28 Ağustos 2009 Cuma

Suclusu biziz....


Gunlerdir yazacagim bir firsat olmadi, dans, parti, dostlar, spor, deney derken yine dostlar. 24 saat ne kadar bir gune oysa ki:) Dun tabi yikildim ve oglen saatlerinde kurdugum yatak hayaliyle bulustum sonunda. Hep diyorum, yine diyorum duzenli hayata gececegim, evde yemek yiyip, erken yatip erken kalkacagim, spor yapacagim ama demekle kaliyorum tabi...

Dun "The Women" filmini izledik, hicbir erkek karakter oynamiyor filmde, ama karakter olarak ordalar sadece gormuyoruz. Meg Ryan kocasi tarafindan Eva Mendez'le aldatiliyor. Simdi Eva Mendez'de tas hani ya, Meg Ryan'da sevimli...Hep ailesini mutlu etmeye calisan biraile kadinina karsilik, basit, genc ve suh kadin tercih ediliyor baslarda; sonunu anlatmayim:) Neyse; gunlerdir dusunuyordum zaten bu habire yardirdigim erkekleri bu hale getiren biz kadinlariz olanlari suclusu diye... Hpe manken gibi olmak zorunda hisseden biz kadinlar, eile ve es icin hayatini hice sayan, aldatilip susan, dayak yiyip "Erkek dover de sever de diyen", ya da kuyruk salladigindan yada mini etek giydiginden tacize ugrayip hak ettigini dusunen biz kadinlar, aslinda siz kadinlar... Yani kendimive bazi tanidigim insanlari bu gruptan soyutlayacagim ama bu kitlenin hic de azimsanamayacak kadar cok oldugunu soylemeden edemeyecgim. Biyolojik bir sorumlulugumuz oldugumuz dogrudur, hormonlarla desteklendigi dogrudur, zevkle aile icin fedakarlik ettigimiz de ama bunlarin sonucunda pek cogumuzun kendini hice saydigi da yalan degil. Hep kaliplarda davranmak zorunda olan kadinlarimiz, buna karsi cikacak cesareti olmayana kadinlarimiz. Eeee bekar, cocuksuz, eli ekmek tutan biri diye konusmam kolay gelebilir ama ben biliyorumki her kadinin icinde o muthis canavar var, herseyin ustesinden gelebilecek gucumuz var, hayat zor ama biraz cesaret hayati daha kolaylastirabilecek belki de. umarim bir gun kadinlara yardimci olacak gucum olacak ve mutusz kadin ve cocuklara yardim edebilecegim. ama ilk once her kadin kendine olan sorumlulug yapip, bir insana ihtiyaci olmadiginin bilincine varmalidir. Daha guclu kadinlara, herkesin icindeki amazon kadinin kesfettigi guzle gunlere...:)

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Of aman ay:)

Ehhh geldim yine. Haftada bir ugruyorum, ya simdi bircok paylasim grubuna uye olunca nerde ne paylasacagini sasiriyor insan, bir de kimseyle paylastigim da yok bu blogu, dok icini rahatla gibi oluyor bu aralar. Icime hep dokuyorum ben zaten oyle bir sorun var, icimde birsey tuttugum cok zor gorulur:) Yahu ben geldim laba, yapacak oyle cok analizim var ki, of ki of. Basladim mi? Baslamadim, hatta gazetelerin magazin eklerini okudum, discovery magazin, nature okudum ama yine de baslamaidm. Hani kendi konumla ilgili makale okusam super olacak ama olamadi henuz:) Analiz zor is anacigim, deney yapmasi zevkli, teknisyen gibi davranmasi guzel; gel gorki bir asama geliyor bu yapilanlarinin hepsinin yorumlanip bir hikayeye donusturulmesi gerekiyor. Yas ilerledikce de ne yaraticiliktan eser kaliyor, ne de haya gucunden, oyle giriliyor bir kisir dongune debelen dur.
Haberlerden bahsedesim var, bilimsellikten bahsedesim var, dun izledigim guzel filmden bahsedesim var... Seciyorum film, hic yoktan eglenceli:) Vicky, Christina, Barcelona filmin adi, izlenesi bir film, super degil ama oldukca eglenceli ve guzel. Iki farkli karakterde kadinin Barcelona'da yasadiklari konu aliniyor oldukca guzel bir sekilde. Mantikli ve kalbinin sesini dinleyen iki kadin diye ayrilabilir ama bundan cok daha detayli aslinda ayrimlar. Mantikli, olmasi gereken ve normalar icinde mutlulugu bulacagini dusunen bir kadinin sinirlari disina cikisi ve secimi var bir yanda. Obur yanda ise, cilgin, gozu kara, ne istedigini bilmeyen ama ne istemedigini ogrenmis bir kadin. Eee tabi kendimden cok seyler buldum, ikisi de olmamaya calistigim kadin figurleri sanirim gozumde gariptir ki; tabi olmamaya calismalarim farkli zamanlara gelmekde. En guzeli olurunca yasayip, kendini ve hayati oldugu gibi kabul etmek... huzur ve mutluluk hic de uzak degil boyle dusununce:)))

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Ortaya karisik


Sevgili blog:),

Geri geldim kendi dogal ortamima, dostlarimi gordum, arkadaslari, eglendim guldum, sevgili gordum, sevgilisiz kaldim, tatil yaptim, deney basladim. Yazamadigim surenin ozeti boyle oldu, tabi detaylar; uzuntuler, sevincler, celiskiler, mutluluklar, yorgunluk da cabasi oldu. Sevgilinin pek de sevgili bir sevgili olmadigi, deger gorulmedigi, saygi duyulmadigi dusunuldu. Bir bitis surecine girildi, daha dogrusu bitti ve sindirme sureci yasanmakta simdilerde... Hep bir umutla baslaniyor, ama umut dolu surmuyor iliskiler, ayrilmanin da dogrusu, dogru zamani, kirmadan yapilani yok anladimki. Cok sozler soyleniyor, her ne kadar ugrasmayacagim soylemeyecegim dense de. Ben hakliyimi gosterme cabasi biraz arkasindaki, biraz da duzeltme umudu. Neyseee, bu da boyle son bulan hikayelerden oldu, az can yakarak, cok kotu zamanlamasi olmadan. Insan ne celiskili bir yaratik... Ne istedigini bilmek onemli su hayatta, yada ne istemedigini bilmek bile. Tutarli oldugumu dusunen arkadaslar varmis cevremde. Vay be ben kendi tutarsizligimdan bir tutarlilik yaratmisim meger:) Bir de daha beter tutarsizliklar, can yakislar gordukce diyorum ki; benim tutarsizliklarim hic de oyle kotu degilmis, ucu da hep bana dokunurmus. Bu kapanan dosyadan bir cikarim da sayginin, ince dusuncenin sevgiyle bir butun olmasi ve insanin hyavani bencilliginden siyrilmasi gerekliligidir. Bu yazi da burda biter...

16 Temmuz 2009 Perşembe

Cok sey

Yine icimde ayni his, anlatacak, konusacak cok sey olma ama sacmalayacagini, sonunun gelmeyecegini bilme hissi. Gunler daha iyi geciyor artik, cunku cok daha yogunum, eve yorgun gidince de oyle bos oturmak hic canimi sikmiyor. Protein labinda yaptigim deneyler bazen bosa geliyor, aslinda bosa oldugunu biliyorum cunku bu proteinin tam uzun halinin kristal yapisi vermeyecegini biliyorum ama yine de deniyorum burdaki aletleri ogreniyim diye. Bosa cirpinmaya alisiyor insan yillar sonra. Molekuler biyoliji labindaysa hem farkli seyler yapiyorum, hem de sonuclar guzel simdilik. Molekuler biyoloji oldukca zor, sabir ve titizlik istiyor biyokimyaya kiyasla.

Dun labda calistigim insanlarla yemek yiyorduk. Bir Turk, bir Nijeryali, bir Amerikan, bir Yunan ve bir Cinli yanyana gelmis..:) Dinden bahsetmisler, daha dogrsu ben onlara katildigimda bahsediliyordu dinden. Yunan arkadas cok koyu Hristiyan cikti ve Cinli Mong arkadasin anlattigi inanislarin ne kadar da sacma oldugunu soyledi. Ya tamam simdi, benim bile aliskan olmadigim bir inanis, ilginc ama inanc boyle birsey nedeni, nasili olmuyor, herkesin kendi yorumlamasi. Yunanli kendi inanislarinin somut nedenleri, ipuclari oldugunu iddaa edene kadar susmayi basardim ama sonrasinda dayanamadim ne somut kaniti, dinin, inanisin somut kaniti yoktur, somutluklarla anlamdirmaya calisir insan inanislarini...Neyse, cinlinin dedigine gore Monglar eger kotuluk ederlerse daha dusuk bir canli olarak dunyaya tekrar geleceklerine inanirlarmis, cezalari bitince tekrar realkarnasyonla insan olabilirlermis. Ilginc degil mi? Onlara da cennet ve cehennem ilginc geliyor olmali. Wikipedia'dan okudugum kadariyla, birden cok ruhlarinin olduklarina inaniyorlarmis, clan denilen gruplari varmis ve clan'ler arasi evlilik oluyormus, clan ici olmuyormus.

Su bir ayligina ev paylastigim Iranli'nin bircok konu hakkinda bilgisi var, anlasilan cok okuyan biri tarih konularinda. Her firsatta Ingilizlere, Amerikalilara, ve bugun de son olarak Avustralyalilara sert elstirilerde bulunuyor. Yani hakli oldugu yerler kesinlikle var ama biz guclu oldugumuzda biz de yaptik kotu seyler, hala da yapiyoruz. Bu hicbir yapilani hakli kilmiyor ama biraz daha ozelestri iyi olur diye dusundugumu anlattim. Cok hassa olmusum bu konularda, niye boyle herkesin acisindan bakip, esit olmaya claisiyorum, sonra derdimi anlatip, kendimi yoruyorum. Sevgiliyle yaptigim Kurt korumalarindan, haksizlari gor demelerden bunaldim anlasilan, biraz huzur istiyorum. Bir de bir seyi anlatirken bu kadar etkilenmeyip, sakin ve huzurlu cikislar yapabilmek istiyorum. Olur insallah:)

14 Temmuz 2009 Salı

Iste boyle

Az konusunca cok yaziyormusum ben meger:) Hocadan mail aldim, son derece notraldi yazdiklari, ne sevinmisti ne de canimi sikti. Ben de halen bilemedim sevinsem mi? Sanirim sevinsem, ilac olma ihtimali olabilecek kucucuk birsey buldum, onlarca yil surebilecek bir calisma olsa da bosa kurek cekmiyor sanirsam. Oldukca verimli, deli gibi calisiyorum iki labda, yapacak baska hicbir seyim de yok dogrusu, eve gitmeye kesinlikle can atmiyorum, calisiyim evde oturup bunalcagima; bi de kisa zaman icin burda en yuksek verimi alabilmenin tutusmusluguyla yorgunluktan perisan hissetsem bile bir gaz calisiyorum. Oyle cok sey yazacagimi dusunmustum ki, kaldim yine boyle. Neyse icimden gelince yazarim yine, alla alla sessiz bir insan olacak olamam ben, yani bu imkansiz. Bakalim dogal ortamim Florida'ya gidince dogal cok konusan hallerime donecek miyim:)

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Iyi mu kotu mu?

Ya deney sonuclari oldukca umut verici, denedigim 5 maddeden 1'i calisiyor gibi gorunuyor. Yani 4'u calismiyor, 20% basari ama en azindan biri calisiyor oldukca sevindirici bir haber. Hocama mail attim, beklemekteyim, eminim keyimi kaciracak. Bakalim hakli cikacak miyim? Iyi guzel ama .... diye bir mail gelecek, ustune bu kadar da sevinme tarzinda sozler. Yada beni sasirtip good job diyebilir:) Insallah oyle yapar, konferansa gitmek icin izin koparmaya calisacagim, ya ona da gonderse ondan iyisi yok allama:) Offf ne zordur istir su mail beklemek...

Pazartesi giydim fesi!

Iyiki ise gelmek var. Pazartesi sendromu da neymis? Hic ise gelirken bu kadar mutlu oldugumu bilmem uzun zamandir. Sosyal olmayan bir hayatin, bunaltici bir evin faydalari da bunlar olsa gerek. Aslinda cumartesi gunu Philadelphia'ya gittik gezmek icin. Ilgin bir sehir. Chicago, New York yada DC gibi diger buyuk sehirlerle alakasi yok. Cok tehlikeli bir yer diye gozumu korkutmustu insanlar Florida'dan. Zenci nufusu oldukca yuksek, sokaklarda yururken farki farketmemek zor. Biraz varosumsu bir havasi var. Museum of Art (Sanat Muzesi), Independence Hall (Bagimsizlik Salonu), City Hall (Sehir Salonu), Liberty Bell Center (Can Merkezi) , Pennlanding (limani) gorulmeye deger yerleri arasinda. Rocky filminde cikilan merdiven ve bir Rocky heykeli mevcut. Ama ne yalan soyleyim ben sevmedim o sehri, yasamak da istemezdim. Insanlarin giyimleri, tarzlari cok farkli ve garip geldi bana. Ama gordugume sevindim. Bir de vergi odenmiyor kiyafet ve ayakkabi alisverisine orada, alisveris severle ricin onemli bir unsur.

Dun ise buram buram bunaldim yine:) Oysaki cumartesi yorgunlugunun ustune iyi gelmeliydi, ama su asosyal gecen 2 hafta oldukca canimi ciktigi icin evde gecen hicbir gunden mutlu olamaz oldum. Bu yuzden de ise geldigime pek sevindim, burdaki postdoclar eglenceli, tek yapmam gereken organizasyonla is disinda biseyler yapmaya itmeliyim burdakileri:) Herkes bir sakin, sesiz geliyor burda bana. Beli hep cilgin insanlarla takilip, parti parti kosturdugumuz icindir:)

Bugun deney sonuclarimi gorecegim, buldugum inhibitorlar kanserli hucreleri oldurebilmis mi? Cok heyecanli yada umutlu oldugumu soyleyemeyecegim ama ogrenince ne olursa olsun sevinecegim. Cikmazsa baska strateji gelistirecegiz, ilk fikir hucrelere elektrik vererek inhibitorlari hicre icine sokmaya yardimci olmak. Iskenceci gibi hissedecegim kendimi:) Cikarsa da hopalyip, ziplayacagim ve degisik derisimler kullanarak biraz daha data ve fikir elde etmeye calisagiz.

Bugun bir de canim arkadasimin dogum gunu, 5 yil her zaman yanimda olan, gurbeti gurbetlikten cikaran dostumun, iyiki var o:) Geri sayima devam kaldi 12 gun, pek de birsey kalmadi, biraz daha mutluyum, su deneyler icinde heyecanlamaya basladim. Hadi guzel haberlerle gelcem insallah...