret ediyor.
Değişime ve toplumun dinamizmine kapalı hayat algısı, seçkinlerde var olan “Biz ve Onlar” ayrımının ana kaynağı. Bu bakışın temel nedeni prestijli okullarda eğitim görmüş olmaktan ziyade, 12 Eylül rejiminin milli eğitimi hoşgörüsüzlük ve ötekileştirme üzerine kuran ırkçı, milliyetçi zihniyetinin içselleştirilmesi olduğu belirtiliyor. Görüşmeciler, kendi hayat tarzlarına uygun ve yakın coğrafyalarda yaşayan azınlıklara romantik ama yüzeysel bir yakınlık beslerken, gayrimüslimlerin “görünmezliği” ve uğradıkları ayırımcılıkla yüzleşilmiyor. Çünkü azınlıklar azalan rekabet gücü ile bu kesim üzerinde endişe yaratmıyor. Kürtler ise, seçkinlerin nezdinde, hem yaşam tarzı, hem de sosyal çevre olarak, azınlıklara göre, çok daha yabancı. Kimlikler konusunda ikircikli, çelişkili duygular besleyen katılımcılar, Kürt sorununu komplo teorileriyle açıklamaya yatkın. Katılımcıların önemli bir bölümünde “askerî çözümün çözümsüzlüğü” konusunda görüş birliği var. Yaşam tarzına müdahale ve muhafazakârlaşma konusunda yaşanan büyük korku ise AKP ile ilişkilendiriliyor. Militan laiklik anlayışına sahip kesimler, AKP ve tabanının yükselişini devrimlerin başarısızlığı olarak görme eğiliminde; bu ise grupta özgüven kaybına neden oluyor.
3 Haziran 2009 Çarşamba
Ahmet Altan

Severim ben Ahmet Altan yazilarini, karmasik bir ordan bir burdan yazar, akici yazar, etkiler beni. Biraz da kafamin karisikligini hatirlatir bana bir ordan bir burdan. Taraf gazetesinde bugunki yazisindan bu alinti:
“Meyveler, çiçeklerin vaatlerini aştılar” diyen, bıçağını da kalemi gibi haşin kullanan katil Fransız’ı hatırladım.
Ve, dedim ki kendime, “ümidini hiç kesme.”
“Sen çiçekleri görüyorsun ya, meyveleri sen görmesen de biri mutlaka görür.”
Umidini kesmemek... Pek olmuyor o, buyuyunce umut etmeler azaliyor biraz cunku yasla hayal kirikliklari artiyor bir nevi. Yine de guzel daha da az edilse umutlar...
1 Haziran 2009 Pazartesi
Azcik bilimsel:)
En fonksiyonel ve mükemmel haline 22 yaşında ulaşan insan beyni, 27 yaşından itibaren "düşüşe geçmeye" başlıyor. Araştırma, yaşları 18 ile 60 arasında değişen iyi eğitimli 2 bin kadın ve erkeğin, 7 yıl boyunca katıldıkları testlerin sonuçlarından oluşuyor. ABD’de "Nörobiyoloji" dergisinin son sayısında, "Yaşlanmanın Nörobiyolojisi" başlığıyla yayımlanan araştırmaya göre, sağlıklı bir birey, 37 yaşına kadar hafızasını büyük ölçüde muhafaza ederken, kelime hazinesi ya da genel kültür gibi alanlarda hafızanın ortalama 60 yaşına kadar korunabiliyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)