Ay bugun bir mutluluk bir mutluluk. Teklif aldim bugun, bir yatirim bankasindan, yatirim analisti olmak icin yani 1,5 senedir girmeye cabaladigim is. Hem de boyle beni kisisel sevdigi icin ayri boyle sirinlikle. Acayip sevindim haliyle, hopladim zipladim, haber saldim. Tabi henuz official degil bir de uzerine cok daha iyi firmalarda suregelen gorusmelerim devam ediyor ama oldu hani basardim. Boyle aylarca yillarca ugrasip da cabalayip da birseyin olmasi super. Hatta gecen sene atlayip ziplayip daha iyisinin olabilecegi ihtimalini dusunmezken, oh bu cepte digerlelriyle maasimi artiririm diye dusunur oldum. Oh mis, emekler bosa deil. Ama ustume bir yorgunluk coktu, yaptim ya, cabaladim oldu ya simdi gebes yapsam, yatsam uyusam ay yorgunum ama, iyice coktu bana simdi!
Bu arada olanlar ve dusunduklerim:
CA ya da ozellikle ilk tercihim FL tasinma hayalleri 1-2 yil askiya alindi.
NY'ta nerde yasicam simdi, nirelere gitcem, walking closet olcak mi? Olmali
Herseyimi atip, yeni kiyafetler alcam ay yasasin
Eskiden babalarimiz boyle liseyi bitirip ogretmen olup, guzel standarda sahip oluyorlarmis. Simdi neden boylene yapsan, ne kadar kazansan, kidem alsan yetmiyor. Hep daha cok hep daha ileri. Yeter ulen! Hatta bugun kosarken gordugum sogukta bir kucuk camekanli odada oturan adamin benden daha rahat oldugunu dusundum, kolay hayat guzel bisi olurdu. Hirs, basari hatta para insani mutlu eden seyler degil, susuzluk hersey iste ya.
Half maratona yazildim, 13 mil, 20 km. Hay Ahu mal misin?
Martin ilk haftasina o bir turlu yapamadigim yarim maratonu, ve ustune belki bunca training ve kosmada hedefledigim 122 lb elde edebilecegim.
Hala 2016'nin new resolutionlari uzerine calisiyorum, valla 2017'nin ilk 2 ayi onlari da yapsam degmeyin keyfime
Bugun bir broadway showa gidiyorum, gordugum unlulere en unlusu Bruce Willis olmak uzere yenilerini ekleyecegim. Nathan Lane, John Slattery and John Goodman. Yasasin broadway showlari, en sevdigim.
Daha official deil official olsun, daha yenileri eklensin, hadi nasil kotu bisi olunca it pours, iyi bisi olunca da su sel olsun. Hadi kara gozum.
Bu kadar. Ama postlarimdan da anlasilacagi uzere, boyle iliski yurutemeyen depresif benden, boyle kosan, is alan, super iliski yuruten, ailesinin kalbinin kirmayan, kiymet bilen bir insan oldum. Aferin bana, daha az eglenceli olmus olabilir ama halan eglenceliyim bi kereee. hih. bir eksigim samimi dostlarim ama o da zor oluyor, sevdiklerimiz uzakta, yakindaki sevdiklerime harciyacak extra vaktim yok, benim olsa onlarin yok. Neyse la vita bella babe.
18 Ocak 2017 Çarşamba
15 Ocak 2017 Pazar
Son aylarin ozeti :)
Yine geldi ben. Bu defa 3 senedir hayal ettigi Avrupa gezisini yapmis olarak. Izlanda, Amsterdam, Prag, Munih ve Stockholm'dan (Stockholmun turkcesi nedir anacim nasil yazilir?) olusan gezimde Prag en favori sehrim oldu. Paris ve Prag artik listemin baslarinda. Acayip streli gittim tatile, lab toplantisi, uzerine 2. is, izinler, zaten cok boyle seylerin planini duzgun yapamayan biriyim zor oldu epey. Ha bir de hastaydim 10 gun boyunca, stres ustune yetistirememe baya fenaydi. Ogrendiklerim gidecegin tam gunleri patrona soylemelisin ki, gidecegin zaman sikinti olmasin (cuma gidip ptesi donecegini soylemmek kurnazlik deil, sacmaldigin stres sebebin oluyor) tabi bir de 2. bir patronun varsa ona soylemek icin son 2 gunu bekleme, o seyahat ediyor olsa bile :)
Kendimle cok gurur duyan bir insan deilimdir hani hic ama vakti geldi. Hayvan gibi 2 iste calisip, is gorusmelerine gidip, is gorusmelri icin verilen assayleri hazirlayip, tatile gidip, hasta olur, uzerine eskiden varligindan haberim olmayan super yeni dunyanin en iyi firmalariyla gorusmeler aldim. Alkisss... Annemin de dedigi gibi "eee napalim, hep gorusme aliyorsun sonra bisi olmuyor" degil, hakli olsa da degil. Sevgili gibi, Meryem'in dedigi gibi birgun bi is bulacagim ve iyiki bunca zaman bulmamisim diyecegim :)) Sevgilimle diyorum. Ay bir de o var, evlenmemiz gerek, aile baskisi uzak da olsak zor is, ne onemi var diyoruz, e yoksa evlenelim ama is bak, onun isten cikarilma riski, hani zor bir donem de bakalim, yapacagiz birseyler elbet. Ben istiyorum acaba? Bir onemi de yok, doktora yap, dunyanin en iyi isine gir, evlnemiyorsan cocugun yoksa annenin gozunde failersin, bu da boyle :)
Bir ara epey takmistim, trdekiler kadar guzel giyinip, guzel resimler koymamama. Ulan NY'a yasiyorum, fashion takip ediyor muyum? Hayir neyse mantikli bir aciklama buldum :) Vaktim yok anacim, enerjim yok, kucuk seyler bunlar, I have bigger fish to fry hani :) Iranlilar da boyle, 3. dunya musluman ulke havalari bu susler ehehe, yani bok atayimki kendimi iyi hissedeyim netcen :) e ole ama ya. Neyse param yok, vaktim yok. Olan vaktimi ve parami bir yerleri gezerek harcamayi, sevdiklerime birseyler yaparak harcamayi tercih ediyorum bu da boyle yazilsin. Aferin bana :)))
Kendimle cok gurur duyan bir insan deilimdir hani hic ama vakti geldi. Hayvan gibi 2 iste calisip, is gorusmelerine gidip, is gorusmelri icin verilen assayleri hazirlayip, tatile gidip, hasta olur, uzerine eskiden varligindan haberim olmayan super yeni dunyanin en iyi firmalariyla gorusmeler aldim. Alkisss... Annemin de dedigi gibi "eee napalim, hep gorusme aliyorsun sonra bisi olmuyor" degil, hakli olsa da degil. Sevgili gibi, Meryem'in dedigi gibi birgun bi is bulacagim ve iyiki bunca zaman bulmamisim diyecegim :)) Sevgilimle diyorum. Ay bir de o var, evlenmemiz gerek, aile baskisi uzak da olsak zor is, ne onemi var diyoruz, e yoksa evlenelim ama is bak, onun isten cikarilma riski, hani zor bir donem de bakalim, yapacagiz birseyler elbet. Ben istiyorum acaba? Bir onemi de yok, doktora yap, dunyanin en iyi isine gir, evlnemiyorsan cocugun yoksa annenin gozunde failersin, bu da boyle :)
Bir ara epey takmistim, trdekiler kadar guzel giyinip, guzel resimler koymamama. Ulan NY'a yasiyorum, fashion takip ediyor muyum? Hayir neyse mantikli bir aciklama buldum :) Vaktim yok anacim, enerjim yok, kucuk seyler bunlar, I have bigger fish to fry hani :) Iranlilar da boyle, 3. dunya musluman ulke havalari bu susler ehehe, yani bok atayimki kendimi iyi hissedeyim netcen :) e ole ama ya. Neyse param yok, vaktim yok. Olan vaktimi ve parami bir yerleri gezerek harcamayi, sevdiklerime birseyler yaparak harcamayi tercih ediyorum bu da boyle yazilsin. Aferin bana :)))
23 Kasım 2016 Çarşamba
Gunler kisa
Hep diyorum mutluyken yazayim hatta bilgi vereyim ama olmuyor. Belki de depresif bir insanim, mutlu oldugum gun olmuyor ya da cok sinirli, belki de hayatim cok zor, bilemiyorum. Hani herkesin hayati zor da tabi. Epey yavas oluyor postdoc, research dedigin, geliyorsun 10da, kahve ic 11, a oglen yemegine ne kaldi deneyi ogleden sonraya koy, gyme git, yemek ye, 2de deney yap 6ya kadar uzamasin, 7de en gec cik gunleri bitti. Yerine 7de kalk, 8de ise git 2. isi yap rapor yaz, deney koy 10da, gyme git gidebilirsen, gel deneyi bitir, is basvur, aksam rapora devam et. Haftasonu 10-15 saat coffe shop coffee shop gez, raporu tamamla, hoppa sil bastan. Arada tabi bir de anneyle sevgiliyle gecirlememis zamanlara hayiflan, ustune kismetse olur izle uyurken. Kendimi 3 isim var gibi hissediyorum, 1 lab isi, 1 yatirimci bankacilik, 1 de is basvurma gorusmelere gitme isi. Hani zihinsel olaak kisir dongunde hissediyordum, stock olma hali onlar bitti. Daha cok yaptikca, daha efficient daha verimli calisiyorum. Ama geberdim cidden, ben ben de degilim.
Ustune aniden tatil karari verdim, cunku gitmek zorundayim patlicam, 1,5 sene tatil yapmadim, yorgunum falan filan. Vize randevusu oldum, ever arti sinir bozucu faktor. Asil gonlumde yatan asya ama avrupaya gidecegim yalniz napalim, gezmek daha kolay dil anliyorum daha guvenli hissederim diyerekten. Hava soguk, gunler kisa ama boyle denk geldi napalim. Amsterdam-Prag-Iceland plan. Hani Aralik basi cikabilsem cilgin ucuz biletler ama napalim oyle olamayacak vize dolayisiyla. Guzel olacak eglenceli ve cok ihtiyac duyulan dinlenmeli. Belki fiziken degil ama ruhen ara vermek, uzaklasmak, baska ortamlara girmek guzel olacak.
Aslinda hayatimda progress var, istedigim hersey oldu oluyor, tek sorun bu yorgunluk hali ama sikayet etmemem lazim.
Super gorusmeler yaptim yapiyorum, guzel bir isim olacak az kaldi, bu arada 2 isim var ikisini de sevdigim sadece yogun buldugum. Annem yanimdaydi, guzeldi birlikte olmak boyle, belki boyle yalnis uzun vakit geciremeyiz epeyce, cocugumuz olur, evleniriz, guzeldi, kavga da etmedik oh mis. Sevgiliyle iyiyiz, iliskimizde baska bir asama katettik, hatta yenilerini ekleyecegiz, zor donemleri birlikte astik, daha dibe vurmayacagimiz daha guzel gunler yasayacagimiz zamanlara diyoruz efenim.
E bi de uzerine super hep gormek istedigim yerler gorecegim, hurray. Onlari yazar miyim resim koyar miyim bilemedim belki yaparim. Heyecanli ama :)
Oh hayat guzelsin zor oldugun kadar.
Ustune aniden tatil karari verdim, cunku gitmek zorundayim patlicam, 1,5 sene tatil yapmadim, yorgunum falan filan. Vize randevusu oldum, ever arti sinir bozucu faktor. Asil gonlumde yatan asya ama avrupaya gidecegim yalniz napalim, gezmek daha kolay dil anliyorum daha guvenli hissederim diyerekten. Hava soguk, gunler kisa ama boyle denk geldi napalim. Amsterdam-Prag-Iceland plan. Hani Aralik basi cikabilsem cilgin ucuz biletler ama napalim oyle olamayacak vize dolayisiyla. Guzel olacak eglenceli ve cok ihtiyac duyulan dinlenmeli. Belki fiziken degil ama ruhen ara vermek, uzaklasmak, baska ortamlara girmek guzel olacak.
Aslinda hayatimda progress var, istedigim hersey oldu oluyor, tek sorun bu yorgunluk hali ama sikayet etmemem lazim.
Super gorusmeler yaptim yapiyorum, guzel bir isim olacak az kaldi, bu arada 2 isim var ikisini de sevdigim sadece yogun buldugum. Annem yanimdaydi, guzeldi birlikte olmak boyle, belki boyle yalnis uzun vakit geciremeyiz epeyce, cocugumuz olur, evleniriz, guzeldi, kavga da etmedik oh mis. Sevgiliyle iyiyiz, iliskimizde baska bir asama katettik, hatta yenilerini ekleyecegiz, zor donemleri birlikte astik, daha dibe vurmayacagimiz daha guzel gunler yasayacagimiz zamanlara diyoruz efenim.
E bi de uzerine super hep gormek istedigim yerler gorecegim, hurray. Onlari yazar miyim resim koyar miyim bilemedim belki yaparim. Heyecanli ama :)
Oh hayat guzelsin zor oldugun kadar.
31 Ekim 2016 Pazartesi
Is dedigin
Hep ask yazardim, hep sikayet, e bir degisiklik yapalim isten bahsedelim. Anacim is arama bildigin basli basina is. Once ne istiyorsun, neden zevk alirsin bulacaksin, bunu yaparken once ne olasiliklar var onlari ogreneceksin, o isleri yapan insanlari bulacaksin, yazacaksin, konusmaya calisacaksin, konuscaklar, ogreneceksin isteyip sevip sevmeyecegini dusuneceksin, o insanlarla kontagi tutacaksin. Cok zor zanaat ama bununla bitmiyor. Yani soyle isin en onemli kismi ne istedigini bulabilmek hayatta herseyde oldugu gibi, sonra o isin icinde olan insanlarla networking yapmak, sonrasi is gorusmesi ve basari ile ise baslamak bi pazarlik kismindan sonra. Oyle networking deyip gecmemek lazim, onsuz hicbirsey olmuyor. Ay ya ben sikayet etmeyecektim noldu? Olmadi. Resume var resumeyi tailor etmek var, gorusmeyi basariyla gecmek var. Anam icim karardi aslinda epey yol katettim, cok sey ogreniyor insan da hersey gibi bu da cok ogrenmeli kolay olmayan bir surec. Tabi insanin bulundugu alan cok onemli, mesala finanasta doktora yaptiysan bir otelde yilda 2 kez olan konferanslarla is buluyorsun, sonrasi om-site gitmek, kesinlikle zor bir surec ama hersey goreceli. Mezun sayisi ihtiyac sayisindan cok olmadigi icin, biyoloji kimya doktoralilari gibi is bulmak daha kolay. Dedigim gibi kolay degil, sadece daha kolay olasilik fazla oldugundaN.
Ay ben boyle bilgilendirici bisi yazacaktim ama olmadi, birakcam. Hayatimda guzel seyler oluyor ama, mutluyum, daha guzel gunleri de dort gozle bekliyorum.
Welcome welcome!
Ay ben boyle bilgilendirici bisi yazacaktim ama olmadi, birakcam. Hayatimda guzel seyler oluyor ama, mutluyum, daha guzel gunleri de dort gozle bekliyorum.
Welcome welcome!
29 Temmuz 2016 Cuma
Grrr
Ay yine herseyden nefret ettigim bir gun. Aslinda nefret degil, bi hazimsizlik, rahatsizlik, irritation, sinir bozuklugu. Neden hersey zaman aliyor arkadas? Neden NY'ta evler kucuk? Studyo nedir? Kaset studyosu vardir, resim studyosu vardir, eve en az 1 oda lazimdir. Neden evler bu kadar pahalli?
12 saat uyudum bugun, disciye gittim, yine canim yaniyor. Sabah kalktim Nur Bilen Yavuzer'in postlarina baktim, dedim kendime kiyak geciyim 2 krem alayim, yaslanmiyim, icim curusun disardan anlamasinlar. Yuh anacim lip balm dedigin 75$ olur mu? Krem 100-200 doler. Hayir biriktirir ileride botoks yaptiririm o paraya, yuh yaw. O da husran oldu, sonra gyme gitmedim, sonra annem tadimi kacirdi, sonra tepki verdim diye kendime canim sikildi. Ayh! Sevdicegimin morali bozuk, bana teklif gelmedi. Nideeen nideeen?
Soyle mantikli dusununce diyorum, olcak er gec hersey duzene gircek. Bi evim olcak, soyle 3 odali, icinde camasir makinesi olan, sevdigim yanimda olcak, spor yapcam, saglikli hayatim olcak, ustune isimi sevcem, cok yogun olmayan bi isim olcak, belki sonra bir cocuk, annem gelcek duzenli mutlu bir aile hayatimiz, gorustugumuz kafa dengi arkadaslarimiz. Hayir hani sanki cok sey istiyorum oysa ki cok siradan istekler. Hayir anlamadigim, amerikaya gel, doktora yap, calis cabala, sonra istedigin aslinda teklifi kabul etsen 23 yasinda universite mezun oldugunla ayni olsun, ay anlamadim ki.
Sonra diyorum, kalsaydim trde, nefret ederdim, gezide olmus olurdum belki, ya da mutsuz evli olurdum. Cok sey yaptim, gezdim eglendim, seyahat ettim, super arkdaslar edindim, kendimi deli gibi gelistirdim. Ama mutlu muyum? Hayir. Hayatimla tatmin miyim hayir? Belki sosyal medyadandir, belki doktoradan, hep daha cok basari, daha guzel seyler istiyor insan, hep birseyleri eksik goruyor. Ama cok guzel seyler hayatimda, cok sevdigim cok duzgun bir adam, canimin parcasi hep bana destek ailem, cok bitane arkadaslarim, hani evrim de gecirdim, epey iyiyim ben de, kendimle gurur duydugum cok seyler de yaptim. Biraz yasi buyuk yine yeniden bir gecisten gecmek daraltiyor beni heralde. Neyse hadi gelsin bir teklif, bir tatil, ustune sevdigime kavusma, onun ustune guzel ev tutma dizme, hani bir maile, 2 guzel habere bakiyor. Enseyi toparla afu.
Yarin bi kumsal yapalim anosla, yaniyim, dinleneyim. Ole haftaya da gelsin calirfornication. Ama o zamana kadar batsin bu dunya :)
Ay aslinda bilimden konuscaktim yok PCOS hazirladigim sunumlar falan anlaticaktim da. Ay baslicam sunumuna bilimine mode on oldugunda bir muslum soszuyle kapiticim refer to ust paragraf. grrrr
12 saat uyudum bugun, disciye gittim, yine canim yaniyor. Sabah kalktim Nur Bilen Yavuzer'in postlarina baktim, dedim kendime kiyak geciyim 2 krem alayim, yaslanmiyim, icim curusun disardan anlamasinlar. Yuh anacim lip balm dedigin 75$ olur mu? Krem 100-200 doler. Hayir biriktirir ileride botoks yaptiririm o paraya, yuh yaw. O da husran oldu, sonra gyme gitmedim, sonra annem tadimi kacirdi, sonra tepki verdim diye kendime canim sikildi. Ayh! Sevdicegimin morali bozuk, bana teklif gelmedi. Nideeen nideeen?
Soyle mantikli dusununce diyorum, olcak er gec hersey duzene gircek. Bi evim olcak, soyle 3 odali, icinde camasir makinesi olan, sevdigim yanimda olcak, spor yapcam, saglikli hayatim olcak, ustune isimi sevcem, cok yogun olmayan bi isim olcak, belki sonra bir cocuk, annem gelcek duzenli mutlu bir aile hayatimiz, gorustugumuz kafa dengi arkadaslarimiz. Hayir hani sanki cok sey istiyorum oysa ki cok siradan istekler. Hayir anlamadigim, amerikaya gel, doktora yap, calis cabala, sonra istedigin aslinda teklifi kabul etsen 23 yasinda universite mezun oldugunla ayni olsun, ay anlamadim ki.
Sonra diyorum, kalsaydim trde, nefret ederdim, gezide olmus olurdum belki, ya da mutsuz evli olurdum. Cok sey yaptim, gezdim eglendim, seyahat ettim, super arkdaslar edindim, kendimi deli gibi gelistirdim. Ama mutlu muyum? Hayir. Hayatimla tatmin miyim hayir? Belki sosyal medyadandir, belki doktoradan, hep daha cok basari, daha guzel seyler istiyor insan, hep birseyleri eksik goruyor. Ama cok guzel seyler hayatimda, cok sevdigim cok duzgun bir adam, canimin parcasi hep bana destek ailem, cok bitane arkadaslarim, hani evrim de gecirdim, epey iyiyim ben de, kendimle gurur duydugum cok seyler de yaptim. Biraz yasi buyuk yine yeniden bir gecisten gecmek daraltiyor beni heralde. Neyse hadi gelsin bir teklif, bir tatil, ustune sevdigime kavusma, onun ustune guzel ev tutma dizme, hani bir maile, 2 guzel habere bakiyor. Enseyi toparla afu.
Yarin bi kumsal yapalim anosla, yaniyim, dinleneyim. Ole haftaya da gelsin calirfornication. Ama o zamana kadar batsin bu dunya :)
Ay aslinda bilimden konuscaktim yok PCOS hazirladigim sunumlar falan anlaticaktim da. Ay baslicam sunumuna bilimine mode on oldugunda bir muslum soszuyle kapiticim refer to ust paragraf. grrrr
22 Temmuz 2016 Cuma
Yorgunluk!
Cok yorgunluk. Arkadaslara, sevgiliye, anneye yakinmaktan yorulunalacak kadar yorgunluk. Gecis donemleri hep zordur, surekli gecis halinde olmak daha da zor. Doktora hayatimda verdigim en guzel kararlardan, ama insan bir isin icine atilirken bilmiyor nelerle ugrasacagini, hayatinin gelecekteki 10 yil nasil olacagini, hatta o anki secimlerinin hayatinin souna kadar etkili olacagini.
Kimyaciyim ya ben aslinda, senlerdir kimya yaptigim yok kanser uzerine calismak cok cazipti, insan sagligiyla ilgili bir tez uzerine calismak. Teflonu cozecek bir sey bulmaktan ya da bir orhanik madde sentezlemeden cazipti iste. Gel gorki o zamanlar farkinda degildim, kimya alanindaki mezunlar daha az, is bulmak daha kolay olabiliyor. Hani duygusal doyumu super, o haz anlatilmaz. Ama kisisel hayattaki zorlik da anlatilmaz hani :) 6 yil olacak doktora biteli, kolay geliyor insana, ama ne cabuk geciyor zaman.
Asil anlatmak istedigim neden yorgunum :) Arkadas her sene bir oncekinden zor mu oluyor, yoksa benim toleransim mi dusuyor bilemedim. Is bulmak zor is, insanlarla konusmak, sunum yapmak, is basvururken calisiyor olmak. Ufkum acildi o ayri, o begenmedigim, cok ise yaramadigini dusundugum guzelim doktoramla neler yapabiliyormusum meger. Mesele bir bankada yatirim analizcisi olabiliyormusum, saatleri zor, iyi odeyen bir is. Ya da bir avukatlik firmasinda patent analizi yapabiliyormusum firmalar icin, sonunda avukat oluyor ve PhD, JD devam ediyorsun hayatina. Ya da bilim aktaricisi oluyorsun, firmalara sunum hazirlayip, doktorlari egitebiliyorsun bazi konular hakkinda. Bunlar deney yapmayi gerektirmeyen isler. Bir de deney yaptigin bilim isleri var ama ben onlarla pek ilgilenmiyorum. Consultant isi var uzerine. Neyse su saydigim islerin her birine basvurdum, herbirine is gorusmelerine gidiyorum. Ayni zamanda deney yapip, su anki patronumu mutlu tutmaya calisiyorum, ustune gyme gidip saglikli yasamaya calisiyorum, onun uzerine anacum burda onunla vakit gecirmeye calisiyor ve geciremiyorum, onun uzerine de sadece haftasonlari gordugum sevdicegimle istikrarli bir iliski yurutmeye calisiyorum, ha onun da ustune benim olan bir evin badana boyasiyla ilgilenip, anacumu hastaneye goturup, bir de 3 aydir 1 kirilan dis, 2 kanal, birkac curuk disle ugrasiyor, aci icinde yapiyorum bu saydiklarimin hepsini. Yazarken yoruldum yeminlen. Hani cocugu olan insanlarin tukenmisligini anlayabiliyorum bi derece, ayni degil biliyorum ama. Cocugum yok diye mutlu oldugum nadir zamanlardan.
Su anda aklimda eger bu islerden hicbiri olmazsa korkusu var. Bir de olursa nasil olacak, ne olacak, nerede yasayacagim korkulari da cabasi. Bostona gidersem, pozitif tarafi sevdigime yakinlasirim, daha ucuz bir hayat az da olsa, negatifimsi tarafi ise hic tanimadigim bir sehir, bir ortam. NY'ta kalirsam alistigim bildigim bir yer pozitifligi, negatifligi ise kucuk bir ev tutabilecek olmam ve de evin kucuk olacak olmasi. Ilk zamanlar zor olacak iste, alisma sureci, korkutucu tabi. Umarim sevdigim ve basarabilecegim bir is olur, umarim seceneklerim olur ve iyi bir secim yapabilirim sonunda.
Suraya koyayim hayallerimi, bakarsiniz ya olur: 100k'lik bir is, 9-5 saatleri, sosyal ve mutlu bir is ortami, 1 ay ara is oncesi, 1-2 haftada ev bulup, sonraki 2-3 haftada avrupa ya da asya tatile. Asya tercihli. Vietnam ve Thailan gezisi.. Uzerine guzel bir ev, walking closetli, en az 1 odali, guzel yeni esyalar, parka yakin, sabahlari kosayim diye, gym var bir de yakininda. Uzerine sevdicegim yanimda ve mutlu. Annem geliyor sik sik o da mutlu, odasi var ayri. Abimin isleri duzgun, keyfi yerinde. Ay hidirelez dilekleri gibi oldu.

Iki de update vereyim. Hedefledigim 122 lb ulasamadim, ama disimin agrimasiyla birkac lb verdim. 126-128 arasi geziniyorum, sporla fena gorunmuyorum, hayatimda ilkkez ince bacaklarim olsun, daha dogrusu kasli bacaklarim olsun sevdasindan vazgecmis deilim, kilo almiyim, duzenli hayatimla daha da iyiye gidecek ama. Wink wink.
Hayallerimiz hedeflerimizin gercek olmasi dilegiyle. Opucuk.
Kimyaciyim ya ben aslinda, senlerdir kimya yaptigim yok kanser uzerine calismak cok cazipti, insan sagligiyla ilgili bir tez uzerine calismak. Teflonu cozecek bir sey bulmaktan ya da bir orhanik madde sentezlemeden cazipti iste. Gel gorki o zamanlar farkinda degildim, kimya alanindaki mezunlar daha az, is bulmak daha kolay olabiliyor. Hani duygusal doyumu super, o haz anlatilmaz. Ama kisisel hayattaki zorlik da anlatilmaz hani :) 6 yil olacak doktora biteli, kolay geliyor insana, ama ne cabuk geciyor zaman.
Asil anlatmak istedigim neden yorgunum :) Arkadas her sene bir oncekinden zor mu oluyor, yoksa benim toleransim mi dusuyor bilemedim. Is bulmak zor is, insanlarla konusmak, sunum yapmak, is basvururken calisiyor olmak. Ufkum acildi o ayri, o begenmedigim, cok ise yaramadigini dusundugum guzelim doktoramla neler yapabiliyormusum meger. Mesele bir bankada yatirim analizcisi olabiliyormusum, saatleri zor, iyi odeyen bir is. Ya da bir avukatlik firmasinda patent analizi yapabiliyormusum firmalar icin, sonunda avukat oluyor ve PhD, JD devam ediyorsun hayatina. Ya da bilim aktaricisi oluyorsun, firmalara sunum hazirlayip, doktorlari egitebiliyorsun bazi konular hakkinda. Bunlar deney yapmayi gerektirmeyen isler. Bir de deney yaptigin bilim isleri var ama ben onlarla pek ilgilenmiyorum. Consultant isi var uzerine. Neyse su saydigim islerin her birine basvurdum, herbirine is gorusmelerine gidiyorum. Ayni zamanda deney yapip, su anki patronumu mutlu tutmaya calisiyorum, ustune gyme gidip saglikli yasamaya calisiyorum, onun uzerine anacum burda onunla vakit gecirmeye calisiyor ve geciremiyorum, onun uzerine de sadece haftasonlari gordugum sevdicegimle istikrarli bir iliski yurutmeye calisiyorum, ha onun da ustune benim olan bir evin badana boyasiyla ilgilenip, anacumu hastaneye goturup, bir de 3 aydir 1 kirilan dis, 2 kanal, birkac curuk disle ugrasiyor, aci icinde yapiyorum bu saydiklarimin hepsini. Yazarken yoruldum yeminlen. Hani cocugu olan insanlarin tukenmisligini anlayabiliyorum bi derece, ayni degil biliyorum ama. Cocugum yok diye mutlu oldugum nadir zamanlardan.
Su anda aklimda eger bu islerden hicbiri olmazsa korkusu var. Bir de olursa nasil olacak, ne olacak, nerede yasayacagim korkulari da cabasi. Bostona gidersem, pozitif tarafi sevdigime yakinlasirim, daha ucuz bir hayat az da olsa, negatifimsi tarafi ise hic tanimadigim bir sehir, bir ortam. NY'ta kalirsam alistigim bildigim bir yer pozitifligi, negatifligi ise kucuk bir ev tutabilecek olmam ve de evin kucuk olacak olmasi. Ilk zamanlar zor olacak iste, alisma sureci, korkutucu tabi. Umarim sevdigim ve basarabilecegim bir is olur, umarim seceneklerim olur ve iyi bir secim yapabilirim sonunda.
Suraya koyayim hayallerimi, bakarsiniz ya olur: 100k'lik bir is, 9-5 saatleri, sosyal ve mutlu bir is ortami, 1 ay ara is oncesi, 1-2 haftada ev bulup, sonraki 2-3 haftada avrupa ya da asya tatile. Asya tercihli. Vietnam ve Thailan gezisi.. Uzerine guzel bir ev, walking closetli, en az 1 odali, guzel yeni esyalar, parka yakin, sabahlari kosayim diye, gym var bir de yakininda. Uzerine sevdicegim yanimda ve mutlu. Annem geliyor sik sik o da mutlu, odasi var ayri. Abimin isleri duzgun, keyfi yerinde. Ay hidirelez dilekleri gibi oldu.

Iki de update vereyim. Hedefledigim 122 lb ulasamadim, ama disimin agrimasiyla birkac lb verdim. 126-128 arasi geziniyorum, sporla fena gorunmuyorum, hayatimda ilkkez ince bacaklarim olsun, daha dogrusu kasli bacaklarim olsun sevdasindan vazgecmis deilim, kilo almiyim, duzenli hayatimla daha da iyiye gidecek ama. Wink wink.
Hayallerimiz hedeflerimizin gercek olmasi dilegiyle. Opucuk.
7 Nisan 2016 Perşembe
Healthy living/saglikli yasam!
Ingilizce yazmakla turkce yazmak arasinda gelip gitmekteyim. Turkce yazinca da zaten pek cok ingilizce kelime kullanmaktayim, ama de ve dalari ayirmaya ozen gosteriyorum arada, hakkim yenmesin :))
Hatirlanirsa (ben unutmaya calissam bile), bundan 2-2,5 sene once olumlerden donmustum, saka degil kaza degil bildiginiz hastaliklardan basimi kaldiramamistim ve hatta etkileri, toparlanmam 2 yili buldu. Bu surecte boyle hayatimi gozden gecirdim, iste aman efendim hayatimdaki oncelikleri belirledim falan gibi seyler olmadi. Daha dogrusu oldu ama zamanla oldu, 30lari gectim, hayatimin en duyusal olarak stable olan donemine girdim diye oldu. Yani pek cok sey bu hastalik dahil oldu, ve buralara geldi. E guzel de oldu hani. Aileme onem verdigim, kendimi sevdigim, kendime onem veridigim, onceliklerimi belirledigim, hergun sinirlarimi cizmeye ve korumaya calistigim, hergun birton seyler ogrendigim ve kullandigim, hatta ve hatta hayatimd ailkkez 2 yillik bir iliski yurutebildigim guzel gunlere geldim, geldik hep beraber.
NY'tan nefret ettim, hoslanmadim, eh iste hoslandim ve sevdim yasadigim 5 yil icerisinde. Ne cabuk geciyor anacim zaman, bu ne ya. Neymis, evle is yakin olmaliymis, duzenli hayat, spor, sevdigin arkadaslar dostlarla cevrili olmak muhimmis. NY city hayatimda yasadigim ve gordugum en tough city imis, ve heryere bir sekilde alisiliyormus. Pek cok sey ogreniyor insan burda, hem kulturel hem duygusal. Hayatimda ic tanimadigim kadar igrenc ve degisik/ilginc insanlarla tanistim, bilim alanind aock sey ogrendim, kendimi pek cok konuda epey gelistirdim. E bi de saglikli yasama basladim. Artik bakiyorum tr'de de herkes spor yapiyor, super birsey. Kosmaya basladim, gyme basladim, saglikli yemeye basladim. 15lb verdim, sevdicegimin de destegini unutmamak gerek, baslarda sinirimi bozsa da cok destekci ve sevimli bir insan oluverdi. Baska bir yazida da ikimizin karsilikli gecirdigi evirimi anlatirim belki :))
141lb (63.7) ile basladim , 125 lg (56.7kg) ile devam ettim bir sure, sonra tabi aldim o kilolarin bir kismini. Simdilerde 132 lb (59.9 kg) civarinda salinmaktayim. Bilen bilir, ole 1.63 boyunda, popolu bir insanirim sonucta, hafif buyuse kuculse de hic ole ince bir insan olmadim ben. Hayatimin en ince, en sagilikli, en selulitsiz zamanindayim simdi. Ahu gururla sunar. Cok cabaliyorum valla, haftada 1 kosmak, bisiklet, arada yoga, boot camp ve body pump denilen iskenceli weight/cardia karisimi dersler aliyorum, haftanin en az 3 en cok 5 gunu spor yapiyorum. Spor super, acayip iyi hissediyor insan kendini, disarda kosmak muthis rahatlatiyor, East River'da suya karsi tas gibi insanlarla kosmak gaza getirici bisi haliyle. Gym dersleri biraz daha meletiyor beni, o aci kasilmalar, yorgunluk hissi, aylar sonra bile gitmedi. Ha bu arada acaba kas kazandim da mi o poundlar artti diye bir umudum da yok degil? Ama gel gorki gozlerim goruyor, e biliyorum da gecen yaz dogru duzgun aksam yemegi yemiyordum, biraz uzuntu stresten. Stres degisik etkiler yapabilir, bazen cok yiyorum, ask acisindan kaynakli stresse az yiyorum, boyle de cins bir insanim :)
Neyse, simdi hedefim 122 lb Temmuz 1'e kadar. Ayda 3-4 lb, haftada 1 lb yani yarim kilo vermem gerekiyor. Hani kulaga basit geliyor di mi? 15lb vermis, 5 geri almisim, hepi topu 10 daha vercem. Gel gor ki oyle olmuyor. Cunku degistirdigim beslenme seklimle verdim o kilolari, eskisi gibi kotu yemiyorum, cok daha az yiyorum, e kalan 10 lb'u vermek icin daha da degisiklik yapmam gerekiyor, ve ilk degisiklikler epey bi major idi, simdi ac mi kaliyim? Yazik deil mi bana? :p Degil tabiki de. Zor olacak ama yapabilirim, hatta kalori hesabina giritstim yine eger 1200 cal'de tutabilirsem gunluk degeri, ustune spor yaparsam, su 4 gun de bile fark gordum. Bir de sabah ve oglen kalorinin cougunu alir, aksamlari az yersem, ustune 8den sonra yemezsem oalcak bu is. Wish me luck. Buraya yaziyorumki pressure hissedeyim, hadi bakalim. Resmimi de koyacagim, sonrasinda before ve after yaparim belki :))

Kilo 132 lb, hedef 122, deadline July 1st, mental status hopeful
Hatirlanirsa (ben unutmaya calissam bile), bundan 2-2,5 sene once olumlerden donmustum, saka degil kaza degil bildiginiz hastaliklardan basimi kaldiramamistim ve hatta etkileri, toparlanmam 2 yili buldu. Bu surecte boyle hayatimi gozden gecirdim, iste aman efendim hayatimdaki oncelikleri belirledim falan gibi seyler olmadi. Daha dogrusu oldu ama zamanla oldu, 30lari gectim, hayatimin en duyusal olarak stable olan donemine girdim diye oldu. Yani pek cok sey bu hastalik dahil oldu, ve buralara geldi. E guzel de oldu hani. Aileme onem verdigim, kendimi sevdigim, kendime onem veridigim, onceliklerimi belirledigim, hergun sinirlarimi cizmeye ve korumaya calistigim, hergun birton seyler ogrendigim ve kullandigim, hatta ve hatta hayatimd ailkkez 2 yillik bir iliski yurutebildigim guzel gunlere geldim, geldik hep beraber.
NY'tan nefret ettim, hoslanmadim, eh iste hoslandim ve sevdim yasadigim 5 yil icerisinde. Ne cabuk geciyor anacim zaman, bu ne ya. Neymis, evle is yakin olmaliymis, duzenli hayat, spor, sevdigin arkadaslar dostlarla cevrili olmak muhimmis. NY city hayatimda yasadigim ve gordugum en tough city imis, ve heryere bir sekilde alisiliyormus. Pek cok sey ogreniyor insan burda, hem kulturel hem duygusal. Hayatimda ic tanimadigim kadar igrenc ve degisik/ilginc insanlarla tanistim, bilim alanind aock sey ogrendim, kendimi pek cok konuda epey gelistirdim. E bi de saglikli yasama basladim. Artik bakiyorum tr'de de herkes spor yapiyor, super birsey. Kosmaya basladim, gyme basladim, saglikli yemeye basladim. 15lb verdim, sevdicegimin de destegini unutmamak gerek, baslarda sinirimi bozsa da cok destekci ve sevimli bir insan oluverdi. Baska bir yazida da ikimizin karsilikli gecirdigi evirimi anlatirim belki :))
141lb (63.7) ile basladim , 125 lg (56.7kg) ile devam ettim bir sure, sonra tabi aldim o kilolarin bir kismini. Simdilerde 132 lb (59.9 kg) civarinda salinmaktayim. Bilen bilir, ole 1.63 boyunda, popolu bir insanirim sonucta, hafif buyuse kuculse de hic ole ince bir insan olmadim ben. Hayatimin en ince, en sagilikli, en selulitsiz zamanindayim simdi. Ahu gururla sunar. Cok cabaliyorum valla, haftada 1 kosmak, bisiklet, arada yoga, boot camp ve body pump denilen iskenceli weight/cardia karisimi dersler aliyorum, haftanin en az 3 en cok 5 gunu spor yapiyorum. Spor super, acayip iyi hissediyor insan kendini, disarda kosmak muthis rahatlatiyor, East River'da suya karsi tas gibi insanlarla kosmak gaza getirici bisi haliyle. Gym dersleri biraz daha meletiyor beni, o aci kasilmalar, yorgunluk hissi, aylar sonra bile gitmedi. Ha bu arada acaba kas kazandim da mi o poundlar artti diye bir umudum da yok degil? Ama gel gorki gozlerim goruyor, e biliyorum da gecen yaz dogru duzgun aksam yemegi yemiyordum, biraz uzuntu stresten. Stres degisik etkiler yapabilir, bazen cok yiyorum, ask acisindan kaynakli stresse az yiyorum, boyle de cins bir insanim :)
Neyse, simdi hedefim 122 lb Temmuz 1'e kadar. Ayda 3-4 lb, haftada 1 lb yani yarim kilo vermem gerekiyor. Hani kulaga basit geliyor di mi? 15lb vermis, 5 geri almisim, hepi topu 10 daha vercem. Gel gor ki oyle olmuyor. Cunku degistirdigim beslenme seklimle verdim o kilolari, eskisi gibi kotu yemiyorum, cok daha az yiyorum, e kalan 10 lb'u vermek icin daha da degisiklik yapmam gerekiyor, ve ilk degisiklikler epey bi major idi, simdi ac mi kaliyim? Yazik deil mi bana? :p Degil tabiki de. Zor olacak ama yapabilirim, hatta kalori hesabina giritstim yine eger 1200 cal'de tutabilirsem gunluk degeri, ustune spor yaparsam, su 4 gun de bile fark gordum. Bir de sabah ve oglen kalorinin cougunu alir, aksamlari az yersem, ustune 8den sonra yemezsem oalcak bu is. Wish me luck. Buraya yaziyorumki pressure hissedeyim, hadi bakalim. Resmimi de koyacagim, sonrasinda before ve after yaparim belki :))
Kilo 132 lb, hedef 122, deadline July 1st, mental status hopeful
Seyahat heyecanlari
Seviyorum NY'u artik, yasanilasi cok. Oyle denildigi gibi cok paraya da ihtiyac yok. Tadi cikiyor her turlu. Her butceye gore bulunuyor birseyler, broadway showa gidiliyor 150 yerine 40$'a mesela, sadece sabah 10da kalkip gitmek gerekiyor. Guzel bar, restauran bulmak cok kolay, heryer guzel bar resturant barla dolu, butceye gore ayarlamak mumkun.
Bu arada hep merak ettigim Maine'e gittik, kuzeyde, Canada'ya yakin. Zamanla super degildi, biraz soguktu hava ama. Airbnb sagolsun, okyanusa nazir, sobali, koca pencereli super bir evde kalkdik West Bath denilen sehirde, Portland'a yakin. Bol bol lobster yedik, lobster roll yedik. Hayatimda gordugum en beyaz sehirlerden biriydi. Universite sehrinde yasamis olmak, pekcok gocmenle hasir nesir olmayi getiriyordu Florida'da bile. New Hampshire, Maine bulundugum en beyaz sehirlerden. Orta dogu, latin, zenci gorulmuyor pek. Ama liberal beyazlar, sevecenlikle yaklasiyorlar ama aksani olan baska kimsenin olmamasi ilgin geliyor tabi.
Bu hafta Atlantic City'e gidip, casinoda takilma planlarimiz var. Onumuzdeki ay ise bir national parka gitmek. Senelerdir hala Las Vegas'a gitmedim. Ustune Grand Canyon bu kadar yakin, gorulesi. E bir de green-card beklerken yurt disina cikamamak var. Yoksa gonlumde yatan Virgin islands. Bir de senelerdir gitmeyi planlayip gidemedigim avrupa turu var. Ozellikle gormek istedigim Amsterdam, Prag, Roma ve Venedik.


Bu arada hep merak ettigim Maine'e gittik, kuzeyde, Canada'ya yakin. Zamanla super degildi, biraz soguktu hava ama. Airbnb sagolsun, okyanusa nazir, sobali, koca pencereli super bir evde kalkdik West Bath denilen sehirde, Portland'a yakin. Bol bol lobster yedik, lobster roll yedik. Hayatimda gordugum en beyaz sehirlerden biriydi. Universite sehrinde yasamis olmak, pekcok gocmenle hasir nesir olmayi getiriyordu Florida'da bile. New Hampshire, Maine bulundugum en beyaz sehirlerden. Orta dogu, latin, zenci gorulmuyor pek. Ama liberal beyazlar, sevecenlikle yaklasiyorlar ama aksani olan baska kimsenin olmamasi ilgin geliyor tabi.
Bu hafta Atlantic City'e gidip, casinoda takilma planlarimiz var. Onumuzdeki ay ise bir national parka gitmek. Senelerdir hala Las Vegas'a gitmedim. Ustune Grand Canyon bu kadar yakin, gorulesi. E bir de green-card beklerken yurt disina cikamamak var. Yoksa gonlumde yatan Virgin islands. Bir de senelerdir gitmeyi planlayip gidemedigim avrupa turu var. Ozellikle gormek istedigim Amsterdam, Prag, Roma ve Venedik.
13 Kasım 2014 Perşembe
Huzun var bugun
Bugun zor birgun, aradan 17 yil gecmis ama ona ragmen zor birgun, genelde unutmayi tercih ettigim birgun... Bir cocugun, insanin en cok ailesine ihtiyaci oluyor, annesine babasina...Onlari kaybetmek kiriyor insanin kanadini, bir yarim kaliyor, yarali oluyor boyle. Belki mutlu bir cocukluk yasayamiyorsun, belki baban sorunlu oluyor, sorun yaratiyor ama oyle birseyki onun var olmasi, herseye degiyor, sevgisi oluyor icinde, gelip opuyor seni sariliyor sana unutuyorsun herseyi. Hatirlamiyorum babami cok, nadir hatirladigim sahnelerden gelip sarilip opmesi, cok ozluyorum onu, cook, anlatilmaz bir aci kapanmaz bir yara yoklugu. Hala babasi olen bir cocugun sahnesi icime isliyor, canim yaniyor, hic durmadi hic azalmadi canimin yanmasi. Sikligi azaldi birtek, daha az oluyor bu acilar ama hep oluyor ve biliyorum ki hep olacak. Unutmak kolay geliyor, unutuyor insan biraz, daha az dusunuyor, daha az hatirliyor, daha az getiriyor aklina, ama o aklima geldigi andaki aci hic dinmiyor. Seni cok ozluyorum babamm!! Yoklugun cok zor! Birgun cocuklarim olsun istiyorum ve babasiz kalmasinlar, benim yasadiklarimi yasamasinlar, babalarin hicbirine hicbirsey olmasin. Seni cok seviyorum, hep hayatimin en buyuk acisi olarak kaldin, ozur dilerim seni hakkettigin kadar anmadigim, unutmaya calistigim icin :(
Bu sarki hep babami hatirlatiyor bana.
https://www.youtube.com/watch?v=l_9kgDt6494
Sen her aklima geldiginde bu cocuk gibi hissediyorum kendime :(
Bu sarki hep babami hatirlatiyor bana.
https://www.youtube.com/watch?v=l_9kgDt6494
Sen her aklima geldiginde bu cocuk gibi hissediyorum kendime :(
27 Ekim 2013 Pazar
Hastalik suresince ogrenilenler
1) Olum korkutuymus. Olumden korkmam sanirdim, insan hic olumun kendisinden korkmuyormus, geride birakacaklarina, yasayamayacaklarina, yapamadiklarina yaniyormus.
2) Aile insanin hayatinda tek hakiki gercekmis, ne kadar kizarsan, arkadaslarini daha yakin hissettigini dusunsen de anliyorsunki, en cok ailen yanindaymis, icleri yanarmis senin acinla. Aile bir baskaymis.
3) Dostluklar cok onemliymis. Bazen birkac ayda kurulurmus, en kotu zamaninda gecelere sabahlara kadar yaninda olurlarmis, ama seni yalniz birakmazlarmis. Dostluk pek cok degerliymis.
4) Bazi dost bildigin insanlar dost degilmis, o da sorun degilmis, ne kadar ekmek o kadar kofte yapmaliymis.
5) Hayat dusunuldugunden kisaymis, yapilcak cok sey varmis, ben cok kiymetliymis, zaman cok kiymetliymis.
6) Bilmedigimiz pek cok hastalik varmis.
7) O hastaliklar dusunuldugu kadar uzak degilmis.
8) Hastaneye girmemeliymis insan, girince cikmasi zormus, ama girmezsen iyilesmesi de zormus haliylen.
9) 3-4 gunluk ilac yuklemesiyle cok su tuketmedigin takdirde bobrekler iflas ediyormus, oldukca hassas organlarmis, geri donusu cok da kolay olmayabilirmis, dikkat!
10) Yatilacak hastane iyi secilmeliymis. Eger firsat varsa, tek odada kalinmaliymis,
11) Hastaneden kapilan enfeksiyonlar da hayat karartici olabiliyormus.
12) Hastane, ilaclarin yan etkisi oyle birkac gune gecmiyor, haftalar, aylar suruyormus.
13) Normal haller, kosabilmek, yuruyebilmek, ise gitmek guzel ozel seylermis.
14) Anne gelince insan cok daha cabuk iyilesiyormus :)
15) Normal rutinlerden sikayet ederken, rutine donmek icin can atiliyormus.
16) 13 sayisi bana pek de yaramiyormus, belki ugursuzmus.
E de yeter, cok sey ogrenmisim.
2) Aile insanin hayatinda tek hakiki gercekmis, ne kadar kizarsan, arkadaslarini daha yakin hissettigini dusunsen de anliyorsunki, en cok ailen yanindaymis, icleri yanarmis senin acinla. Aile bir baskaymis.
3) Dostluklar cok onemliymis. Bazen birkac ayda kurulurmus, en kotu zamaninda gecelere sabahlara kadar yaninda olurlarmis, ama seni yalniz birakmazlarmis. Dostluk pek cok degerliymis.
4) Bazi dost bildigin insanlar dost degilmis, o da sorun degilmis, ne kadar ekmek o kadar kofte yapmaliymis.
5) Hayat dusunuldugunden kisaymis, yapilcak cok sey varmis, ben cok kiymetliymis, zaman cok kiymetliymis.
6) Bilmedigimiz pek cok hastalik varmis.
7) O hastaliklar dusunuldugu kadar uzak degilmis.
8) Hastaneye girmemeliymis insan, girince cikmasi zormus, ama girmezsen iyilesmesi de zormus haliylen.
9) 3-4 gunluk ilac yuklemesiyle cok su tuketmedigin takdirde bobrekler iflas ediyormus, oldukca hassas organlarmis, geri donusu cok da kolay olmayabilirmis, dikkat!
10) Yatilacak hastane iyi secilmeliymis. Eger firsat varsa, tek odada kalinmaliymis,
11) Hastaneden kapilan enfeksiyonlar da hayat karartici olabiliyormus.
12) Hastane, ilaclarin yan etkisi oyle birkac gune gecmiyor, haftalar, aylar suruyormus.
13) Normal haller, kosabilmek, yuruyebilmek, ise gitmek guzel ozel seylermis.
14) Anne gelince insan cok daha cabuk iyilesiyormus :)
15) Normal rutinlerden sikayet ederken, rutine donmek icin can atiliyormus.
16) 13 sayisi bana pek de yaramiyormus, belki ugursuzmus.
E de yeter, cok sey ogrenmisim.
26 Ekim 2013 Cumartesi
Durumlar haller
Hastalik konusmak, yazmak, hissetmekten sikildim. Ruh hali hala oldukca garip, calismamak garip is. Tam tamina 2005 Aralik ayindan beri calismaya hic ara vermemisim, en fazla 20 gunluk Turkiye tatillerinde bile ha onu ha bunu ziyarete gidelimle gecen gunler var, ama boylesine tembel hicbirsey yapmadan gecmis gunlerin anisi lise yillarina taniyor, lise 1-2 falan. Ilginc, ihityacim olan bir dinlenmeymis ama biraz da sikici aliskin olmadigimdan, bir de yalnizlik var, su New York'ta olup da yalnizliktan yakinmadigim gun olmadi :) Annem burda simdi, oh super ama hani yine soyle herkes curcuna, dostlar yok, yine bir bizbizelik. Annesizlikten cok daha super ama yine biraz yalniz.
Ne yazsam bilemedim, agzim acilsa yine hastaliktan baska birsey cikmayacak, e baska yaptigim bisi de yok, hani bilgi verebilirim olanlarla ilgili aman offf onu da yapasim yok. Izlenen filmler ve diziler var, e o da ic acici degil.
Ise gitmek istiyorum, gittim de Persembe birkac saat Cuma biraz, vebali gibi git dediler bana, baskalarina birsey bulastiririm diye. Hic hos bir his degildi, doktor sorun bitti git dedi ama bir resmi mektup yazmasi gerekiyormus, ciktim geldim eve vebali vebali. Her sorunlu kadin gibi kuafore gittim, kizilimsi saclarim var, fena da degil. Anneyle gezmek var o da super, ama 2-3 saatte deli gibi yorulmak hala sinir bozucu.
Bu zor bir donemdi, benim icin, ailem icin, sevdiklerim icin. Bilmedigim guzel arkadasliklarim olmus, hastanede beni yalniz birakmamalarindan anladigim. Kultur farki cok goruluyor boyle durumlarda, hani biz Turkler, deli gibi arar sorariz, oyle kisisel alan vermek derdimiz yoktur, arkadasimiz kotu durumdadir ne halde olsa gideriz. Amerika'da durum farkli, gitsek rahatsiz olur, zaman vermek, istiyorsan sen cagirirsin belki, ya da ne bileyim bambaska. Talep etmek yalnis, hayal kirikligina ugramak da. Ama e birkac arkadasla ugradim yine de :) Daha cok cok gelmek istiyoruz deyip, tam 4 haftadir gorusemedigim ve yakin oldugumu dusundugum arkadaslara. Ne bileyim Turklerden iyi dost oluyor ya, bir de Fransizlar en eazindan birkac benim bildigim :) Boyle durumlar olunca diyorum Turk biriyle evlenmek gerek.
Baska. Ha bi de Halloween bu hafta, bir de soguk, Ekim nasil gecti anlamadim. Ama su 2013 bi bitsin, hani 13'u ugursuz da bulmazdim hic ama ulan nedir bu haller.
Bugun turku dinleyesim var: Bu hosmus :)
Daha yazasim var ama ne yazsam bilmem, susayim bari. En yakin dostlarla bile konusamiyorum, ise gitmiyorum, valla nerde eski geveze ben, hatta facebook aktivitem bile yok, icimden gelmiyor, boyle kapanasim var, icime hani, benden ice donuk bisi olmaz ya belki normal halimden kapanirim, belki de acilirim bir sure sonra ne biliim. Ice kapanik deyince aklima sumuklu bocek geliyo, ole kabimiz olsa girsek hemen :)
Ne yazsam bilemedim, agzim acilsa yine hastaliktan baska birsey cikmayacak, e baska yaptigim bisi de yok, hani bilgi verebilirim olanlarla ilgili aman offf onu da yapasim yok. Izlenen filmler ve diziler var, e o da ic acici degil.
Ise gitmek istiyorum, gittim de Persembe birkac saat Cuma biraz, vebali gibi git dediler bana, baskalarina birsey bulastiririm diye. Hic hos bir his degildi, doktor sorun bitti git dedi ama bir resmi mektup yazmasi gerekiyormus, ciktim geldim eve vebali vebali. Her sorunlu kadin gibi kuafore gittim, kizilimsi saclarim var, fena da degil. Anneyle gezmek var o da super, ama 2-3 saatte deli gibi yorulmak hala sinir bozucu.
Bu zor bir donemdi, benim icin, ailem icin, sevdiklerim icin. Bilmedigim guzel arkadasliklarim olmus, hastanede beni yalniz birakmamalarindan anladigim. Kultur farki cok goruluyor boyle durumlarda, hani biz Turkler, deli gibi arar sorariz, oyle kisisel alan vermek derdimiz yoktur, arkadasimiz kotu durumdadir ne halde olsa gideriz. Amerika'da durum farkli, gitsek rahatsiz olur, zaman vermek, istiyorsan sen cagirirsin belki, ya da ne bileyim bambaska. Talep etmek yalnis, hayal kirikligina ugramak da. Ama e birkac arkadasla ugradim yine de :) Daha cok cok gelmek istiyoruz deyip, tam 4 haftadir gorusemedigim ve yakin oldugumu dusundugum arkadaslara. Ne bileyim Turklerden iyi dost oluyor ya, bir de Fransizlar en eazindan birkac benim bildigim :) Boyle durumlar olunca diyorum Turk biriyle evlenmek gerek.
Baska. Ha bi de Halloween bu hafta, bir de soguk, Ekim nasil gecti anlamadim. Ama su 2013 bi bitsin, hani 13'u ugursuz da bulmazdim hic ama ulan nedir bu haller.
Bugun turku dinleyesim var: Bu hosmus :)
Daha yazasim var ama ne yazsam bilmem, susayim bari. En yakin dostlarla bile konusamiyorum, ise gitmiyorum, valla nerde eski geveze ben, hatta facebook aktivitem bile yok, icimden gelmiyor, boyle kapanasim var, icime hani, benden ice donuk bisi olmaz ya belki normal halimden kapanirim, belki de acilirim bir sure sonra ne biliim. Ice kapanik deyince aklima sumuklu bocek geliyo, ole kabimiz olsa girsek hemen :)
12 Ekim 2013 Cumartesi
Yasiyoruz cok sukur der gibi...
Yine hastalik konumuz haliyle. Menenjit denilen sey beyinde olusan enfeksiyon. 2 cesiti oluyor: virus ya da bakteriden kaynaklanan. Bekteriyel oldugunda cok daha tehlikeli, olumcul ve bulasici. Viral olani da tehlikeli, ancak bakteriyel kadar bulasici ve olumcul degil. 3 cesit bakteri neden oluyor, tedavisi icin antibiotik kullaniliyor. Viral olani icin tedavi biraz daha zor, cunku her viruse karsi etkili bir ilac yok. Birkac kullanilan antiviral ilaclar var, bir viruse has olmasina ragmen digerlerine etki edebilen virusun cogalmasi sirasinda. Cok kolayca kapilabilecek bakteri ve virusler, anca sadece zayif olundugunda beyni gidiyor, cogu insan ustesinden gelebilmesine ragmen cok zayif bagisiklik sisteminde beyin ve omurilikte iltihap olusturuyor. Bu durumda ise zaman cok onemli, 72 saat icinde doktora gitmek gerekiyor, aksine kalici hasar ihtimali yukseliyor. Tabi her virus, bakterininin kendine has ozelligi var. Kapmasi bu kadar kolay olmasina ragmen, tesbiti biraz zor bir hastalik. Grip benzeri isaretler gosteriyor, yuksek ates, yorgunluk, uyku hali, bazen bogaz sisligi, boyun tutulmasi ve benzeri...Duydugumuz menenjit vakalari genelde cocuklukta goruluyor, cunku konusup anlasilacak bir durum degil onlar icin ve sure uzadikca biraktigi zarar artiyor maalesefki...
Benim durumda hala bilmiyorlar neden oldugunu, grip asisi, dudak ucuguna neden olan herpes, sinekten gecen west nile virusu doktorlar tarafindan dusunulen olasiklar. Bizim okuyarak buldugumuz coxsackie virusu de baska bir olasilik. Bilmemek garip biraz, ya yine olursa korkusu birakmiyor insani. Olmaz heralde diyor insan bir taraftan ama kimbilir. Artik cevap veremedigim her telefon panige nedne oluyor, tuvalete banyoya, uyumaya her halde yanimda oluyor, cunku cevap vermezsem annem, abim, dostlarim panik oluyor. Komik biraz, ama hepimiz atlatacagiz tabi bu durumu. Ben bazen korkuyorum, Iraz'a mesaj atiyorum, yarin bana soru sor nerdeyim, kac yasindayim, kimim :) Bu da komik, ama bunlari karistirmistim, garipsem anlasilsin. Ben kucukken annem oksursem beni doktora gotururdu. Hasta dogmusum ben, olecekmisim, doktorlar umudu kes demisler, kesmemis annem hic, ben de yasamisim iste, hic emekleri bosa cikarmam, keh keh. Korkardi annem birsey olacak diye, ben de annem gibi olcak, boynu tutulsa doktora gidecegim, ole dedi doktorlar, kisa zaman icinde demis olabilirler ama riske atmayacagim heralde.
Biraz karmasigim, soktatim hala. Ne hissediyorum bilemiyorum, hersey fani modunda miyim, bakis acim degisti mi, nasil degisti cozemedim pek. Tek bildigim arkadaslar sorun anlattiginda, ne olacak amaaan salla modundayim. Surekli bahsetmek istemiyorum ama yani hayatini kaybetmekten, felc kalmaktan daha kotu ne olabilirki ya, sen saglikli ol sevdiklerin saglikli olsun, oh bi de yanindalarsa daha ne olsun be anacim!!!
Velhasili yasiyoruz cok sukur der gibi haller....
8 Ekim 2013 Salı
Ne yakinsin bir o kadar da uzak...
Olumden bahsediyorum bu defa. Ne ask, ne o, ne bu. Hic bu kadar yakindan hissetmemistim kendisini. Tum detaylari tarihleri hatirlamak istiyorum, hatirlayim ki hayatin hic can sikmayacak kadar kisa oldugunu unutmayayim, sevdiklerime unutturmayayim...
23 Eylul 2013, Pazartesi: 10 gun once cikilmis Bati tatili, 7 gun once olunmus grip asisi sonrasi hissedilen yorgunluk. Guzel bir haftasonu gecirilmis, mutluyum, ise gitmisim, Nathalialar gelecek bu gece, cok yorgunum, saat 8'de uyuyorum, gece 11'de geliyorlar, kapiyi aciyorum, birkac saat muhabbet, suurum yerinde, sonra tekrar uyuyorum
24 Eylul 2013, Sali: Dusa giriyorum ise gidecegim diye, titriyorum, dusecegim korkuyorum, tek derdim yataga ulasabilme, icerde Nathalia'lar ama caktirmadan acili yataga ulasiyorum, tum gun yatiyorum, ise gidemiyorum, su icemiyorum, tuvalete gidiyorum arada. Telde mesajlara cevap verebilmisim az da olsa, suurum cok acik degil, annem uzulmesin diye konusmuyorum, o kadar farkinda miyim durumun emin de degilim. Kizlar geliyorlar, saat kac bilmiyorum, konusmam da sorun var, hastayim diye dusunuyorum, tekrar yatiyorum.
25 Eylul 2013, Carsamba: Kizlar gidiyor evde, onlari iyi olduguma ikna ediyorum, arkadasin kocasi paracetamol veriyor, soyleyeceklerimi kolay toparlayamiyorum ama hastaliktan saniyorum. Saat 12 sulari annem cok ariyor skype'tan, artik dayanamaz diyorum ceva veriyorum. Mesajlara, telefonlara cevap veremiyorum, okuyorum ama cevap verecek halim yok. Annem kamerada, iyiyim diyorum dilim dondugunce, zaman kavramin yok, sonra hatirladigim annemin agladigi, "Kizim hastaneye gitmen lazim" dedigi. Burda grip olunca hastanede birsey yapmiyorlar diye dusundum, dedim mi bilemiyorum. Annem aglamasin istiyorum ama sonradan ogrendigim hic tepki vermedigim anneme. "Git dus al" diyor, gittim banyoya hatirliyorum ama sacim islak degilmis geldigimde belki sacimi yikamamisimdir emin degilim. "Cay koy" diyor annem, ocagi aciyorum, ama caydanlik koymak falan yok, ocagi acik biraktigimin farkindayim, ama gelip yatiyorum, takatim yok artik bisi yapacak. "iraz'i ara diyor" agliyor bagriyor, annem aglamasin istiyorum, son bir enerji Iraz'i aramaya calisiyorum. Bulamiyorum telini, annem daha cok agliyor, kizim grip degilsin bulamiyorsun, hastaneye git olurum diyor. Iraz'i ariyorum, annemin soylediklerini yapiyorum ya "Iyi degilim gel diyorum". Anlamiyorum ne dedigimi, aksama ariyacagim diyor. Yoruluyorum artik, skype'i kapaitorum, uyuyorum. Sonra kalkiyorum, ocagi sonduruyorum, arkadaslar aramis, abim aramis, annem ariyor surekli. Tekrar aciyorum anneme, ona en hassasim o benden haber alamazsa kotu oluru hala dusunuyorum. Abimin telini ac bak seni ariyor surekli diyor, her dedigini 10 kez diyor, beynimin sistigini hissediyorum, konusacak halim yok. Bir sure sonra kapimi guvenlik gorevlileri caliyor, abin merak etmis diyorlar, sasiriyorum, tamam ariyacagim diyorum, hastayim ama iyiyim, gidiyorlar. Ne kadar bilemiyorum, zaman kavramim yok. Abim ariyor surekli sanirim, bir ara goruyorum acmaliyim diyorum, koltuga geciyorum. Anlatiyorum, hastayim, ilac aldim, ama dilim donmuyor. Sonrada gordugum abime, Iraz'a ve Victoria'ya mesaj atmisim ve de Caroline, tum gun Caroline yaziyor bana iyi misin diye. Abim sorular soruyor, ilac aldin hic sorun degil diyor, sanirim uyusturu oldugunu dusunuyor, guluyorum, hep boyle bir mutlu bir sarhos havasindayim. "Ambulans geliyor kapiyi ac" diyor, guluyorum "Ama ben korkarim diyorum", kapatmak istiyorum. Kapattirmiyor, kapi caliyor, telefonu banyoya koyuyorum. Giyin bizimle gel diyorlar, sorular soruyorlar, kendimce manali cevaplar veriyorum, hic anlamiyorlar, dilim de donmuyor, boyle bos bos bakiyorlar, ne diyorsun diyip duruyorlar. Kiziyorum icten. Gelcek misin bizle diyorlar? Yok diyorum once. Sonra bir daha soruyorlar, "Peki geliyim diyorum". Biseyler giyiyorum ustume, ne bilmiyorum, bir turlu olmuyor, bakmam lazim belki sweatshirtu etek olarak giymeye calismisimdir.
Sonra iniyoruz asagi, yuruyorum, kolumdan tutuyorlar ama hafif, biniyorum, kapi kapaniyor, oturuyorum ambulanca, birkac soru soruyorlar, cevap veriyorum, usuyorum. Hastanede beni oturtuyorlar bir yere, herkes bana bakiyorum, benim aklimda burda ne isim var, eve gidip yatsam geciyor. Herkes hala bana bakiyorum, cok rahatsizim. Iceri giriyorum, ilk ne oluyor emin degilim. Soru soruyorlar surekli, nerdesin, kimsin, neren aciyor. Hep "vacation" diyorum, 911'cilere de oleydim, anlamsiz kullaniyorum ama ne, ne vacationu diyorlar. Niye anlamiyorlar beni diye sinirleniyorum yine. "You are confused" diyorlar, senin ne dedigin belli degil, biz seni anlamiyoruz diyorlar. Tek derdim ordan cikabilmek, sedyeye yatiriyorlar, baska biri geliip soruyorlar, bu hastane kismi cok kopuk cok hayal meyal. Caroline ve Laura'yi goruyorum, cok seviniyorum, gelip beni kurtaracaklar diye, ama kurtarmiyorlar, hala ordayim, omurilik sivisi almak istiyorlar, tamam diyorum. Uyutamamislar uzun sure beni, hemen sarhos olan ben, anasteziye dayanikli cikmisim, sokuyorlar igneyi, o nasil can yanmasi aman allahim. 3 kez ayni sey oluyor. Gozlerimden ates cikiyor, beni anlamiyorlar, bana kotu davraniyorlar, bi de canimi yakiyorlar. Doktorlar gelip gelip, Caroline ve Laurayla konusuyorlar, abim telde bi anda, o beni kurtarir diyorum, bir daha deneyecegiz alamadik diyorlar siviyi. "Hayir canim yaniyor, istemiyorum" diyorum. Hasta da degilimki zaten, ne isim var benim burda... Abimden izin istiyorlar telde, o benimle konusmak istiyor, "Abi bunlar bilmiyorlar ne yaptiklarini, canim yaniyor, cikar beni" gibi biseyler zirvaliyorum. Caroline konusuyor abimle, baktim vazgecmiyor doktorlar, eve diyim gitsinler istiyorum. Bu defa tamamen uyutacaklar beni. Carolinelar gidiyor, ziyaretciler bosaltsin sesleri duyuyorum, gelmezler diyorum, yine geliyorlar, onlari her gordugumde mutlu oluyorum. Kendimce espri yapiyorum, guluyorlar cok, ama hala cikarmiyorlar. Irvin var, sekreter orda, cikiyim diyorum her 5 dakika, yok bu gece burdasin diyor, yok biraz daha burdasin diyor. Ben sormaktan yilmiyorum, o cevap vermekten. Carolinelar gidiyor, gece 2 olmus, beni bayiltip siviyi aliyorlar, ben de gidemeyecegime ikna olmusum. Camli bir odaya yatiriyorlar beni, Iraz aramis cok merak etmis, ona tum sessiz harflerden bi mesaj atiyorum. Ole tum anlamsiz mesajlarim, h ile baslamisim heralde hastanedeyim merak etme iyiyim diyorum, herkese hala tek dedigim o, merak etmeyin iyiyim. Iyi miyim hala daha emin degilim.
Bu arada Bellevue Emergency Room, korkunc bir yer, o gece farkinda degilim ama tum mahkumlar orda, erkekler, biri ciglik atiyor "You are gorgeous" diye, korkuyorum cok. Yatiyorum asagi, insanlara bakmazsam beni gormezler saniyorum. Cok korkuyorum orda ve yalniz olmaktan.
26 Eylul 2013, Persembe: Gece 2:30da yatmisim, sabah 7de Irazin msjiyla uyaniyorum. Ariyorum, hastanedeyim gel diyorum. Dilim donuyor anliyor beni. Amber mesaj atiyor, Aysun gelmis, seviniyorum cok. Bekliyorum bir sure, once Iraz geliyor, sonra Aysun. Dilim donuyor, anliyorlar beni. Hyper olmusum, guluyorum, espri yapiyorum, benim en kolay zayiflik kapatma yolum, insanlari guldurmek. Cabaliyorum, onlar guldukce kendimi gucsuz hissetmiyorum. Hemsire geliyor, 15 tuple kan almaya, korkuyorum tabi, ama yapacak bisi yok. Doktorlar geliyor, 4-5 kisilik bir grup. "Beni tanidin mi?" diyor biri, hic tanimiyorum, dun aksam ilk geldiginde konusmustuk diyor, hala hicbir memory yok aklimda. "Bundan sonra unutmam ama seni" diyorum, hicbir sey yokmus gibi davranmak kolay, gulup gecmek kolay geliyor. Sorular soruyorlr, "Bu ne", kravat, rengi de guzelmis, sevdim diyorum", "kimlik", "kalem". Sunu yap, bunu yap, kollarini uzat. Aysun'a Iraz'a demisler, normalde de bu kadar guler mi diye? Diyorlar normal hali bu. Iyi hissediyorum, dedigim anlasiliyor, cikarim umidi icimde. Diyorlar "menengit olmussun sen". Dun ilgilenen doktorlardan biri diyorki, ucuk cikardigini soyle, muhtemelen herpes virusu neden oldu, bunu diyorum, hepsi kafa salliyorlar, teshis tamam. Sok oluyorum, ne menengiti, menenjit deli eden bisi degil mi? Bizim apartmanin delisi Apo, annemin kuzeni Huseyin Dayi. Ama onlarin hicbiri normal insanlar degil ki, kafalarinda, konusmalarinda sorun var. Cok korkuyorum, agliyorum. Doktorlar disardan bana bakiyorlar. Doktorlar gidiyor, sonra tekrar yasli bir adamla geliyorlar, adam gidici, yuruyemiyor. Evet haklisiniz, teshiste diyor digerlerine.
Sonra CT cekmeye gidiyorlar, hatirlamiyorum, kisa suruyor sanirim. Geldigimde abimi goruyorum, kalkmaya calisiyorum, agliyor ilk kez sesi gidiyor "Abim noldu diyor" Ben de ilk kez duygulanip aglamakli oluyorum ama toparliyoruz, Caroline, Laura, Iraz, Aysun orda hepsi. Sonra Volkan geliyor, sonra Nathalia-Marco. Hala olaylar nasil, saat kac bilmiyorum. Odaya cikcaksin diyorlar, onu bekliyoruz, detaylar kayip biraz.
Ilk kaldigim odada kafama elektrotlar baglaniyor, tum gece beyin fonksiyonlarimi inceliyorlar. Dacia ve Racheal geliyor o gun. Ikiniyor gibi yapinca beyin fonsksiyonlarim degisiyor, egleniyoruz epey. Hepimiz soktayiz aslinda, hele ben ve abim. Ne bileyim cok uzak oldugunu dusundugun bir sey bunca yaklasinca, garip oluyor insan.
27 Eylul 2013, Cuma: Kafamdaki seyleri cikariyorlar, onlari yapistiriciyla yapistiyor kafama, cikinca da kaliyor hepsi saclarimda. Diyorlar, hastaneden ciksan da serum takilcak, ilac verilcek, o gun merkez damara takicaklar artik serumu ilaclari. Normalde el ya da koldan giren damar, ki can yakiyor, 3 gunde bir degistirilmeli, bu ise 3 hafta tutalabiliyor, artik uzun maadeli ilac planlair yapiliyor, urkuyorum, ama cok soru sormuyor insan, cok tevrubesiz oluyor. Lab faresi gibi hissediyor kendini, cok korkutucu. Hemsire geliyor, bu arada hergun alinan onca kadan, verilen ilaclardan bahsetmiyorum bile. Neyse hemsire, ameliyat maskeis takiyor, duzenek kusuyor, konussun istiyorum, anlatssin, aklim yerimde, hortumlar, kabusss. Hic cevap vermiyor, sadece buraya bakma diye bagiriyor donunce, araya zaten, su mavi lablarda kullanilan absorbent padlerden koymus, tavana bisiler fiskiriyor, kan sesi duyuyorum, fiss diye, hortumu sokarken, oluyorum, soru soruyorum basladi mi? Bitti mi? Kiziyor, belki de kafasi dagilmasin istiyor. Abim orda yok, yemek almaya gitmis, o varken aglamasi daha zor, Aysun var yanimda, agliyorum birakiyorum kendimi. Hic hissetmedigimce gucsuz ve caresiz , bir de korkmus, bir de bunca kanla hasir nesir. Hep aklimda cikacagim gun :( Doktorlar geliyor, hersey normal, hersye super. Ben de hep cikacagim saniyorum. Tutcaz diyorlar haftasonu. Peki Pazartesi cikarim.
28 Eylul 2013, Cumartesi: Odam degisiyor bir onceki gece, yalniz kaliyorum, abime kalmasin diyorlar, ama kaliyor. O olmasa heralde mahvolmustum. Yaninda seni senin kadar, hatta daha cok dusunen biri olmasi cok rahatlatan birseymis. Insan anliyorki, arkadas dost guzel cok guzel seyler, ama aile, anne, abi benim sartlarimda, canim yaniyor, canlari daha cok yaniyor, hayatimi kurtardilar, umit destek, hersey oldular benim icin. Dostlari da yabana atamam ama, onlar da dunyaya degerler.
Neyse bundan sonraki gunler bunalim, hastane ortami, hemsireler, kan alan, ilac verenler, cogu kabus insanlar. Ilk gun yalnizim odada. Arkadaslar geliyor, kan aliniyor, doktorlar geliyor. Ilacin biri gidiyor, oburu geliyor. Menengit icin anti-viral, lime disease endisesi yuzunden antibiotic, bayilmamam icin anti seizure, arti serum, arti agri kesiciler. Mark Victoria, Volkan Dogan, Iraz Ram geliyor. Sevilmek, ziyaret edilmek super duygular, cicek geliyor, abim mercimek corbasi tasiyor hep seviyorum diye. Ama aksaminda kafami tasiyamiyorum artik yorgunluktan. Tam uyuyacagim, abim zavallim, sandalyelar arasinda. Yana bir kadin geliyor, yasli cinli. Etrafa bir bok kokusu, biz abimle diyoruz bu tofu mu acaba? Bok olduguna inanasi gelmiyor insanin, abim kalkiyor gitcek sorcak, koku yayiliyor, Allah'im bu tofu degil bildigin bok, ben bolesini hic koklamadiydim, bi daha da koklamam umarim. Yorgunluktan eser yok, kalkiyorum ayaga. Bu ne burda mu yatcam diyorum? Yan odadaymis, transfer etmisler, ilkkez bole olmus, yalnislikla, hadi len dedik biz. Ama normalde de ordege yapiyormus, altini temizliyorlarmis, dedik degistirin, ben o odaya gitmem bi daha. Odam degisiyor, yalnizim bir odada abim de kalabiliyor, yasasin. Abim kalinca kendimi guvende hissediyorum, abim gidince, uyuyamiyorum, korkuyorum, panikliyorum. Olmasa naparmisim, iyiki var!!! Hep olsun!!! :)
29 Eylul 2013, Pazar: Basima bir agri girdi, yazmak bunca geri donmek olaylara zor. Sabaha karsi bir kasin geliyor odaya, dombili biraz, Polonyoli, orta yasli. Benim durumlar ayni, doktor, ilac, kan verme, Ptesi cikarim umudu icimde. Kadina ogleden sonra haber geliyor, karninda koca bir sis, bakteri enfeksiyonu, rahminde kanser ve ileri asamasi dediler, kadin agliyor bir basina, abime dedim ben gidiyorum, aramizda bir perde. Aldim serumumu, gittim sarildim teyzeye, aglama iyi olacaksin, ben de agliyorum, cok uzulduk. Teyze biraz sustu, belki deildir dedi hemsire, bilemedim bilerek mi yapiyorlar? Doktor kesin gidicisin diyor, hemsire geli, belki degildir, garipti. Sonra abim gitmek zorunda o gece, kadin var ya odada, hassiktir. Abim cikiyor, ben direk damar! Agliyorum hungur hungur, kadin enfeksiyonlu, sarildim, ayni odada kaliyoruz, ayni tuvaleti kullaniyoruz, olcem, ben bu hastaneden cikamayacagim diyorum. Pis, kotu, hastalar cok kotu. Giduyorum hemsire masasinda doktor bekliyorum, agliyorum bir yandan bir yandan Meryeme yaziyorum, olcem diyorum Meryem. Her zamanki gibi en zor animda yetisiyor. Doktor geliyor, yok bulasici deil diyor. Bne biliyordum oyle diyecegini, herseye oyle diyorlar. Ben hala ordan cikacamayacagimi dusunuyorum, huzursuz kotu uyuyorum.
30 Eylul 2013, Pazartesi: Yok arkadas, yer hastane olunca, konu da hastalik, bir gun gecmiyorki sakin. Doktor geliyor sabah, Ceratinin seviyen ikiye katina cikmis, seni birakamayiz, bobreklerin iflas ediyor diyor. Allahimmmmm!!!! Cikamiyorum iste!!! Tum sabah agliyorum, hastane koselerinde olup kalmak aklimda artik, genctim ben nasil dustum buraya, demek boyle oluyormus diyorum. Kaldim burda. Bitmiyor, biri bitiyor bir basliyor. Diyorum tuvaletten pis, kadin enfeksiyonlu, gidemiyorum tuvalete. Gitceksin diyorlar, onca serum, serumun icinde iseme ilaci, abimin icirdigi litre litre su, elimde clorox, hayatimda bu kadar isedigimi bilmem. Kadinin kanlarini temizliyorum, tuvalete giriyorum. Oyyy abim surekli temizliyor benim icin bir yandan da, off offf.
1 Ekim 2013, Sali: 1 Ekim cikarim yeni ay yeni hayat demistim olmadi. E madem kalcam, alismam lazim dedim, kalktim dus aliyim dedim. Abim yok, biseyler almaya gitmis, dusu temizledim biraz, hayatta girdigim en pis dus, yikandikca kirleniyorum, catlayacam. Bir onceki dusta cok kotu olmustum, tansiyonum yerlerde, ha bayildim bayilcam ama bayilmayi engelleyici ilac aliyorum bayilmiyorum. Korkuyorum o gunden beri, hatta hastalik suresince dus almalar biraz macerali gectiginden, neyse bu defa kazasiz geciyor. Abim gelmis, goremeyince cok korkmus, ayak sesli koridorda bir o tarafa kosuyor bir bu tarafa abi diye bagiriyorum, abimmmis :))) Rahatliyor beni gorunce. E yerlesigim belliki, belki haftaya cikarim, dus almak gerek. Abim cikarmaya niyetli bugun, ben de daha cok hayal kirikligina ugramamakta, gun gectikce kotuluyorum ben, ilac ve moral bozukluguyla. Doktorlar geliyor. Internal medicine: grip asisindandir diyor. Infectious disease uzmani geliyor, herpes olamaz, grip asisi olmaz, beyninde sorun birakir bunlari diyor, bu ilaclari alman yersiz sen iyisin diyor, o gun ilaclar kesiliyor. O adami gorsem opecem. Ertesi gun de cikiyorum. Gerisini sonra yazarim basim patladi :((( Aloha!
23 Eylul 2013, Pazartesi: 10 gun once cikilmis Bati tatili, 7 gun once olunmus grip asisi sonrasi hissedilen yorgunluk. Guzel bir haftasonu gecirilmis, mutluyum, ise gitmisim, Nathalialar gelecek bu gece, cok yorgunum, saat 8'de uyuyorum, gece 11'de geliyorlar, kapiyi aciyorum, birkac saat muhabbet, suurum yerinde, sonra tekrar uyuyorum
24 Eylul 2013, Sali: Dusa giriyorum ise gidecegim diye, titriyorum, dusecegim korkuyorum, tek derdim yataga ulasabilme, icerde Nathalia'lar ama caktirmadan acili yataga ulasiyorum, tum gun yatiyorum, ise gidemiyorum, su icemiyorum, tuvalete gidiyorum arada. Telde mesajlara cevap verebilmisim az da olsa, suurum cok acik degil, annem uzulmesin diye konusmuyorum, o kadar farkinda miyim durumun emin de degilim. Kizlar geliyorlar, saat kac bilmiyorum, konusmam da sorun var, hastayim diye dusunuyorum, tekrar yatiyorum.
25 Eylul 2013, Carsamba: Kizlar gidiyor evde, onlari iyi olduguma ikna ediyorum, arkadasin kocasi paracetamol veriyor, soyleyeceklerimi kolay toparlayamiyorum ama hastaliktan saniyorum. Saat 12 sulari annem cok ariyor skype'tan, artik dayanamaz diyorum ceva veriyorum. Mesajlara, telefonlara cevap veremiyorum, okuyorum ama cevap verecek halim yok. Annem kamerada, iyiyim diyorum dilim dondugunce, zaman kavramin yok, sonra hatirladigim annemin agladigi, "Kizim hastaneye gitmen lazim" dedigi. Burda grip olunca hastanede birsey yapmiyorlar diye dusundum, dedim mi bilemiyorum. Annem aglamasin istiyorum ama sonradan ogrendigim hic tepki vermedigim anneme. "Git dus al" diyor, gittim banyoya hatirliyorum ama sacim islak degilmis geldigimde belki sacimi yikamamisimdir emin degilim. "Cay koy" diyor annem, ocagi aciyorum, ama caydanlik koymak falan yok, ocagi acik biraktigimin farkindayim, ama gelip yatiyorum, takatim yok artik bisi yapacak. "iraz'i ara diyor" agliyor bagriyor, annem aglamasin istiyorum, son bir enerji Iraz'i aramaya calisiyorum. Bulamiyorum telini, annem daha cok agliyor, kizim grip degilsin bulamiyorsun, hastaneye git olurum diyor. Iraz'i ariyorum, annemin soylediklerini yapiyorum ya "Iyi degilim gel diyorum". Anlamiyorum ne dedigimi, aksama ariyacagim diyor. Yoruluyorum artik, skype'i kapaitorum, uyuyorum. Sonra kalkiyorum, ocagi sonduruyorum, arkadaslar aramis, abim aramis, annem ariyor surekli. Tekrar aciyorum anneme, ona en hassasim o benden haber alamazsa kotu oluru hala dusunuyorum. Abimin telini ac bak seni ariyor surekli diyor, her dedigini 10 kez diyor, beynimin sistigini hissediyorum, konusacak halim yok. Bir sure sonra kapimi guvenlik gorevlileri caliyor, abin merak etmis diyorlar, sasiriyorum, tamam ariyacagim diyorum, hastayim ama iyiyim, gidiyorlar. Ne kadar bilemiyorum, zaman kavramim yok. Abim ariyor surekli sanirim, bir ara goruyorum acmaliyim diyorum, koltuga geciyorum. Anlatiyorum, hastayim, ilac aldim, ama dilim donmuyor. Sonrada gordugum abime, Iraz'a ve Victoria'ya mesaj atmisim ve de Caroline, tum gun Caroline yaziyor bana iyi misin diye. Abim sorular soruyor, ilac aldin hic sorun degil diyor, sanirim uyusturu oldugunu dusunuyor, guluyorum, hep boyle bir mutlu bir sarhos havasindayim. "Ambulans geliyor kapiyi ac" diyor, guluyorum "Ama ben korkarim diyorum", kapatmak istiyorum. Kapattirmiyor, kapi caliyor, telefonu banyoya koyuyorum. Giyin bizimle gel diyorlar, sorular soruyorlar, kendimce manali cevaplar veriyorum, hic anlamiyorlar, dilim de donmuyor, boyle bos bos bakiyorlar, ne diyorsun diyip duruyorlar. Kiziyorum icten. Gelcek misin bizle diyorlar? Yok diyorum once. Sonra bir daha soruyorlar, "Peki geliyim diyorum". Biseyler giyiyorum ustume, ne bilmiyorum, bir turlu olmuyor, bakmam lazim belki sweatshirtu etek olarak giymeye calismisimdir.
Sonra iniyoruz asagi, yuruyorum, kolumdan tutuyorlar ama hafif, biniyorum, kapi kapaniyor, oturuyorum ambulanca, birkac soru soruyorlar, cevap veriyorum, usuyorum. Hastanede beni oturtuyorlar bir yere, herkes bana bakiyorum, benim aklimda burda ne isim var, eve gidip yatsam geciyor. Herkes hala bana bakiyorum, cok rahatsizim. Iceri giriyorum, ilk ne oluyor emin degilim. Soru soruyorlar surekli, nerdesin, kimsin, neren aciyor. Hep "vacation" diyorum, 911'cilere de oleydim, anlamsiz kullaniyorum ama ne, ne vacationu diyorlar. Niye anlamiyorlar beni diye sinirleniyorum yine. "You are confused" diyorlar, senin ne dedigin belli degil, biz seni anlamiyoruz diyorlar. Tek derdim ordan cikabilmek, sedyeye yatiriyorlar, baska biri geliip soruyorlar, bu hastane kismi cok kopuk cok hayal meyal. Caroline ve Laura'yi goruyorum, cok seviniyorum, gelip beni kurtaracaklar diye, ama kurtarmiyorlar, hala ordayim, omurilik sivisi almak istiyorlar, tamam diyorum. Uyutamamislar uzun sure beni, hemen sarhos olan ben, anasteziye dayanikli cikmisim, sokuyorlar igneyi, o nasil can yanmasi aman allahim. 3 kez ayni sey oluyor. Gozlerimden ates cikiyor, beni anlamiyorlar, bana kotu davraniyorlar, bi de canimi yakiyorlar. Doktorlar gelip gelip, Caroline ve Laurayla konusuyorlar, abim telde bi anda, o beni kurtarir diyorum, bir daha deneyecegiz alamadik diyorlar siviyi. "Hayir canim yaniyor, istemiyorum" diyorum. Hasta da degilimki zaten, ne isim var benim burda... Abimden izin istiyorlar telde, o benimle konusmak istiyor, "Abi bunlar bilmiyorlar ne yaptiklarini, canim yaniyor, cikar beni" gibi biseyler zirvaliyorum. Caroline konusuyor abimle, baktim vazgecmiyor doktorlar, eve diyim gitsinler istiyorum. Bu defa tamamen uyutacaklar beni. Carolinelar gidiyor, ziyaretciler bosaltsin sesleri duyuyorum, gelmezler diyorum, yine geliyorlar, onlari her gordugumde mutlu oluyorum. Kendimce espri yapiyorum, guluyorlar cok, ama hala cikarmiyorlar. Irvin var, sekreter orda, cikiyim diyorum her 5 dakika, yok bu gece burdasin diyor, yok biraz daha burdasin diyor. Ben sormaktan yilmiyorum, o cevap vermekten. Carolinelar gidiyor, gece 2 olmus, beni bayiltip siviyi aliyorlar, ben de gidemeyecegime ikna olmusum. Camli bir odaya yatiriyorlar beni, Iraz aramis cok merak etmis, ona tum sessiz harflerden bi mesaj atiyorum. Ole tum anlamsiz mesajlarim, h ile baslamisim heralde hastanedeyim merak etme iyiyim diyorum, herkese hala tek dedigim o, merak etmeyin iyiyim. Iyi miyim hala daha emin degilim.
Bu arada Bellevue Emergency Room, korkunc bir yer, o gece farkinda degilim ama tum mahkumlar orda, erkekler, biri ciglik atiyor "You are gorgeous" diye, korkuyorum cok. Yatiyorum asagi, insanlara bakmazsam beni gormezler saniyorum. Cok korkuyorum orda ve yalniz olmaktan.
26 Eylul 2013, Persembe: Gece 2:30da yatmisim, sabah 7de Irazin msjiyla uyaniyorum. Ariyorum, hastanedeyim gel diyorum. Dilim donuyor anliyor beni. Amber mesaj atiyor, Aysun gelmis, seviniyorum cok. Bekliyorum bir sure, once Iraz geliyor, sonra Aysun. Dilim donuyor, anliyorlar beni. Hyper olmusum, guluyorum, espri yapiyorum, benim en kolay zayiflik kapatma yolum, insanlari guldurmek. Cabaliyorum, onlar guldukce kendimi gucsuz hissetmiyorum. Hemsire geliyor, 15 tuple kan almaya, korkuyorum tabi, ama yapacak bisi yok. Doktorlar geliyor, 4-5 kisilik bir grup. "Beni tanidin mi?" diyor biri, hic tanimiyorum, dun aksam ilk geldiginde konusmustuk diyor, hala hicbir memory yok aklimda. "Bundan sonra unutmam ama seni" diyorum, hicbir sey yokmus gibi davranmak kolay, gulup gecmek kolay geliyor. Sorular soruyorlr, "Bu ne", kravat, rengi de guzelmis, sevdim diyorum", "kimlik", "kalem". Sunu yap, bunu yap, kollarini uzat. Aysun'a Iraz'a demisler, normalde de bu kadar guler mi diye? Diyorlar normal hali bu. Iyi hissediyorum, dedigim anlasiliyor, cikarim umidi icimde. Diyorlar "menengit olmussun sen". Dun ilgilenen doktorlardan biri diyorki, ucuk cikardigini soyle, muhtemelen herpes virusu neden oldu, bunu diyorum, hepsi kafa salliyorlar, teshis tamam. Sok oluyorum, ne menengiti, menenjit deli eden bisi degil mi? Bizim apartmanin delisi Apo, annemin kuzeni Huseyin Dayi. Ama onlarin hicbiri normal insanlar degil ki, kafalarinda, konusmalarinda sorun var. Cok korkuyorum, agliyorum. Doktorlar disardan bana bakiyorlar. Doktorlar gidiyor, sonra tekrar yasli bir adamla geliyorlar, adam gidici, yuruyemiyor. Evet haklisiniz, teshiste diyor digerlerine.
Sonra CT cekmeye gidiyorlar, hatirlamiyorum, kisa suruyor sanirim. Geldigimde abimi goruyorum, kalkmaya calisiyorum, agliyor ilk kez sesi gidiyor "Abim noldu diyor" Ben de ilk kez duygulanip aglamakli oluyorum ama toparliyoruz, Caroline, Laura, Iraz, Aysun orda hepsi. Sonra Volkan geliyor, sonra Nathalia-Marco. Hala olaylar nasil, saat kac bilmiyorum. Odaya cikcaksin diyorlar, onu bekliyoruz, detaylar kayip biraz.
Ilk kaldigim odada kafama elektrotlar baglaniyor, tum gece beyin fonksiyonlarimi inceliyorlar. Dacia ve Racheal geliyor o gun. Ikiniyor gibi yapinca beyin fonsksiyonlarim degisiyor, egleniyoruz epey. Hepimiz soktayiz aslinda, hele ben ve abim. Ne bileyim cok uzak oldugunu dusundugun bir sey bunca yaklasinca, garip oluyor insan.
27 Eylul 2013, Cuma: Kafamdaki seyleri cikariyorlar, onlari yapistiriciyla yapistiyor kafama, cikinca da kaliyor hepsi saclarimda. Diyorlar, hastaneden ciksan da serum takilcak, ilac verilcek, o gun merkez damara takicaklar artik serumu ilaclari. Normalde el ya da koldan giren damar, ki can yakiyor, 3 gunde bir degistirilmeli, bu ise 3 hafta tutalabiliyor, artik uzun maadeli ilac planlair yapiliyor, urkuyorum, ama cok soru sormuyor insan, cok tevrubesiz oluyor. Lab faresi gibi hissediyor kendini, cok korkutucu. Hemsire geliyor, bu arada hergun alinan onca kadan, verilen ilaclardan bahsetmiyorum bile. Neyse hemsire, ameliyat maskeis takiyor, duzenek kusuyor, konussun istiyorum, anlatssin, aklim yerimde, hortumlar, kabusss. Hic cevap vermiyor, sadece buraya bakma diye bagiriyor donunce, araya zaten, su mavi lablarda kullanilan absorbent padlerden koymus, tavana bisiler fiskiriyor, kan sesi duyuyorum, fiss diye, hortumu sokarken, oluyorum, soru soruyorum basladi mi? Bitti mi? Kiziyor, belki de kafasi dagilmasin istiyor. Abim orda yok, yemek almaya gitmis, o varken aglamasi daha zor, Aysun var yanimda, agliyorum birakiyorum kendimi. Hic hissetmedigimce gucsuz ve caresiz , bir de korkmus, bir de bunca kanla hasir nesir. Hep aklimda cikacagim gun :( Doktorlar geliyor, hersey normal, hersye super. Ben de hep cikacagim saniyorum. Tutcaz diyorlar haftasonu. Peki Pazartesi cikarim.
28 Eylul 2013, Cumartesi: Odam degisiyor bir onceki gece, yalniz kaliyorum, abime kalmasin diyorlar, ama kaliyor. O olmasa heralde mahvolmustum. Yaninda seni senin kadar, hatta daha cok dusunen biri olmasi cok rahatlatan birseymis. Insan anliyorki, arkadas dost guzel cok guzel seyler, ama aile, anne, abi benim sartlarimda, canim yaniyor, canlari daha cok yaniyor, hayatimi kurtardilar, umit destek, hersey oldular benim icin. Dostlari da yabana atamam ama, onlar da dunyaya degerler.
Neyse bundan sonraki gunler bunalim, hastane ortami, hemsireler, kan alan, ilac verenler, cogu kabus insanlar. Ilk gun yalnizim odada. Arkadaslar geliyor, kan aliniyor, doktorlar geliyor. Ilacin biri gidiyor, oburu geliyor. Menengit icin anti-viral, lime disease endisesi yuzunden antibiotic, bayilmamam icin anti seizure, arti serum, arti agri kesiciler. Mark Victoria, Volkan Dogan, Iraz Ram geliyor. Sevilmek, ziyaret edilmek super duygular, cicek geliyor, abim mercimek corbasi tasiyor hep seviyorum diye. Ama aksaminda kafami tasiyamiyorum artik yorgunluktan. Tam uyuyacagim, abim zavallim, sandalyelar arasinda. Yana bir kadin geliyor, yasli cinli. Etrafa bir bok kokusu, biz abimle diyoruz bu tofu mu acaba? Bok olduguna inanasi gelmiyor insanin, abim kalkiyor gitcek sorcak, koku yayiliyor, Allah'im bu tofu degil bildigin bok, ben bolesini hic koklamadiydim, bi daha da koklamam umarim. Yorgunluktan eser yok, kalkiyorum ayaga. Bu ne burda mu yatcam diyorum? Yan odadaymis, transfer etmisler, ilkkez bole olmus, yalnislikla, hadi len dedik biz. Ama normalde de ordege yapiyormus, altini temizliyorlarmis, dedik degistirin, ben o odaya gitmem bi daha. Odam degisiyor, yalnizim bir odada abim de kalabiliyor, yasasin. Abim kalinca kendimi guvende hissediyorum, abim gidince, uyuyamiyorum, korkuyorum, panikliyorum. Olmasa naparmisim, iyiki var!!! Hep olsun!!! :)
29 Eylul 2013, Pazar: Basima bir agri girdi, yazmak bunca geri donmek olaylara zor. Sabaha karsi bir kasin geliyor odaya, dombili biraz, Polonyoli, orta yasli. Benim durumlar ayni, doktor, ilac, kan verme, Ptesi cikarim umudu icimde. Kadina ogleden sonra haber geliyor, karninda koca bir sis, bakteri enfeksiyonu, rahminde kanser ve ileri asamasi dediler, kadin agliyor bir basina, abime dedim ben gidiyorum, aramizda bir perde. Aldim serumumu, gittim sarildim teyzeye, aglama iyi olacaksin, ben de agliyorum, cok uzulduk. Teyze biraz sustu, belki deildir dedi hemsire, bilemedim bilerek mi yapiyorlar? Doktor kesin gidicisin diyor, hemsire geli, belki degildir, garipti. Sonra abim gitmek zorunda o gece, kadin var ya odada, hassiktir. Abim cikiyor, ben direk damar! Agliyorum hungur hungur, kadin enfeksiyonlu, sarildim, ayni odada kaliyoruz, ayni tuvaleti kullaniyoruz, olcem, ben bu hastaneden cikamayacagim diyorum. Pis, kotu, hastalar cok kotu. Giduyorum hemsire masasinda doktor bekliyorum, agliyorum bir yandan bir yandan Meryeme yaziyorum, olcem diyorum Meryem. Her zamanki gibi en zor animda yetisiyor. Doktor geliyor, yok bulasici deil diyor. Bne biliyordum oyle diyecegini, herseye oyle diyorlar. Ben hala ordan cikacamayacagimi dusunuyorum, huzursuz kotu uyuyorum.
30 Eylul 2013, Pazartesi: Yok arkadas, yer hastane olunca, konu da hastalik, bir gun gecmiyorki sakin. Doktor geliyor sabah, Ceratinin seviyen ikiye katina cikmis, seni birakamayiz, bobreklerin iflas ediyor diyor. Allahimmmmm!!!! Cikamiyorum iste!!! Tum sabah agliyorum, hastane koselerinde olup kalmak aklimda artik, genctim ben nasil dustum buraya, demek boyle oluyormus diyorum. Kaldim burda. Bitmiyor, biri bitiyor bir basliyor. Diyorum tuvaletten pis, kadin enfeksiyonlu, gidemiyorum tuvalete. Gitceksin diyorlar, onca serum, serumun icinde iseme ilaci, abimin icirdigi litre litre su, elimde clorox, hayatimda bu kadar isedigimi bilmem. Kadinin kanlarini temizliyorum, tuvalete giriyorum. Oyyy abim surekli temizliyor benim icin bir yandan da, off offf.
1 Ekim 2013, Sali: 1 Ekim cikarim yeni ay yeni hayat demistim olmadi. E madem kalcam, alismam lazim dedim, kalktim dus aliyim dedim. Abim yok, biseyler almaya gitmis, dusu temizledim biraz, hayatta girdigim en pis dus, yikandikca kirleniyorum, catlayacam. Bir onceki dusta cok kotu olmustum, tansiyonum yerlerde, ha bayildim bayilcam ama bayilmayi engelleyici ilac aliyorum bayilmiyorum. Korkuyorum o gunden beri, hatta hastalik suresince dus almalar biraz macerali gectiginden, neyse bu defa kazasiz geciyor. Abim gelmis, goremeyince cok korkmus, ayak sesli koridorda bir o tarafa kosuyor bir bu tarafa abi diye bagiriyorum, abimmmis :))) Rahatliyor beni gorunce. E yerlesigim belliki, belki haftaya cikarim, dus almak gerek. Abim cikarmaya niyetli bugun, ben de daha cok hayal kirikligina ugramamakta, gun gectikce kotuluyorum ben, ilac ve moral bozukluguyla. Doktorlar geliyor. Internal medicine: grip asisindandir diyor. Infectious disease uzmani geliyor, herpes olamaz, grip asisi olmaz, beyninde sorun birakir bunlari diyor, bu ilaclari alman yersiz sen iyisin diyor, o gun ilaclar kesiliyor. O adami gorsem opecem. Ertesi gun de cikiyorum. Gerisini sonra yazarim basim patladi :((( Aloha!
2 Eylül 2013 Pazartesi
Power of weak!
One of the greatest videos I have seen: Must seen national geographic video
Makes me believe the power of weak if they gather!!!
I luv this animal!! African buffalo! Looks like nerdy cow how cute!!!
Makes me believe the power of weak if they gather!!!
I luv this animal!! African buffalo! Looks like nerdy cow how cute!!!
These gazelles are great too! My type of animals ;)
Great website with beautiful pictures : http://www.ludilochner.com/archive/attachment/african-buffalo-syncerus-caffer-satara-kruger-national-park-south-africa-europe-animal-s1-tif/
27 Ağustos 2013 Salı
Insanin evrimi
O gun Elif Safak okurken gormustum, bir insan depresyon sonrasi hic eskisi gibi olmaz, kullerinden dogar bambaska insan olur diye. Ben bu blogu ilk actigimda kotu bir iliskim vardi, habire ayrilir, ayrilmaz ister, kafamla kalbim arasinda kalirdim. Yillar gecti annemin mantigiyla kendi arasinda kalan kiz buyudu, yine kotu iliskiler yasasi, guzel iliskiler yasadi, kotu ayriliklar yasadi. Insan evrim geciriyor hani ya, epey de degisiyor, dertlerin tarzi degisiyor, dertlerin etkisi, izleri herbirsey degisiyor, ama yavas be anacigim. Soyle bir bakiyorum, cevremdeki pek cok insan benimle birlikte, oyle cok mutlu olmak diye birsey yok, elindekiyle mutlu olmak var. Ya da ne bileyim pekcok sey degismese bile insanin hayatinda, hayata tutumu degisiyor insanin, tek gercek kendini mutlu edebilmek...Ve bunun icin kendini tanimak gerekiyor, bilmek, sonra deli gibi cabalamak gerekiyor. Hayat hep bir caba, hep bir evrim, mutlu olmaya calismak, kimi zaman basarmak, kimi zaman basaramamak ama hep en az hasarla ustesinden gelebilmek, hep birseyleri beklemek, beklerken hayatin da tadina varabilmek. Hayat guzel, insanlar guzel, hayat bazen kotu, insanlar da ama hayat boyle oldugunca kotu halleriyle guzel. Cok mutlu olmayi beklememek gerek, mutlu olacak seyler bulmak gerek, bir de az mutlulukla yetinmek. E avuc ici kadar mutluluk yeter... :)
PS. nedenseacaba yapmisim blogumu, eskiden hep boyle sorular sorardim. Simdi sorularim bile evrim gecirdi, ne olacak acaba. Sanirim birkac yila bunu da birakip hayati oldugunca, daha guzel yasabilecegim :)
PS. nedenseacaba yapmisim blogumu, eskiden hep boyle sorular sorardim. Simdi sorularim bile evrim gecirdi, ne olacak acaba. Sanirim birkac yila bunu da birakip hayati oldugunca, daha guzel yasabilecegim :)
26 Ağustos 2013 Pazartesi
Vulnerability
Talking to a friend, I said from now on I want to be logical with a hint of hope, because I have done hope with a bit of hint of logic for years and I have failed in terms of usual life success measurements we know. I am 31, single, not hopeful to be married or have kids in my targeted age. It is scary, I did not know it would come so quickly, I want to stop worrying because I am happy with what I have, only if I would not worry about imagining myself alone when I am 45. I don't know why it happens this way but its worrisome after fun years in 20s, suddenly you become 30, and you find yourself kinda alone while everybody is getting married and having kids. It becomes like a competition and you are behind if you have no hope, no bf by this age. It is quite weird!
I luv Brene Brown's TED talk, one of my favorites. She says "we want to make uncertain certain". I do. But many good things she says.
“Owning our story can be hard but not nearly as difficult as spending our lives running from it. Embracing our vulnerabilities is risky but not nearly as dangerous as giving up on love and belonging and joy—the experiences that make us the most vulnerable. Only when we are brave enough to explore the darkness will we discover the infinite power of our light.”
“You are imperfect, you are wired for struggle, but you are worthy of love and belonging.”
"Love is not something we give or get; it is something that we nurture and grow, a connection that can only be cultivated between two people when it exists within each one of them – we can only love others as much as we love ourselves."
“We cannot selectively numb emotions, when we numb the painful emotions, we also numb the positive emotions.”
“Vulnerability is the birthplace of love, belonging, joy, courage, empathy, and creativity. It is the source of hope, empathy, accountability, and authenticity. If we want greater clarity in our purpose or deeper and more meaningful spiritual lives, vulnerability is the path.”
I luv Brene Brown's TED talk, one of my favorites. She says "we want to make uncertain certain". I do. But many good things she says.
“Owning our story can be hard but not nearly as difficult as spending our lives running from it. Embracing our vulnerabilities is risky but not nearly as dangerous as giving up on love and belonging and joy—the experiences that make us the most vulnerable. Only when we are brave enough to explore the darkness will we discover the infinite power of our light.”
“You are imperfect, you are wired for struggle, but you are worthy of love and belonging.”
"Love is not something we give or get; it is something that we nurture and grow, a connection that can only be cultivated between two people when it exists within each one of them – we can only love others as much as we love ourselves."
“We cannot selectively numb emotions, when we numb the painful emotions, we also numb the positive emotions.”
“Vulnerability is the birthplace of love, belonging, joy, courage, empathy, and creativity. It is the source of hope, empathy, accountability, and authenticity. If we want greater clarity in our purpose or deeper and more meaningful spiritual lives, vulnerability is the path.”
23 Ağustos 2013 Cuma
Facebook!
The Economist sever oldum, super seyler cikiyor.
Facete cok vakit harcadigimi dusundugum sirada. Bundan sonra yapmiyorum!!! Face gunde bir kez 1 saat, girmek istedigimde, gazete, mecmua, journal okuyacagim, kararim budur. Hayatimi kotu yonde etkiledigini dusunuyorum, kesinlikle!
Bakiniz:
Facebook is bad for you! Get a life!
Kesinlikle dogru:
The researchers recruited 82 Facebookers for their study. These volunteers, in their late teens or early 20s, agreed to have their Facebook activity observed for two weeks and to report, five times a day, on their state of mind and their direct social contacts (phone calls and meetings in person with other people). These reports were prompted by text messages, sent between 10am and midnight, asking them to complete a short questionnaire.
Those who used Facebook a lot were more likely to report a decline in satisfaction than those who visited the site infrequently. In contrast, there was a positive association between the amount of direct social contact a volunteer had and how positive he felt. In other words, the more volunteers socialised in the real world, the more positive they reported feeling the next time they filled in the questionnaire.
Su anda uyku ve yemek yemek disinda en cok yaptigim sey facebook, hayat kalitemin artmasi icin darbe yapiyorum ve facebook ban!!!
Facete cok vakit harcadigimi dusundugum sirada. Bundan sonra yapmiyorum!!! Face gunde bir kez 1 saat, girmek istedigimde, gazete, mecmua, journal okuyacagim, kararim budur. Hayatimi kotu yonde etkiledigini dusunuyorum, kesinlikle!
Bakiniz:
Facebook is bad for you! Get a life!
Kesinlikle dogru:
The researchers recruited 82 Facebookers for their study. These volunteers, in their late teens or early 20s, agreed to have their Facebook activity observed for two weeks and to report, five times a day, on their state of mind and their direct social contacts (phone calls and meetings in person with other people). These reports were prompted by text messages, sent between 10am and midnight, asking them to complete a short questionnaire.
Those who used Facebook a lot were more likely to report a decline in satisfaction than those who visited the site infrequently. In contrast, there was a positive association between the amount of direct social contact a volunteer had and how positive he felt. In other words, the more volunteers socialised in the real world, the more positive they reported feeling the next time they filled in the questionnaire.
Su anda uyku ve yemek yemek disinda en cok yaptigim sey facebook, hayat kalitemin artmasi icin darbe yapiyorum ve facebook ban!!!
20 Ağustos 2013 Salı
Neuroscience
I was never into neuroscience, till recently I have started working on neurotoxicity. It is an incredible field, like so many other topics but somehow a little bit more excitement and interest in it. It could be because I am new to the subject and there are a lot to learn.
Apart from that, I always luved physiological experiments, relating human behaviors to hormones and neurotransmitters. It could be because I want no quilt on my side and always wanna blame the hormones or my brain :) Similar to what I wrote yesterday, here is another research.
Here is the neurologist who gives the information. How fun he looks :) Like in one of the cartoons where a red long hair guy try to hunt a bird, I totally dont remember the name of the cartoon but I have the image in my mind.
Anyways, so adult rats are used in this research. They apply light to observe day and night difference in neurotransmitters in the brain. And in the darker they showed lower dopamine, like people in the winter time. Their anxiety and confidence depend on neurotransmitters. So behaivoral changes were observed based on neurotransmitter switches. Quite interesting!
Apart from that, I always luved physiological experiments, relating human behaviors to hormones and neurotransmitters. It could be because I want no quilt on my side and always wanna blame the hormones or my brain :) Similar to what I wrote yesterday, here is another research.
Here is the neurologist who gives the information. How fun he looks :) Like in one of the cartoons where a red long hair guy try to hunt a bird, I totally dont remember the name of the cartoon but I have the image in my mind.
Anyways, so adult rats are used in this research. They apply light to observe day and night difference in neurotransmitters in the brain. And in the darker they showed lower dopamine, like people in the winter time. Their anxiety and confidence depend on neurotransmitters. So behaivoral changes were observed based on neurotransmitter switches. Quite interesting!
19 Ağustos 2013 Pazartesi
All time favorite TED talks!
TED talks are one of my favorite thing to listen when I have spare time, and I want to do something useful. I believe they can very very informative and can change one's perspective. One recent one I luved to listen was about how oxytocin can increase trust, generosity, and empathy, and how high testosterone can inhibit it (no wonder men are selfish, smh), and how 5% of the people dont have this and we call them bastard the speaker says :)
Paul Zak Trust, morality and oxytocin
The listed talks are some of my all time favorites, if you have time, please listen!
Favorite TED talks:
Listened and luved
7. Amy Cuddy: Your Body Language Shapes Who You Are
10. Mary Roach: 10 Things You Didn’t Know About Orgasm
15. Shawn Achor: The Happy Secret to Better Work
16. Brené Brown: The Power of Vulnerability
17. Meg Jay: Why 30 is Not the New 20
19. Dan Gilbert: The Surprising Science of Happiness
22. Paul Zak: Trust, Morality… and Oxytocin?
Will listen the rest after listening to my favorites couple more times :))
Paul Zak Trust, morality and oxytocin
The listed talks are some of my all time favorites, if you have time, please listen!
Favorite TED talks:
Listened and luved
7. Amy Cuddy: Your Body Language Shapes Who You Are
10. Mary Roach: 10 Things You Didn’t Know About Orgasm
15. Shawn Achor: The Happy Secret to Better Work
16. Brené Brown: The Power of Vulnerability
17. Meg Jay: Why 30 is Not the New 20
19. Dan Gilbert: The Surprising Science of Happiness
22. Paul Zak: Trust, Morality… and Oxytocin?
Will listen the rest after listening to my favorites couple more times :))
Long time no see
Selam blogcum,
Naber?! Ne cok zaman gectiiii??!? Bu arada New Port News-Virginia-Philly'e gidildi, dostlar goruldu, yeni dostluklar edinildi, gobekler atildi, abi ziyarete geldi, gezildi, tozuldu, cok calisildi, muzikale gidildi, jaz dinelnildi, yorunuldu, abiler gitti, dinlenildi, kilo alindi, az calisildi, haftada 4 cardio yapildi ilk kez 1 saat elipticalla birlikte, alisveris yapildi, dostlar goruldu, surf bile yapildi vayki vay. Bunlarin yanisira, bilet alindi, 2 hafta sonra Seattle-Portland-SF yolcusu kalmasin! Hocaya soraydim iyiydi! Cok olmus ama. Uc bes resim:
Naber?! Ne cok zaman gectiiii??!? Bu arada New Port News-Virginia-Philly'e gidildi, dostlar goruldu, yeni dostluklar edinildi, gobekler atildi, abi ziyarete geldi, gezildi, tozuldu, cok calisildi, muzikale gidildi, jaz dinelnildi, yorunuldu, abiler gitti, dinlenildi, kilo alindi, az calisildi, haftada 4 cardio yapildi ilk kez 1 saat elipticalla birlikte, alisveris yapildi, dostlar goruldu, surf bile yapildi vayki vay. Bunlarin yanisira, bilet alindi, 2 hafta sonra Seattle-Portland-SF yolcusu kalmasin! Hocaya soraydim iyiydi! Cok olmus ama. Uc bes resim:
![]() |
| Favorite musical for now! |
![]() |
| 230 5th roof top |
![]() |
| Dizzy Coca Cola Jazz Club Columbus Circle |
![]() |
| Richmond, VA |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













